Camiiden

amlıca Camii’nde kıldığı cuma namazının ardından cemaate seslenen Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, “Hepiniz toptan, sımsıkı Allah’ın ipine sarılın. Eğer toptan, sımsıkı Allah’ın ipi Kur’an’a sarılırsak, bilesiniz ki hiçbir beşeri güç bizi birbirimize düşüremeyecektir” sözlerine yer verdi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kısıklı’daki konutundan çıkarak Cuma namazı için Üsküdar’daki Çamlıca Camii’ne geçti. Erdoğan, burada Cuma namazını kıldıktan sonra cemaate seslendi

”KUR’AN’A SARILIRSAK BİZİ BİRBİRİMİZE DÜŞÜREMEZLER”

Al-i İmran Suresi’ne değinin Erdoğan şunları söyledi: “Bir arada buluşmayı lütfeden Allah’a hamd olsun. Hepiniz toptan, sımsıkı Allah’ın ipine sarılın. Eğer toptan, sımsıkı Allah’ın ipi Kur’an’a sarılırsak, bilesiniz ki hiçbir beşeri güç bizi birbirimize düşüremeyecektir. Ve birbirimizi Allah için seveceğiz, menfaat makam için değil.

”ALLAH YARDIMCIMIZ OLSUN İNŞALLAH”

Ve birbirimizi Allah için sevdiğimiz sürece de bu millete, Allah’ın izniyle kimse herhangi bir şey yapamayacaktır. Hep dua edelim. Allah yar, yardımcımız olsun inşallah

.”SİZLERİ ALLAH’A EMANET EDİYORUM”

Ve tüm ailelerinizle birlikte Rabb’im mutluluğunuzu daim eylesin diyorum. Sizleri Allah’a emanet ediyorum.”

Üretecek

Baykar Teknik Müdürü Selçuk Bayraktar, “Bundan sonraki hedefimizde akıllı uçan arabalar var. Adeta kişisel bilgisayar gibi kullanılan, kişisel akıllı arabaları hayal ediyoruz. Cezeri herkesi pilot yapabilen çok akıllı bir araç olarak ön plana çıkıyor” dedi.
T’eröristlerin kabusu haline gelen insansız hava araçlarının (İHA) mimarı Baykar Teknik Müdürü ve Türkiye Teknoloji Takımı Vakfı (T3 Vakfı) Mütevelli Heyeti Başkanı Selçuk Bayraktar, test uçuşunu başarıyla gerçekleştiren Türkiye’nin ilk yerli uçan arabası “Cezeri” hakkında önemli açıklamalarda bulundu.

Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı öncülüğünde Gaziantep’te düzenlenen TEKNOFEST 2020 fuarında konuşan Bayraktar, otomotiv sektöründe birisi elektrikli diğeri akıllı araçlar olmak üzere iki büyük devrim yaşandığını dile getirdi.

“Bundan sonraki hedefimizde akıllı uçan arabalar var” diyen Bayraktar, “Adeta kişisel bilgisayar gibi kullanılan, akıllı arabaları hayal ediyoruz. Eskiden bilgisayar teknolojisi sadece büyük kurumların kullandığı dev sabit makinelerden oluşuyordu şimdi herkesin elinde kullandığı teknolojilere dönüştü. Aynen biz de akıllı araçların geleceğini öyle görüyoruz” diye konuştu. “Cezeri Uçan Araba”nın test uçuşunun dünyada büyük yankı uyandırdığını belirten Bayraktar bilişim teknolojilerinin çok hızlı ilerlediğinin altını çizdi.

Cezeri’nin herkesi pilot yapabilecek çok akıllı bir araç olarak ön plana çıktığını kaydeden Bayraktar, “Tabii aracımız henüz çok çok yeni, doğum aşamasında diyebiliriz. Dünyada bu alanda çalışan onlarca bilişim teknolojisi var. Bazısı çok büyük kurumlar, bazıları da küçük çaplı çalışmalardan ibaret” diye konuştu.

“Türkiye artık bu alanda ben de varım diyor”
Cezeri ile ilgili çalışmaların kapsamlı bir şekilde devam ettiğini vurgulayan Selçuk Bayraktar, “Bu bizim çok uzun bir yolculuğumuzun hikayesidir. Ben şuna da benzetiyorum. 2005 yılında yaptığımız Türkiye’nin ilk milli ufak 5 buçuk kiloluk insansız hava aracına da benzetiyorum. Bugün 2005’ten bu yana 15 yıl içerisinde Türkiye dünyanın kendi sınıfında en modern en iyisi diyebileceğimiz 5 buçuk tonluk Akıncı’yı yapar hale geldi” değerlendirmesinde bulundu. Dünyada sadece birkaç ülkenin bu sınıfta ve kapasitede İHA yaptığını aktaran Bayraktar, “Türkiye artık bu alanda ben de varım diyor” dedi.”Cezeri’nin hayatımıza girişi erken olabilir”
Teknolojide artık 5-10 yılın bile çok uzun bir zaman dilimi olduğunu söyleyen Bayraktar şöyle devam etti:

“Nasıl ki telefonlarımızın her iki yılda bir modelleri ve fonksiyonları değişiyorsa teknoloji de çok hızlı evinim yaptığından Cezeri’nin hayatımıza girişi biraz daha erken olabilir. Benim öngörüm 5 ila 15 yıl arasında geçen bir süreci kapsar. Çünkü bazı kırılımlar gerekiyor yani kent taşımacılığında sivillerin kullanması için ama ondan önce sportif maksatla kullanılacağını düşünüyorum. İlk hedefimiz kırsal alanda sportif maksatlarla kullanılabilecek araçlar olarak kullanılmasını sağlamaktır”

“Cezeri Uçan Araba” için daha önce elde edilen teknolojik birikimlerden faydalanıldığını kaydeden Bayraktar, “Akıncı ile geliştirdiğimiz uçuş bilgisayarlarının bir kısmı bunda kullanılıyor. Çünkü bunun da çok emniyetli olması gerekiyor, gerekli sistemlere sahip, bütün kritik uçuş sistemleri 3 yedekli oluyor. Yine bilgisayar destekli 3 robotik pilotlar uçağı uçuruyor. Bunun yanında sistemsel olarak da ciddi bir yedeklilik gereksinimi var. Elbette orada, geçmişten gelen teknoloji birikimimiz de var. Bizim 20 yılda gelen insansız hava aracı birikimimizin tümünü neredeyse Cezeri’yi uçurmak için kullanıyoruz” ifadelerini kullandı.

Güzel haberi

Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, Samsun’da yeni tip pandemisinin Türkiye’deki seyri ve bölgedeki son durum hakkında açıklamalarda bulundu.

“ALINAN TEDBİRLERLE VAKA ARTIŞ HIZI KONTROL ALTINA ALINDI”

Son bir haftada ülke çapında alınan tedbirlerin işe yaradığını belirten Bakan Koca, “Hasta sayılarımız ve kayıplarımız yeniden artmaya başladı. Bu durum tüm dünya için geçerli.Hasta sayısındaki artış her yerde aynı değil. Son bir haftadır ülke çapında alınan tedbirler ve sıkı denetim sayesinde vaka artış hızımızın kontrol altına alındığını söylemek istiyorum ama bu bizi asla ve asla rehavete sürüklememelidir” ifadelerini kullandı.

SAMSUN ÖZELİNDE BÖLGEDEKİ SON DURUMU PAYLAŞTI Bakan Koca, “Samsun ve civar illerde mercek altına aldığımız merkezlerden biri oldu. Samsun önemli bir insan hareketine maruz kalıyor. Samsun’da yaptığımız hızlı ve etkili müdahalelerle son bir haftada üçte bir oranında vaka sayısında düşüş olduğunu söylemek istiyorum. bir hafta 10 gün içinde hasta sayısının düşmesini bekliyoruz” dedi.

“TEMASLARI NE KADAR ERKEN TEŞHİS EDERSEK O KADAR BAŞARILI OLURUZ” Sözlerine devam eden Koca, “Samsunlu vatandaşlarımıza uyarım olacak; Hastalığın 60 yaş üstünde daha ağır seyrettiğini biliyoruz. Temasları ne kadar erken teşhis edersek o kadar başarılı oluruz. Türkiye, temaslı takibini en iyi yapan ülkelerden biri. Temizlik, maske ve mesafe bu salgına karşı en önemli gücümüz. Bunlardan taviz veren her ilimizde istemediğimiz tabloları görüyoruz. Tüm hemşehrilerimi kurallara sıkı sıkıya uymaya davet ediyorum” diye konuştu.

3 ay daha

60 GÜN DAHA UZATILDI
Verdiği 2 Ay Müjdesi ile yüzbinlerce çalışanı sevince boğdu. Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, dün yaptığı açıklamasında. Sağlık Bakanı Fahrettin Koca,

dün yaptığı açıklamasında aile hekimleri ile aile sağlığı çalı şanlarının maaşlarından artık kesinti yapılmayacağını duyurmuş 2 ay müjdesinin sinyalini vermişti. Sağlık Bakanı Koca duyurdu: Ek ödemeler 2 ay daha uzatıldı Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, sağlık çalışanlarına yapılan ek ödeme süresinin pandemi nedeniyle 2 ay daha uzatıldığını duyurdu.

“VERİLEN MÜCADELENİN KARŞILIĞI BU DEĞİL, BİLİYORUM”

Koca, sosyal medyadan yaptığı açıklamada şunları söyledi: “Sağlık çalışanlarımıza yapılan ek ödeme süresi pandemi nedeniyle 2 ay daha uzatılmıştır. Canla başla verilen mücadelenin karşılığı elbette bu değil, biliyorum.” Corona virüsü salgınıyla ön saflarda mücadele eden hekimlerin en çok şikayet ettiği konula rın başında gelen maaş kesintisi Resmi Gazete’de yayımlanan Cumhurbaşkanı Kararı ile kaldırıldı.

Haberi sosyal medya hesabından paylaşan Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, Salgın dan etkilenerek görev yapamayan aile hekimleri ile aile sağlığı çalışanlarının maaşlarından artık kesinti yapılamayacak. Ayrıca COVID-19 hasta takibine göre 2 ay süreyle ek ödeme verilecek” dedi

Gençlere

Tüm dünyayı etkisi altına alan koronavirüs salgınında “Gençler hastalığı ağır geçirmiyor” tezi son zamanlarda yaşanan gelişmelerle çürüdü. Dünya Sağlık Örgütü, hastanede tedavi gören 15-49 yaş grubundaki hastalarda artış görüldüğüne dikkat çekti.

İlk olarak Aralık 2019’da Çin’in Hubei eyaletine bağlı Vuhan kentinde ortaya çıkan ve kısa sürede tüm dünyayı etkisi altına alan yeni tip koronavirüs salgını nedeniyle dünya genelinde 962 binin üzerinde insan y-aşamını yitirdi, 31 milyonun üzerinde insan ö-lümcül salgına yakalandı. Salgının başından beri inanılan “Gençler hastalığı ağır geçirmiyor” tezi ise son zamanda yaşanan gelişmelerle çürütüldü. Koronavirüs salgınıyla ilgili son verileri paylaşan Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ), hastanede tedavi gören 15-49 yaş grubundaki hastalarda artış görüldüğüne dikkat çekti.

KOVİD-19’DAN ETKİLENEN GENÇLERİN SAYISI ARTIYOR

Dünyada Kovid-19 salgınından etkilenen gençlerin sayısı her geçen gün artıyor. Bu artış dünyanın pek çok ülkesiyle paralel olarak Türkiye’de de izleniyor. Almanya, İtalya, Fransa, İspanya gibi Avrupa ülkelerinden yapılan açıklamalarda ülkelerinde Kovid-19’a yakalananların yaş ortalamasının 50-60’tan 30-35 aralığına düştüğüne dikkat çekiliyor.

Kore ve Amerika Birleşik Devletleri’nde yapılan çalışmalar ise hastalığa yakalanma oranlarının genç yaş grubunda (özellikle 10-19 yaş aralığında) daha fazla arttığını gösteriyor. Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) yaptığı açıklamada, hastaneye yatan hastalarda 15-49 yaş grubunda artış görüldüğüne dikkat çekiyor.

”AĞUSTOS AYININ SON HAFTASINDA TEŞHİS KOYULAN HASTALARIN YARISI GENÇ”

Habertürk’ten Ceyda Erenoğlu’nun haberine göre, konuyla ilgili Sağlık Bilimleri Üniversitesi Göğüs Hastalıkları Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Sevda Şener Cömert, “Ülkemizde, Sağlık Bakanlığı’nın raporunda yer alan veriler, Ağustos ayının son haftasında Kovid-19 tanısı alan hastaların yaklaşık yarısının 25- 49 yaş arasında kişilerden oluştuğunu gösteriyor. Türkiye’de Kovid-19 tanısı almış kişilerin yaş dağılımına bakıldığında, tüm vakaların yüzde 6.9’unu (18 bin 563 kişi) 15 yaşın altındaki çocukların, yüzde 13.9’unu (37 bin 456 kişi) 15-24 yaş aralığındaki gençlerin, yüzde 49.4’ünü (133 bin 78 kişi) ise 25- 49 yaş aralığında kişilerin oluşturduğu görülüyor. Buradan Kovid-19 tanısı alan olguların beşte birinin (yüzde 20.8) 24 yaş altındaki gençlerden oluştuğu anlaşılıyor” diyor.

TEDBİRLERE DİKKAT EDİLMEMESİ YAŞ ORANINI DÜŞÜRDÜ

Hastaların yaş ortalamasında izlenen düşüşte, yaz döneminde maske, mesafe ve hijyen ile ilgili tedbirlerin dikkate alınmaması, gençlerin ve çocukların hastalığın başlangıç dönemine göre dışarıda ve sosyal ortamlarda çok daha fazla temas halinde olmaları etkili bulunuyor. Düşüşte, bu yaş grubundaki çocuk ve gençlerin davranışlarının kontrolünün zor olması da önem taşıyor.

KÜÇÜK BEBEK VE OBEZ ÇOCUKLARIN RİSKİ DAHA FAZLA

British Medical Journal’da (BMJ) yapılan bir çalışmada, çocuklarda Kovid-19 nedeniyle ağır hastalık ve ö-lüm oranlarının düşük olduğu gösterilmekle beraber, küçük bebeklerde ve obez çocuklarda hastalığın ağır geçme ve yoğun bakım ihtiyacı riskinin daha fazla olduğu belirtiliyor. Bu çalışmada Kovid-19 nedeniyle h-ayatını kaybeden çocukların oranının yüzde 1 olduğuna, bu rakamın toplumdaki 18 yaş altı nüfusa göre değerlendirildiğinde ciddi bir orana denk geldiğine dikkat çekiliyor.

”GENÇLERDE DE AĞIR VAKALAR GÖRÜYORUZ”

Prof. Dr. Sevda Şener Cömert, “Klinik pratiğimizde giderek daha fazla genç hastayı polikliniklerimizde görmeye başladık. Gençlerin ve çocukların hastalanmadıkları bilgisi doğru değil. Onlar da virüs ile enfekte oluyor ancak hastalığı yaşlı gruba göre daha hafif atlatıyorlar. Buna karşın gençlerde de ağır vakalar görüyoruz.

Örneğin kliniğimizde Kovid-19 nedeniyle tedavi gören ve akciğerde bu virüse bağlı zatürre saptanan anne-oğul hastalarımızın her ikisinin de hastaneye yatışlarının ikinci gününde nefes darlığı şikayetlerinin artması ve oksijen ihtiyaçlarının serviste karşılanamayacak düzeye gelmesi nedeni ile yoğun bakıma alınmaları gerekti. 35 yaşında olan genç hastamız yoğun bakım şartlarında günlerce solunum cihazına bağlı yaşadı. Bu ve bunun gibi örnekler gençlerin de Kovid-19 nedeniyle ağır hastalık tablosuna yakalanabileceklerini ve kendilerini korumalarını gerektiğini gösteriyor” diyor.

Migeanlı

Adalet Bakanı Abdülhamit Gül’den Müge Anlı açıklaması, A’leyna Çakır dosyası arapsaçına dönmüştü

Müge Anlı ile Tatlı Sert programında ele alınan Aleyna Çakır dosyasıyla ilgili konuşan Adalet Bakanı Abdülhamit Gül, “Savcı ben şunun ifadesini aldım diye paylaşmaz. Bunlar hep gizli yürür. Olması gereken bu. Savcılık da buna uyar. Dosyaya giren bir belge değerlendirilmesi gerekiyorsa değerlendirilmemişse, HSK devreye girer. Asla üstü kapatılamaz. Kamuoyu müsterih olsun” açıklamasında bulundu.

Medyaradar’da yer alan habere göre, CNN Türk canlı yayınında Hakan Çelik’in konuğu olan Abdülhamit Gül, Aleyna Çakır’ın ölümü ve sonrasında Ümitcan Uygun’un annesi Gülay Uygun’un annesinin i-ntihar etmesiyle ilgili açıklamalarda bulundu.Soruşturmanın büyük bir gizlilik içerisinde devam ettiğini belirten Bakan Abdülhamit Gül, kamuoyunun müsterih olmasını istedi, olayın üstünün asla kapatılmayacağını söyledi.

SO-RUŞTURMA OLARAK DEVAM EDİYOR

Adalet Bakanı Abdülhamit Gül, şunları söyledi: “Çok a’cı bir hadise. O genç kızımıza Allah’tan r’ahmet diliyorum. Çok üzücü bir hadise. Olaydan itibaren Ankara Başsavcılığı bir soruşturma başlattı. Soruşturma gizli bir şekilde devam ediyor. Şu suçlu, bu suçlu gibi bir bilgim olur. Yorum yapmam da doğru olmaz.

ASLA ÜSTÜ KAPATILAMAZ

Kim kiminle nerede ne olmuş… Savcılık ve kolluk takibini yapıyor. Savcı birini takip ediyor dinliyordur. Ben şunun ifadesini aldım diye paylaşmaz. Bunlar hep gizli yürür. Olması gereken bu. Savcılık da buna uyar. Dosyaya giren bir belge değerlendirilmesi gerekiyorsa değerlendirilmemişse, HSK devreye girer. Asla üstü kapatılamaz. Kamuoyu müsterih olsun.

SAVCI TELEVİZYON PROGRAMCISI DEĞİL

Bu konuda farklı yorumlar haksız bir şekilde yapılır. Hakim ve savcı fiile bakar. Savcı televizyon programcısı değildir. Dolayısıyla soruşturma sürecine saygılı olmak gerekir. Delilin varsa adliyeye karakola konuşacaksın. Elinde bilgi varsa, savcıya kolluğa vermek zorundasın.

“ÇOK ZARARLI VE YANLIŞ BULUYORUM”

Kimse kanun önünde ayrımcılığa tabi tutulamaz. Kanun önünde herkes eşittir. Düşüncesi ne olursa olsun. Katilini, tecavüzcüsünü ayrım yaparak olaya bakan bir anlayış var. Ben bu anlayışı çok zararlı ve yanlış buluyorum.”

Müge anlıı

Adalet Bakanı Abdülhamit Gül’den Müge Anlı açıklaması, A’leyna Çakır dosyası arapsaçına dönmüştü

Müge Anlı ile Tatlı Sert programında ele alınan Aleyna Çakır dosyasıyla ilgili konuşan Adalet Bakanı Abdülhamit Gül, “Savcı ben şunun ifadesini aldım diye paylaşmaz. Bunlar hep gizli yürür. Olması gereken bu. Savcılık da buna uyar. Dosyaya giren bir belge değerlendirilmesi gerekiyorsa değerlendirilmemişse, HSK devreye girer. Asla üstü kapatılamaz. Kamuoyu müsterih olsun” açıklamasında bulundu.

Medyaradar’da yer alan habere göre, CNN Türk canlı yayınında Hakan Çelik’in konuğu olan Abdülhamit Gül, Aleyna Çakır’ın ölümü ve sonrasında Ümitcan Uygun’un annesi Gülay Uygun’un annesinin i-ntihar etmesiyle ilgili açıklamalarda bulundu.Soruşturmanın büyük bir gizlilik içerisinde devam ettiğini belirten Bakan Abdülhamit Gül, kamuoyunun müsterih olmasını istedi, olayın üstünün asla kapatılmayacağını söyledi.

SO-RUŞTURMA OLARAK DEVAM EDİYOR

Adalet Bakanı Abdülhamit Gül, şunları söyledi: “Çok a’cı bir hadise. O genç kızımıza Allah’tan r’ahmet diliyorum. Çok üzücü bir hadise. Olaydan itibaren Ankara Başsavcılığı bir soruşturma başlattı. Soruşturma gizli bir şekilde devam ediyor. Şu suçlu, bu suçlu gibi bir bilgim olur. Yorum yapmam da doğru olmaz.

ASLA ÜSTÜ KAPATILAMAZ

Kim kiminle nerede ne olmuş… Savcılık ve kolluk takibini yapıyor. Savcı birini takip ediyor dinliyordur. Ben şunun ifadesini aldım diye paylaşmaz. Bunlar hep gizli yürür. Olması gereken bu. Savcılık da buna uyar. Dosyaya giren bir belge değerlendirilmesi gerekiyorsa değerlendirilmemişse, HSK devreye girer. Asla üstü kapatılamaz. Kamuoyu müsterih olsun.

SAVCI TELEVİZYON PROGRAMCISI DEĞİL

Bu konuda farklı yorumlar haksız bir şekilde yapılır. Hakim ve savcı fiile bakar. Savcı televizyon programcısı değildir. Dolayısıyla soruşturma sürecine saygılı olmak gerekir. Delilin varsa adliyeye karakola konuşacaksın. Elinde bilgi varsa, savcıya kolluğa vermek zorundasın.

“ÇOK ZARARLI VE YANLIŞ BULUYORUM”

Kimse kanun önünde ayrımcılığa tabi tutulamaz. Kanun önünde herkes eşittir. Düşüncesi ne olursa olsun. Katilini, tecavüzcüsünü ayrım yaparak olaya bakan bir anlayış var. Ben bu anlayışı çok zararlı ve yanlış buluyorum.”

Müge anlı

Adalet Bakanı Abdülhamit Gül’den Müge Anlı açıklaması, Aleyna Çakır dosyası arapsaçına dönmüştü

Müge Anlı ile Tatlı Sert programında ele alınan Aleyna Çakır dosyasıyla ilgili konuşan Adalet Bakanı Abdülhamit Gül, “Savcı ben şunun ifadesini aldım diye paylaşmaz. Bunlar hep gizli yürür. Olması gereken bu. Savcılık da buna uyar. Dosyaya giren bir belge değerlendirilmesi gerekiyorsa değerlendirilmemişse, HSK devreye girer. Asla üstü kapatılamaz. Kamuoyu müsterih olsun” açıklamasında bulundu.

Medyaradar’da yer alan habere göre, CNN Türk canlı yayınında Hakan Çelik’in konuğu olan Abdülhamit Gül, Aleyna Çakır’ın ölümü ve sonrasında Ümitcan Uygun’un annesi Gülay Uygun’un annesinin intihar etmesiyle ilgili açıklamalarda bulundu.Soruşturmanın büyük bir gizlilik içerisinde devam ettiğini belirten Bakan Abdülhamit Gül, kamuoyunun müsterih olmasını istedi, olayın üstünün asla kapatılmayacağını söyledi.

SORUŞTURMA OLARAK DEVAM EDİYOR

Adalet Bakanı Abdülhamit Gül, şunları söyledi: “Çok acı bir hadise. O genç kızımıza Allah’tan rahmet diliyorum. Çok üzücü bir hadise. Olaydan itibaren Ankara Başsavcılığı bir soruşturma başlattı. Soruşturma gizli bir şekilde devam ediyor. Şu suçlu, bu suçlu gibi bir bilgim olur. Yorum yapmam da doğru olmaz.

ASLA ÜSTÜ KAPATILAMAZ

Kim kiminle nerede ne olmuş… Savcılık ve kolluk takibini yapıyor. Savcı birini takip ediyor dinliyordur. Ben şunun ifadesini aldım diye paylaşmaz. Bunlar hep gizli yürür. Olması gereken bu. Savcılık da buna uyar. Dosyaya giren bir belge değerlendirilmesi gerekiyorsa değerlendirilmemişse, HSK devreye girer. Asla üstü kapatılamaz. Kamuoyu müsterih olsun.

SAVCI TELEVİZYON PROGRAMCISI DEĞİL

Bu konuda farklı yorumlar haksız bir şekilde yapılır. Hakim ve savcı fiile bakar. Savcı televizyon programcısı değildir. Dolayısıyla soruşturma sürecine saygılı olmak gerekir. Delilin varsa adliyeye karakola konuşacaksın. Elinde bilgi varsa, savcıya kolluğa vermek zorundasın.

“ÇOK ZARARLI VE YANLIŞ BULUYORUM”

Kimse kanun önünde ayrımcılığa tabi tutulamaz. Kanun önünde herkes eşittir. Düşüncesi ne olursa olsun. Katilini, tecavüzcüsünü ayrım yaparak olaya bakan bir anlayış var. Ben bu anlayışı çok zararlı ve yanlış buluyorum.”

Ne yapacak

Bakan Soylu siyaseti ne zaman bırakacağı sorusuna böyle cevap verdi.

Katıldığı canlı yayında soruları yanıtlayan İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, siyaseti bırakacağı tarihle ilgili “Yarını önemseyenler olabilir. Benim bırakacağım en büyük miras Sn. Cumhurbaşkanımız ile çalışıyor olmak. Tayyip Erdoğan’dan sonra siyaset yapmayacağım” ifadelerini kullandı.

“BENDEN SONRAKİ BİLSİNLER Kİ BU ADAM TAYYİP ERDOĞAN’LA ÇALIŞTI BİTİRDİ DEFTERİ KAPATTI”
“Ülkelerin güçleri vardır, siyaset biliminde buna milli güç denir. Bir ülkenin ordusu milli güçtür, bir ülkenin ekonomisi milli gücüdür. Sayın cumhurbaşkanımız bu gün bu ülkenin milli gücüdür” diyerek konuşmasını sürdüren Bakan Soylu,

“Bundan 50 yıl 100 yıl sonra sadece onlarla çalışanlar tarafından değil, gelecek Türkiye’si tarafından kabul edilecek. Ortaya koyduğumuz sıçrama Türkiye’nin büyümesi, cesur olması, yardım eli uzatan olması, tarihiyle buluşması, balkanlara kadar buluşması, terörle mücadelesi, sanayisi teknolojisi, hayallerinin gerçekleşmesi görülecek. Gönül ister ki tarih bunu önceki zamanlarda göstersin.

Sayın cumhurbaşkanımızla 2012 yılı 5 Eylül’de girdim AK Parti’ye, 8. Yılı bitirdik. Bir kısmında partide görev verdi çalıştık, bir kısmı da hükümette görev verdi çalıştık. Gücümüz yettiğince yükünü almaya çalışıyoruz, talimatlarını yerine getirmeye çalışıyoruz. Yarını önemseyenler olabilir, çok doğaldır. Ama benim şahsi kanaatim, Türkiye’nin bu günü için bu dönemi önemlidir. Bu dönemi iyi atlatabilirsek, yarın önemlidir. Bu dönemi atlatmakta, tecrübesiyle, bilgisiyle, dünyayı bilmesiyle, Türkiye’yi tanımasıyla ancak Tayyip Erdoğan’la mümkündür.

Bu bir nasip meselesi, sayın cumhurbaşkanımızla çalışıyoruz. Benim bırakabileceğim en büyük miras sayın cumhurbaşkanımızla birlikte çalışma şerefidir. Ben bu şerefe nail oldum. Bundan sonrasını istiyor değilim ve yapmayacağım. Yani sayın cumhurbaşkanımızla beraber kendi takdirleridir, o ne derse bizim için talimat olur. Hayatım boyunca sadık ve bağlı kalacağım o ayrı, ama Tayyip Erdoğan’dan sonra siyaset veya bu görevlerle ilgili mezar taşımda bir şey yazmasına gerek yok. Ama benden sonraki bilsinler ki bu adam Tayyip Erdoğan’la çalıştı bitirdi defteri kapattı. Dünyada bundan daha büyük bir şeref onur yok. Türkiye’ye bu gün lazım. biz bugünü geçersek, yarın kim ne yaparsa yapar, Türkiye’nin önünde çok iş var. Biz defteri orada kapatacağız” dedi.

Erdoğandan sonra

Bakan Soylu siyaseti ne zaman bırakacağı sorusuna böyle cevap verdi.

Katıldığı canlı yayında soruları yanıtlayan İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, siyaseti bırakacağı tarihle ilgili “Yarını önemseyenler olabilir. Benim bırakacağım en büyük miras Sn. Cumhurbaşkanımız ile çalışıyor olmak. Tayyip Erdoğan’dan sonra siyaset yapmayacağım” ifadelerini kullandı.

“BENDEN SONRAKİ BİLSİNLER Kİ BU ADAM TAYYİP ERDOĞAN’LA ÇALIŞTI BİTİRDİ DEFTERİ KAPATTI”
“Ülkelerin güçleri vardır, siyaset biliminde buna milli güç denir. Bir ülkenin ordusu milli güçtür, bir ülkenin ekonomisi milli gücüdür. Sayın cumhurbaşkanımız bu gün bu ülkenin milli gücüdür” diyerek konuşmasını sürdüren Bakan Soylu,

“Bundan 50 yıl 100 yıl sonra sadece onlarla çalışanlar tarafından değil, gelecek Türkiye’si tarafından kabul edilecek. Ortaya koyduğumuz sıçrama Türkiye’nin büyümesi, cesur olması, yardım eli uzatan olması, tarihiyle buluşması, balkanlara kadar buluşması, terörle mücadelesi, sanayisi teknolojisi, hayallerinin gerçekleşmesi görülecek. Gönül ister ki tarih bunu önceki zamanlarda göstersin.

Sayın cumhurbaşkanımızla 2012 yılı 5 Eylül’de girdim AK Parti’ye, 8. Yılı bitirdik. Bir kısmında partide görev verdi çalıştık, bir kısmı da hükümette görev verdi çalıştık. Gücümüz yettiğince yükünü almaya çalışıyoruz, talimatlarını yerine getirmeye çalışıyoruz. Yarını önemseyenler olabilir, çok doğaldır. Ama benim şahsi kanaatim, Türkiye’nin bu günü için bu dönemi önemlidir. Bu dönemi iyi atlatabilirsek, yarın önemlidir. Bu dönemi atlatmakta, tecrübesiyle, bilgisiyle, dünyayı bilmesiyle, Türkiye’yi tanımasıyla ancak Tayyip Erdoğan’la mümkündür.

Bu bir nasip meselesi, sayın cumhurbaşkanımızla çalışıyoruz. Benim bırakabileceğim en büyük miras sayın cumhurbaşkanımızla birlikte çalışma şerefidir. Ben bu şerefe nail oldum. Bundan sonrasını istiyor değilim ve yapmayacağım. Yani sayın cumhurbaşkanımızla beraber kendi takdirleridir, o ne derse bizim için talimat olur. Hayatım boyunca sadık ve bağlı kalacağım o ayrı, ama Tayyip Erdoğan’dan sonra siyaset veya bu görevlerle ilgili mezar taşımda bir şey yazmasına gerek yok. Ama benden sonraki bilsinler ki bu adam Tayyip Erdoğan’la çalıştı bitirdi defteri kapattı. Dünyada bundan daha büyük bir şeref onur yok. Türkiye’ye bu gün lazım. biz bugünü geçersek, yarın kim ne yaparsa yapar, Türkiye’nin önünde çok iş var. Biz defteri orada kapatacağız” dedi.