Arkasında

Tarım Bakanlığı aracılığıyla Toprak Mahsülleri Ofisinin Çiftçinin elindeki kalan patatesleri alan ve ihtiyaç sahiplerine vermeye hazırlanırken yapay bir gündem ile bu hazırlığı gölgelemeye çalışanlar ortaya domates ile çıktı. Akşam saatlerinde tane tane ambalajlanan domateslerin zincir marketlerde satılıyor algısı oluşturulmaya çalışıldı. Konu sosyal medyanın gündemine oturdu.

KOÇ’UN MİGROSUNDA ORTAYA ÇIKTI

Koç grubuna ait zincir market Migros’ta çekilen bir fotoğraf ülkenin gündemine oturdu. Domateslerin tek tek streçe sarılarak satılması akıllara ‘adamlar Avrupa’da domatesi taneyle alıyorlar’ sözlerini getirdi.

BEDAVA PATATESİ GÖLGELEMEK İSTEDİLER

Hükümetin ihtiyaç sahiplerine patates dağıtmaya başlayacağı dönemde tekli satılan domates algısına CHP hemen atladı.

Fotoğrafın kısa sürede yayılmasının ardından AK Parti’ye yakın gazeteci ve sosyal medya fenomenlerinde ise fotoğraf için ‘operasyon’ yorumu geldi. Migros’un Koç grubuna ait olmasını referans gösteren hükümet taraftarları, ‘bedava patates-soğan’ hamlesinden sonra hükümetin icraatlarını karalamak için böyle bir fotoğraf çekildiğini savunuyor.

Migros’tan konu ile ilgili açıklama geldi. Söz konusu domateslerin ‘özel’ bir ürün olduğu belirtilen açıklamada pandemi önlemlerine de dikkat çekildi.

Öte yandan İstanbul Büyükşehir Belediyesi Haller Müdürlüğü’nün 9 Nisan tarihli hal fiyatları bülteninde ise tekli olarak satışa çıkan pembe domatesin kilogramı fiyatı en düşük 7 en yüksek ise 14 TL olarak belirtilmesine rağmen Migros’un durumu dikkate almaması, İBB’nin ise denetimi eksik yaptığı da iddia edildi.

Kapanma

Pazartesi günü Bilim Kurulu, Salı günü de AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan başkanlığında Kabine toplanacak. Her iki toplantıda da vaka artışları masaya yatırılacak. Kapanma seçeneği de dahil, yeni önlemler olup olmayacağı bu toplantılarda netlik kazanacak.

Salgında yeni normalleşme sürecine girilmesinin ardından vaka sayılarında patlama yaşanıyor. Vaka sayılarının ve ölümlerin sayısının artmasıyla yeni önlemlerin gelip gelmeyeceği gündemin bir numaralı konusu oldu. Kulislerde ramazan ayı boyunca kapanma seçeneği tartışılıyor. Hükümetin de bu seçeneğe sıcak baktığı söyleniyor.

Hürriyet’ten Nurcan Babacan’ın haberine göre bu hafta netleştirilmesi beklenen ramazan önlemlerinin çerçevesi, Ankara’da en çok konuşulan konuların başında geliyor.

İşin içinde olan bilim insanları ve siyasiler, ikiye bölünmüş durumda. Hızla artan koronavirüs vakaları nedeniyle ramazanda “kapanma” yapılmasını savunanlarla, hafta sonu ve akşam sokağa çıkma yasaklarını yeterli bulanlar var.

Hükümette kapalı kapılar ardında yapılan değerlendirmelerde, turizm sezonu açılmadan önce vakaların kontrol altına alınması gerektiği belirtiliyor.

Bunun için, ramazanda ‘kapatma’ yapılarak, mayıs ayının ikinci yarısına daha “az vaka ve kontrollü pandemiyle” girmenin doğru olacağını, böylece turizm tanıtım kampanyalarının daha iyi yönetileceğini söyleyen de var. “Mart başında erken açıldık. Kademeli normalleşmeye nisan ayında başlamalıydık” diyen hocaların sözlerinin dinlenmemesinin faturasının ödendiğini ifade edenler de var.

TAM KAPANMA MI, KAPATMA MI?

Bu arada, “tam kapanma” ile “kapatma” arasında ciddi fark olduğu anlatılıyor. Uzmanlar, Türkiye’nin pandemi sürecinde tam kapanma uygulamadığını, bunun üretim ve dağıtım zincirinin de durması anlamına geldiğini belirtiyorlar.

Türkiye’nin en riskli dönemlerde uyguladığı kararlara sadece “kapatma” deniliyor. Bu da, bundan altı ay önce yayınlanan genelgelere yeniden dönülmesi anlamına geliyor.

Yani lokantaların, kafelerin kapatılması, belki kuaför ve spor salonlarına yasak gelmesi, 65 yaş ve 20 yaş için yeni kurallar ve saat uygulamasının yapılması, düğün, taziye, asker uğurlama gibi konularda sınırlama getirilmesi. Bunun biraz gevşetilmiş halini marttan önce yaşıyorduk zaten.

Şimdi kulislerde hükümetin, ramazan boyunca “kapatmaya” daha yakın olduğu söyleniyor.

Diğer tarafta farklı görüşler de var. Lokanta ve kafe işletmecileri. Onlar ise tam kapatma şöyle dursun, lokanta ve kafelerin gündüzleri açık kalması ve bugünkü sistemin devam etmesini istiyor.

Bir ay önce, ekip kurup, masraf yapıp işletmelerini yeniden açan esnaf, ramazan boyunca gündüzleri lokantaların açık kalmasını istiyor. Üstelik sadece oruç tutmayanlar gideceği için “mesafe” sorunu da aşılacak

Ankett

Aksoy Araştırma tarafından gerçekleştirilen son anket vatandaşın enflasyona ve Montrö bildirisine olan yaklaşımını gözler önüne serdi. Aksoy Araştırma tarafından gerçekleştirilen

‘Türkiye’nin gündemi’ isimli anketten çıkan sonuçlar oldukça dikkat çekici. 104 emekli amiral tarafından yayımlanan bildiri hakkında vatandaşlara görüşleri soruldu. Ankete katılanların yüzde 41.1’i bildirinin ‘darbe imalı’ olduğunu düşünüyor, yüzde 58.9’u ise ‘Amirallerin güvenlik konusundaki görüşünü kapsayan bildiri’ olduğunu düşünüyor.

Ak Parti seçmeninin yüzde 62.7’si bildirinin ‘darbe imalı’ olduğunu, yüzde 37.3’ü ise ‘Amirallerin güvenlik konusundaki görüşünü kapsayan bildiri’ olduğunu ifade etti.

MHP’li seçmenin yüzde 65.1’i bildiriye ‘darbe imalı’ derken, yüzde 34.9’u ‘Amirallerin güvenlik konusundaki görüşünü kapsayan bildiri’ dedi.Aynı sorunun yönetildiğini CHP seçmeninin yüzde 13.1’i bildirinin ‘darbe imalı’ olduğunu belirtirken, yüzde 86.9’u ‘Amirallerin güvenlik konusundaki görüşünü kapsayan bildiri’ olduğunu belirtti. HDP’de de durum pek farklı değil, yüzde 18.8 ‘darbe imalı’ bildiri derken, yüzde 81.2

‘Amirallerin güvenlik konusundaki görüşünü kapsayan bildiri’ dedi. İYİ Partili seçmenlerin yüzde 16.7’si amirallerin bildirisinin ‘darbe imalı’ olduğunu düşünüyor, yüzde 83.3’ü ise ‘Amirallerin güvenlik konusundaki görüşünü kapsayan bildiri’ dedi.

Aksoy Araştırma tarafından gerçekleştirilen ankette vatandaşlara Türkiye’de bu hafta gündemde yer alan Mart ayı enflasyon verisi ve Montrö bildirisinden hangisinin kendileri için daha önemli olduğu soruldu. Vatandaşların yüzde 63.5’i Mart ayı enflasyon verisinin daha önemli olduğunu, yüzde 23.2’si ise Montrö bildirisinin daha önemli olduğunu ifade etti. Hiçbiri diyenlerin oranı yüzde 13.4 oldu.

Üzenhaber

Akşam Gazetesi yazarı tecrübeli gazeteci yazar Turgay Güler sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımla koronavirüse yakalandığını duyurdu.

Güler, ailesinde son olarak kendisinin koronavirüse yakalandığını söyledi ve “Kamyon çarpmış gibiyim. Dualarınızı bekliyorum. Çok ihtiyacımız var” ifadelerini kullandı.

Güler, iki gün önce yaptığı paylaşımda ise “Sevgili dostlar, Bu gece Sıradışı Strateji’yi yapamıyoruz. Kovid hanemize ‘teşrif’ etti maalesef. Eşim ve oğlum pozitif ben ise temaslıyım. Dualarınızı eksik etmeyin.” demişti.

Kanal 7, Ülke Tv’da görev yapan ve Güneş Gazetesi’nin Genel Yayın Yönetmenliğini yapmış başarılı gazeteci şu an Akşam Gazesin’de yazmaktadır.

Kendisine acil şifalar diliyor.

Bedava

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın talimatıyla Toprak Mahsulleri Ofisi (TMO), çiftçinin elinde kalan 1 milyon 200 bin ton patates,

250 bin ton soğan ve 750 bin ton çeltiği satın alacak.Ürünler satın alındıktan sonra vatandaşa ücretsiz olarak dağıtılacak.İlk sevkiyat yapıldı Bu kapsamda, Türkiye’nin patates ambarı konumundaki Nevşehir’de üreticilerden tedarik edilen ürünlerin ilk sevkiyat işlemleri gerçekleştirildi.

Derinkuyu ilçesi Kuyulutatlar köyündeki çiftçilerden alınan ürün, torbalara konulduktan sonra kamyona taşındı.

TMO Yönetim Kurulu Başkanı ve Genel Müdürü Ahmet Güldal, gazetecilere yaptığı açıklamada, üreticiden TMO tarafından alımı yapılan patatesin 81 il valiliğince ihtiyaç sahiplerine dağıtılacağını belirtti. Depoda kalan ürünler değerlendirilecekKovid-19 ile mücadele sürecinde patates tüketiminin düşmesi nedeniyle çiftçinin deposunda kalan ürünlerin değerlendirileceğini aktaran Güldal, şunları kaydetti:

“Yeni hasat dönemi başlamadan önce çiftçinin deposundaki ürünün tüketilmesi için Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan ile Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli’nin talimatıyla Nevşehir ve Niğde başta olmak üzere üreticinin elindeki ürünü tedarik ediyoruz.

Patatesi, 25 kilogramlık çuvallara konularak teslim alıyoruz. Buradaki amaç üreticinin mali kaybını önleyip, giderlerini karşılamak ve ürünün ihtiyaç sahibi tüketicilerin sofralarına ulaştırmaktır”

Üreticiler karardan memnun Deposundaki ürünü TMO tarafından alınan çiftçi İsmail Bilge de bu yıl tarlasından elde ettiği 120 ton patatesin yarısının depoda kaldığını, kararın kendilerini mutlu ettiğini söyledi.

Açıklama

Türkiye’ye çok önemli kazanımlar sağlayacak her yıl Milyarlarca dolar gelir getirecek güzelim istanbul boğazının petrol tankerleri ile kirlenmesini engelleyecek proje olan Kanal İstanbula

Chp karşı çıkmaya devam ediyor Türkiye’nin yararına olan tüm projelere karşı çıkan yapılan hiçbişeyi begenmeyen Chp’liler Kanal istanbul projesini yapacak olan firmaları t’ehdit etti Erdoğan’ın 10 yıl önce ‘çılgın proje’ olarak duyurduğu Kanal İstanbul projesinde artık geri sayım başladı.

İMAMOĞLUNDAN S’KANDAL T’EHDİT

Proje için ihale süreci adım adım yaklaşırken; İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, Kanal İstanbul projesinde yer almaya hazırlanan isimleri açık açık t’ehdit etti.

AF DİLEME İLE KURTULAMAYACAKLAR

CHP’li İmamoğlu, Kanal İstanbul projesinin peşinde koşanların gelecekte af dileyerek kurtulamayacağını söyledi İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, “Kanal İstanbul projesinin bugünlerde peşinde koşanlar, gelecekte af dileme ile kurtulamayacaklar.

BASİT BİR ŞEKİLDE SÜREÇTEN SIYRILAMAZLAR

H’ukukun önünde hesabını verirler. Bugün bu işe para vermenin peşinde koşanlar ya da ihaleydi, ne yapalım biz de almaya çalıştık’ diyenler sadece basit bir şekilde süreçten sıyrılamazlar.

AMA ULUSAL AMA ULUSLARARASI DÜZEYDE UYARIMI YAPIYORUM

Vatandaşın bu kadar karşı çıktığı bir meseleye hukukun önünde; ama ulusal, ama uluslararası düzeyde sektörlere ben uyarımı yapıyorum.” şeklinde konuştu S’kandal bir şekilde 2023 te iktidara geleceklerini ve kanal istanbulu başlatan firmaları yargılayacaklarını ve en a’ğır şekilde c’ezalandıracaklarını dile getirdi Geçen aylarda Selin Sayek Böke’de İstanbul Havalimanını yapan firmaların mallarına el koyacağız diyerek h’addi aşmıştı

Bayramda

İslam aleminde Ramazan Bayramı hazırlıkları ve heyecanı şimdiden başladı. Koronavirüs salgını nedeniyle sokağa çıkma yasağının ramazan bayramında da olabileceği ihtimaller arasında.

Peki Bayramda 4 günlük sokağa çıkma yasağı var mı? Bayramda sokağa çıkma yasağı olacak mı? İşte detaylar…

Türkiye’de koronavirüs vaka sayıları 55 bini gördü. Vatandaşlar yeni önlemlerin alınıp alınmayacağını merak ederken, gözlerini Kabine toplantısına çevirdi. Sağlık Bakanlığı Bilim Kurulu üyesi Prof. Dr. Deniz Çalışkan da yaptığı açıklamada Ramazan Bayramı ile ilgili tatil planları olanları üzdü. Şehirler arası seyahat yasağının geri gelebileceğini belirten Prof. Dr. Çalışkan, Ramazan ayında sokağa çıkma kısıtlaması sürelerinin de değiştirilebileceğini söyledi.

Türkiye’de günlük vaka sayısının 50 binin üzerine çıkmasının ardından Sağlık Bakanlığı Bilim Kurulu üyesi Prof. Dr. Deniz Çalışkan, salgın sürecindeki tedbirlere yönelik açıklamada bulundu. Sabah’ın haberine göre, Prof. Dr. Deniz Çalışkan, artan vaka sayısına ilişkin uyarılarda bulunup şunları söyledi:

SEYAHAT YASAĞI GELEBİLİR

“Vaka sayılarını düşürmek için şehirler arası seyahatlere kısıtlama getirilebilir. Sokağa çıkma yasağının süreleri değiştirilebilir.

RAMAZAN AYI İÇİN KRİTİK UYARI

Kademeli mesaiye geçiş, toplu taşımada oturma düzeninde seyreltilmeye geçilmesi, iftar sofralarının kalabalıktan uzak yapılması, aile ziyaretlerinin askıya alınması vaka sayılarını belirgin ölçüde düşürebilir.

“TEDBİRLER TOPLUMSAL BAĞIŞIKLIK YÜZDE 70 OLANA KADAR DEVAM ETMELİ”

Toplumsal bağışıklık yüzde 70’e yükselene kadar tedbirlere devam edilmeli. 1 ayda vakalar 10, ölümler 5 kat arttı.

“YÜZ YÜZE EĞİTİMDE 2 SINIF DIŞINDA EVE GEÇİLİRSE DÜZELİR”

Çok yüksek riskli illerde yüz yüze eğitimin yalnızca 8 ve 12. sınıflar için yapılması salgının yayılmasını önler. Öğretmenlerin aşılanma oranı yüzde 20. Bu oran daha da yükselecek.”

Kapanma

Tam kapanma olacak mı? Soruları ülke genlinde koronavirüs vaka sayısının hızla artış göstermesi ile birlikte merak konusu oldu. Ramazan ayının da gelmesi ile birlikte tam kapanma ihtimali de araştırılıyor. Konuyla ilgili Sağlık Bakanı Fahrettin Koca’dan bir takım açıklamalar geldi.

Tam kapanma olacak mı? Ramazan ayında tam kapanma uygulanır mı? Şeklindeki sorular hızla artış gösteriyor.

Türkiye genelinde koronavirüs vaka sayısının 50 bin sınırına dayanmasının ardından tam kapanma iddiaları yeniden sosyal medyanın da gündemine oturdu. Konuyla ilgili daha önce Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan ve Sağlık Bakanı Fahrettin Koca’dan açıklama geldi.

TAM KAPANMA OLACAK MI?

Geçtiğmiz haftalarda Bilim Kurulu Toplantısı sonrası Sağlık Bakanı Koca açıklama yaptı. Koca şunları söyledi;

Bugün Bilim Kurulumuzun gündeminde daha çok bölgelerin, sayın Cumhurbaşkanımızın söylediği şekliyle, yani düşük, orta, yüksek ve çok yüksek olarak ayrımının nasıl olması gerektiğini, hangi kriterlerin esas alınması gerektiği ve illerde nasıl bir kısıtlama veya açılma yapılması gerektiğini tartıştık. Tam kapanma gibi bir durumu düşünmüyoruz.

CUMHURBAŞKANI ERDOĞAN NE DEMİŞTİ?

“Bütün bu konuları Bilim Kurulu ile Sağlık Bakanlığımızın koordinesinde götürüyoruz. Bu mutasyonun inişli çıkışlı görüntüleri bizleri de karar almada zorluyor. Bizde de son zamanlarda sıkıntı var.

Tüm şartları zorlayarak, mümkün olduğunca; restoranlar, cafeler, kuaförler ile şartları zorlayacağız. Aldığımız kararın arkasında durmayı zorlayacağız. Netice almakta zorlanıyorsak, vatandaşımızın sağlığını öne çıkararak süreci devam ettireceğiz.”

Yasaklar

Vakaların artmasıyla kırmızı iller dışına getirilen cumartesi serbestisinden vazgeçilmiş, hafta sonu yasağı yeniden getirilmişti. 13 Nisan’da başlayacak ramazan ayı boyunca da yeni yasaklar uygulanacak. Hürriyet’ten Fevzi Kızılkoyun’un haberine göre Türkiye’de varyant virüslerin etkisiyle koronavirüs vakaları hızla artmaya devam ediyor. Sağlık Bakanlığı’nın son açıkladığı koronavirüs vaka tablosunda rekor seviyeye gelindi. Türkiye’de son 24 saatte 54 bin 740 vaka tespit edilirken 276 kişi de hayatını kaybetti.

İşte ramazan ayında uygulanacak koronavirüs yasakları… – 81 ilde hafta sonu sokağa çıkma yasağı uygulanacak. – Hafta içi tüm illerde 21.00 ile 05.00 saatleri arasında sokağa çıkmak yasak olacak.

– Restoran, lokanta, kafeler kapalı olacak. Bu gibi işletmeler sadece paket servisi yapabilecek. – Ülke genelinde sahur ve toplu iftarlar yasak olacak. – Teravih namazları camilerde kılınamayacak.

– Yasaklı günlerde market, kasap, manav, kuruyemişçiler 10.00 ile 17.00 saatleri arasında hizmet verebilecek. – Fırın, ekmek ve unlu mamuller satan yerler açık olacak.

Anketi

Konsensus’un şubat ayında yapmış olduğu anket sonuçları açıklandı. Sonuçları bir hayli şaşırtıcı olan ankete katılanların % 62.2’si ‘Seçimler zamanında yapılsın’ cevabını verdi.

Anket sonuçlarına göre en büyük sorun ise işsizlik ve hayat pahalılığı olarak açıklandı. Murat Sarı’nın başkanı olduğu Konsensus’un şubat ayında yapmış olduğu araştırmanın sonuçları açıklandı.

Bilindiği üzere Konsensus’un İstanbul’da tekrarlanan yerel seçimlerde 23 Haziran öncesi son anketinde İmamoğlu’nun oy oranı % 50.2, Yıldırım’ın % 48.1. Olarak açıklanmıştı.Hürriyet gazetesi yazarı Abdulkadir Selvi, dikkati çeken anket neticelerini köşe yazısında paylaştı.

Yeni partilere ihtiyaç yok. Mustafa Sarıgül partisini kurdu. Muharrem İnce’nin partisi gün sayıyor. Ümit Özdağ ise yeni parti kurmak için yola çıktı. Peki yeni partilere ihtiyaç var mı? Ankete katılanların % 86.7’si “Yeni bir partiye ihtiyaç yok” diyor. “Var” diyenlerin oranı ise % 13.3. Yeni parti kuranların dikkatini çekmek istedim.

Partisini değiştirir mi? Bizde parti tutmak, siyasi kimliğin bir parçası. O sebeple parti değiştirmeye pek sıcak bakmıyoruz. “Partimi değiştirip yeni partiye oy veririm” diyenlerin oranı % 15.2 çıkıyor. Yüzde 54.4’ü ise “Yeni partilere oy vermem” diyor. Ama asıl bir veri var ki, yeni parti kuranların onları ikna etmesi gerekmektedir: Yüzde 30.4’lük bir kesim ise “Belki veririm” safında.

Erken seçim olsun mu? Muhalefet bazen erken seçimi gündeme getiriyor ama halkımız pek oralı değil. Ankete katılanların % 62.2’si “Seçimler zamanında yapılsın” yanıtını verirken, erken seçimi isteyenlerin oranı % 37.8’de kalmış.

Seçim barajında şaşırtıcı sonuç12 Eylül darbesinin ürünü olan % 10 seçim barajının kaldırılmasını tartışıyoruz. Hem de 1983 seçimlerinden bu yana. Konsensus, halkımıza seçim barajını sormuş. Ama ankete katılanların % 64.9’u, % 10 seçim barajının korunmasını istiyor. AK Parti’de seçim barajının % 7’ye indirilmesi eğilimi ağır basıyor ama anketten % 5 çıkmış. “Yüzde 5 olsun” diyenler % 16.1 olurken, “Yüzde 7 olsun”

diyenler % 6.6’da kalıyor. Seçim barajının bütünüyle kaldırılmasını isteyenlerin oranı ise % 8.3’e ulaşıyor. Yeni anayasa? İktidar ve muhalefetin ayrı ayrı anayasa çalışmaları yapmış olduğu bir dönemde anketten çıkan sonuç şaşırtıcı. Ankete katılanların % 54.6’sı yeni anayasaya ihtiyaç olmadığı görüşünde. “Yeni anayasaya ihtiyaç var” diyenlerin oranı ise % 45.4’te kalıyor.

En önemli sorun? Türkiye’nin çözülmesi istenilen en temel problemi işsizlik ve hayat pahalılığı çıkıyor. Yüzde 58’le işsizlik ilk sırada gelirken, hayat pahalılığı % 40’la ikinci sırada yer aldı. Onu % 33’le eğitim izledi. “CHP çözer” diyenler % 22.8. Ankete katılanlara hemde “Türkiye’nin en temel probleminu hangi parti çözer” diye sorulmuş. İlk sırada AK Parti, ikinci sırada ise CHP geliyor. Ancak AK Parti’nin çözeceğine inananların oranı, “CHP çözer” diyenlerin oranından % 22.8 daha fazla çıkıyor. AK Parti diyenler % 50.4 olurken, CHP diyenler % 27.6 çıktı.

Muhalefetin kaybettiği nokta. Zaten muhalefetin sorunu burda başlıyor. Sorunlara rağmen halkımız muhalefeti çözüm mercii olarak görmüyor. “Benim sorunumu CHP çözer” diye düşüncesinde değil. Muhalefetin bu sorunu aşması ve kitlelere umut vermesi gerekmektedir. İfade özgürlüğü? Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından İnsan Hakları Eylem Planı’nın açıklandığı bir dönemde Konsensus’un anketinden çıkan ifade özgürlüğüne ilişkin veriler dikkatimi çekti. Ankete katılanların % 65.6’sı ifade özgürlüğünün olmadığına, % 34.4’ü ise olduğuna inanıyor. Din ve vicdan özgürlüğü? Laiklik gerekçesi ile partilerin kapatıldığı, başörtüsü y-asağının yaşandığı günlerin içinden çıkarak geldik. O sebeple Konsensus anketine katılanların din ve vicdan özgürlüğüne ilişkin vermiş olduğu yanıt beni şaşırttı. “Türkiye’de din ve vicdan özgürlüğü var mı” sorusuna “evet” diyenlerin oranı % 58.6 olurken, “yok” diyenler ise % 41.4’te kalmış. Demek ki din ve vicdan özgürlüğü konusunda daha almamız gerekli olan mesafe var.