Çin‘den Mesut’a karşı adım

İngiltere’de top koşturan Arsenal’in Türk asıllı başarılı Futbolcusu geçtiğimiz Cuma günü paylaştığı şark Türkistan Mesajları ile Müslümanlara z’ulmeden Çin Kamu Cumhuriyetini resmen çılgına çevirmişti Ne yapacağını şaşıran Çin yaptırım uygulamaya karar verdi ve Arsenal’in Mühim maçını yayınlamama kararı aldı Çin Merkez Televizyonu önceden yayınlanması planlanan Arsenal Manchester City karşılaşmasını Özil’in açıklamaları sebebiyle iptal ettiğini duyurdu.

NE YAPACAKLARINI ŞAŞIRDILAR CCTV, maç saatinde Wanderers – Tottenham maçının tekrarını göstereceğini belirtti Arsenal Kulübü ise Özil’in ifadeleriyle alakadar sosyal medya hesabından Çince yaptığı açıklamada, “Yayımlanan içerik Özil’in kişisel fikridir” ifadesini kullandı.

Türk asıllı Alman futbolcu mutlu Özil, cuma günü sosyal medya hesabı üzerinden yaptığı paylaşımında, Çin’in şark Türkistan bölgesindeki Uygurlara destek vermiş ve Müslüman ülkeleri Çin yönetimine karşı seslerini yükseltmedikleri gerekçesiyle eleştirmişti. Özil, şu ifadeleri kullanmıştı:

Kur’anlar yakılıyor. Camiler kapatılıyor. Medreseler yasaklanıyor. Din alimleri birer birer ö’ldürülüyor. bey kardeşler zorla kamplara sokuluyor Onların adına Çinli erkekler ailelere yerleştiriliyor. Bacılar zorla Çinli erkekler ile evlendiriliyor. bütün bunlara Karşın Ümmeti Muhammed suskun, sesi çıkmıyor.

Müslümanlar sahiplenmiyor. Bilmezler mi ki zulme rıza zulümdür diyerek manifesto gibi bir İzah yaptı

MÜSLÜMAN DEVLETLERE SESLENMİŞTİ

mutlu Özil, şark Türkistan konusunda yaptığı paylaşımla Müslüman devletlere çağrıda bulunmuştu.

Mesut’un, “Ey şark Türkistan. Ümmetin kanayan yarası” diye başlayan açıklamasında, şu ifadeler kullanılmıştı:

“Eziyetlere direnen mücahit ve mücahideler topluluğu. Zorla İslam’dan uzaklaştırmaya çalışanlara karşı Biricik başına mücadele veren şanlı müminler. Kur’anlar yakılıyor, camiler kapatılıyor, medreseler yasaklanıyor, din alimleri birer birer öldürülüyor. bey kardeşler zorla kamplara sokuluyor. Onların adına Çinli erkekler ailelerine yerleştiriliyor. Bacılar zorla Çinli beylerle evlendiriliyor. bütün bunlara Karşın. Ümmeti Muhammed suskun, sesi çıkmıyor. Müslümanlar sahiplenmiyor. Bilmezler mi ki zulme rıza zulümdür. Hz. Ali ne hoş demiş: ‘Zulme Mani olamıyorsanız, Onu herkese duyurun!’ garp medyası ve devletlerinde bile bu olaylar aylardır, haftalardır gündemde iken Müslüman ülkeler ve medyaları nerede? Bilmezler mi ki, zulmün olduğu yerde tarafsızlık, namussuzluktur… Bilmezler mi ki yıllar sonra oradaki kardeşlerimizin bu Keder günlere değin, üzerine hatırlayacakları zalimlerin işkenceleri değil, biz Müslüman kardeşlerin suskunluğu olacaktır. Ya Rabbi, şark Türkistan’daki kardeşlerimize yardım eyle… Şüphesiz ki Allah; tuzak kuranların en hayırlısıdır…”

Helal size Selçuk Bayraktar

Fena komşu insanı hacet sahibi yapar diye atalarımız Beyhude söylememiş yıllardır Türkiye, Birleşik devletlerden Siha almak istedi ama Daimi vermemek için oldukça Çok bahane üretmişlerdi ve bunun sonucunda’da Türkiye harekete geçti Hususi sektörü teşvik ederek o’rdumuz için yaşamsal öneme sahip S’ilahları üretmeyi başardık bununla da kalmayarak geliştirme süreci ile beraber henüz stratejik üretimler yapmaya başladık

DÜNYANIN EN Çağdaş SİHA’SI GELİYOR Selçuk Bayraktar’dan alınan bilgilere göre birkaç ay içinde uçmaya başlayacak olan henüz önceki ismi uçan baluk olan sonra’dan kanande Siha olarak değiştirilen Tonlarca mühimmat taşıma kapasitesine sahip olan Yepyeni insansız uçağımız Dünyanın en Çağdaş siha’sı olacak

BİRLEŞİK DEVLETLER VE YUNANLARI KORKU SARDI

Türkiye’nin ulusal üretimi kanande SİHA, Yunanistan’da yayın yapan s’avunma Endüstri dergisine kapak oldu. taktik dergisi Akıncı’yla alakadar haberi “Ege’de uçan Türk s’avaş robotları” manşetiyle verdi.

YUNANİSTAN’IN AKINCI SİHA KORKUSUAkıncı s’ilahlı insansız hava aracı Yunanistan’da koruma Endüstri ve a’skeri muhtevalı yayınlar yapan bir dergiye kapak oldu Yunanistan kanande SİHA’yla alakadar paylaştığı mesajları ve Türkiye’nin attığı bütün koruma Endüstri adımlarını yakından takip ediyor kanande Sihayıda kapağa taşıyarak ne kadar korktuklarını göstermiş oldular

NE OLMUŞTU

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın eşi, kızı, oğlu ve damatlarının devlet kademelerinde vazife almasını eleştiren CHP Küme Başkanvekili Özgür Özel’e Cevap Baykar Teknik Müdürü Başkanı Selçuk Bayraktar’dan geldi. 15 senedir S/İHA ürettiklerini açıklayan Bayraktar, “Şimdi kanande TİHA geliyor sonra da insansız Cenk uçağı inşallah” diye konuştu.

CHP’li Özgür Özel, TBMM’de yaptığı konuşmada Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan‘ın ailesinin hükümette tehlikeli sonuç görevlere getirilmesini eleştirdi.

Özel, “Bir damat ekonomiyi yönetecek, bir damat SİHA üretecek, kızınız KADEM’in başında olacak, oğlan TÜRGEV’in başında olacak. Tüm kararları hanımefendi Çevre Bakanı’ndan henüz çok Etraf projelerinde yetkilendirmiş olacak. Bu aile devletine, Kişi devletine itirazdan ki parti içinden iki Yepyeni siyasi Devinim, iki Yepyeni parti doğmaktadır. Bundan sonrada yolcudur Abbas, bağlasan durmaz” ifadelerini kullanmıştı.

Ne oldu defne hanım

Ne oldu defne hanım

Demokrat hüküm Derneği’nin umumi sekreteri de olan Yargıtay’ın ‘Gezici’ Tetkik Hâkimi Defne Bülbül, Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi üyeliğine atanmasının hemen peşinden solak medya “epilepsi hakimini sürgün ediyorlar, ö*lüme gönderiyorlar” şeklinde yaygaraya başladı.

Hâkimler Savcılar Kurulu, 2019 senesi tüzel ve yönetimsel kararnamesini açıkladı. Yargıtay Tetkik Hakimi olarak vazife yapan ve homoseksüel sapkınlara, feministlere, HDP’ye, CHP’ye ve Gezi İsyanı’na destek veren Defne Bülbül, kararnameyle Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi üyeliğine atandı. Ancak kararı beğenmeyen Bülbül, Birgün’e İzah yaparak kendisinin epilepsi hastası olduğunu ve Erzurum’a tayin edilerek ö*lüme gönderildiğini sav etti.

Solak medya ise bu açıklamanın hemen peşinden kuyruklarına basılmışçasına yaygaraya başladı.”Beni ö*lüme gönderiyorlar” ajitasyonu Kanaldan kanala koşarken, sendika kurup sekreterlik yaparken, halkın seçtiği iktidara yönelik kalkışmayı desteklerken hastalığını unutan Defne Bülbül, Erzurum adeta mahrumiyet bölgesiymiş gibi bir idrak ile, “Epilepsi hastasıyım, geçmişte beyin kanaması geçirdim. Ağır nöbetler geçiriyorum. Bekar olduğum için aile desteğine ihtiyacım Mevcut. Hastalığım nedeniyle yalnız yaşayamam. Bu, ö*lümüme göz yummak olur” iddiasında bulundu. İşte o hakimin dikkat çeken o paylaşımları:

“Aile desteğine ihtiyacım var…” algısı! “Yalnız yaşayamayacağını ve aile desteğine ihtiyacı olduğu”nu öne süren gezi destekçisi Yargıç, “Annem ve babam 70 yaşın üstünde insanlar, Erzurum’a gelemezler. henüz önceki vazife yerimde kalabilir veya Ankara’da Diğer bir göreve atanabilirim.” diye konuştu.Bu kadar ağır sayrı olduğunu sav eden Bülbül’ün, birinci sınıfa da ayrıldığına göre, sebep emekli olmak istemediği ise bilinmiyor.

Tam bir ‘Devrimci’ ve ‘Gezi’ destekçisi Yargıtay tetkik hakimliği yapan Defne Bülbül’ün sosyal medya hesaplarından ‘devrimci’ olduğu ve Gezi Kalkışması’na destek verdiği görüldü. Gezi konusunda oldukça Çok paylaşımda bulunan Bülbül’ün, profilinin kapak fotoğrafını da Gezi Kalkışması’ndan koyduğu tespit edildi. Gezici hakimin; homoseksüel sapkınlar, feministler, geziciler gibi marjinal grupların paylaşımlarını da beğenmesi dikkat çekti.

Bülbül’ün Halk TV’de katıldığı bir programda mesai saatlerinin Cuma namazına göre ayarlanmasına da karşı çıktığı ortaya çıktı.Yargıtay tetkik hakimliği yapan Defne Bülbül’ün, polis araçlarını deviren, yakan, hem de üstüne slogan yazarak halk mallarına ziyan veren gezicilerin yasadışı eylemlerini “sicil hareket” olarak gösterdiği paylaşımları, hala sosyal medya hesabında duruyor.. Bu tür davaların Yargıtay’da incelenme ihtimali olduğunu belirten hukukçular, “Bu paylaşımlar, gerçekte ‘ihsas-ı rey’ mananına gelir.. Bu kişinin hakimlik yapması olası değildir..” hatırlatmasında bulundular.

Kapıların Açılma Tarihi Açıklandı

Reisi Cumhur Erdoğan Avrupa Ülkelerine Biricik tek insanlık dersi verdi yaptıklarını yüzlerine vurmaktan çekinmeyen Erdoğan Kapıların açılıp Milyonlarca Suriyelinin kervanlar halinde ne vakit Avrupa’ya yollanacağı hakkında da konuştu bakın neler söyledi beynelmilel bir mücadelenin içindeyiz.

Yedi düvel s’aldırıyor yedi düvele karşı dimdik ayakta duruyoruz durmaya sürek edeceğiz. Bağıranlar konuşanlar bunların hiçbirinin hududu Mevcut mı? Yok.

AVRUPA’YA SESLENDİ ÖNCE AYNAYA BAKIN 2. Dünya S’avaşı’nda 50 milyon kişinin ö’lümünden Mesul olanların bize insanlık dersi vermeye kalkmalarını Keder bir tebessümle karşılıyoruz. Ruanda’da 1,5 milyon insanı ö’ldüreceksin bize insanlık dersi vermeye kalkacaksın. Önce aynaya bakın. Bizim tarihimizde böyle bir şey katiyen yok.

TUTUŞMAYIN VAKTİ GELİNCE KAPILARI AÇACAĞIZ Güvenli bölge bizim gündemimize bugün girmedi Obama’nın döneminde girdi. O vakit bütün dünya liderlerine söyledim. Ülkeme yönelik milyonlarca insan sığınma ediyor. Bunu nereye kadar kaldıracağız? Gelin elinizi taşın altına sokun dedik hepsi lafta kaldı. Dünyada hiçbir ülke sizin bu yaptığınızı yapmadı dediler.

Bal bala demekle ağız tatlanmıyor. Balı getir de bir yiyelim. bir gün önce Avrupa Parlamentosu Suriye’de uçuşa yasak bölge teklifi yapıyor. Oluk oluk k’anın aktığı o günlerde kimse bu teklife dönüp bakmamıştı. Şimdi Sigmar Gabrielle beraber Aniden bu tür konular akla geliyor. AB’nin sonu bu samimiyetsizliği ve iki yüzlülüğü yüzünden gelecektir. Bu gidiş iyi değil. Brexit bunlar durup dururken olmadı.

Kapıları açarız dediğim vakit tutuşuyorlar. Tutuşmayın zamanı saati gelince bu kapılar da açılır ve Suriyeli mülteciler salınır. Hadi bakalım Çehre binleri bir de siz ağırlayın. Paranız Mevcut güçlüsünüz Yunanistan’a 100 şahıs gidince bizi telefonla arıyorsunuz. Burada 4 milyon Mevcut. Kararlıyız. Türkiye’nin beşeri yaklaşımını zaaf olarak değerlendirenlere kadife eldivenimizdeki demir yumruğumuzu göstermekten katiyen Arka durmayacağız.

Köyüne dönene devletten hibe!

Tarım ve Orman Bakanlığı, üretimde verimliliği ve kaliteyi yükseltmek için kırsalda yaşamayı taahhüt eden, ziraat, hayvancılık ve Besin alanlarında eğitim veren meslek yüksekokulu veya üniversite mezunlarının projelerine 100 bin lira bağışlama desteği verecek.O şehirlerde başlayacak

bir gün önce Resmî Gazete’de yayımlanan Tebliğ ile hayata geçirilecek proje, ilk etapta Amasya, Düzce, İzmir ve Mardin’de uygulanacak. Destekten istifade etmek için projeler, hayvansal, bitkisel, su ürünleri, yöresel ziraat ürünleri ve tıbbi aromatik bitkilerin üretimine, depolanmasına ve paketlenmesine yönelik olacak.

İşletmelere Misal olacak

Projeyle genç nüfusun kırsalda istihdamı sağlanacak. Bu doğrultuda ziraat ve hayvancılık, ormancılık, Besin ve su ürünleri sektörlerinde girişimcilik desteklenecek. özdeş vakitte üretimin uzman kişiler tarafından yapılmasını teşvik edilmesi sağlanarak, istihsal miktarı ve nitelik artırılacak. Kırsala yönlendirilen gençler, yapacağı sürdürülebilir yatırımlarla işletmelere Misal olacak.

Gençlere 1,4 milyar lira

Gençler kırsala yönlendirilirken, onların ihtiyaçlarını karşılayacak imkanlar ile alakadar adımlar da atılacak. Kırsalda riskli Biricik bir kerpiç hane kalmayacak. Köylerin Derhal yanı başında güvenli konutlar inşa edilecek. ziraat Bakanlığı 48 bin genç çiftçiye, büyükbaş ve küçükbaş projeleri için 1,1 milyar, arıcılık ve kanatlı projeleri için 182 milyon lira, bitkisel istihsal projeleri için ise 134 milyon lira olmak üzere Yekün 1 milyar 433 milyon lira bağışlama desteği verdi.

Bir milyon dekarlık arazi 16 bin çiftçiye dağıtıldı

ziraat ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, arazi dağıtım projeleri kapsamında bugüne kadar 16 bin 151 çiftçi ailesine hazine arazisi dağıtıldığını bildirdi.

Pakdemirli, yaptığı yazılı açıklamada “Konya, Karaman, Aksaray, Mersin, Şanlıurfa, Eskişehir, Edirne, Aydın, Ankara, Yozgat, Iğdır, Kayseri, Kırklareli, Tekirdağ ve Çankırı olmak üzere Yekün 15 ilde, 38 ilçede, 199 köy ve kasabada 1 milyon 43 bin 620 dekar hazine arazisini 16 bin 151 çiftçi ailesine çiftçilik yapmak şartıyla dağıttık” ifadelerini kullandı.

Hâlen Konya, Karaman, Aksaray, Mersin, Şanlıurfa, Eskişehir ve Edirne’de 28 köy ve semtte, 253 bin 32 dekar arazi için dağıtım çalışmalarının sürdürüldüğünü belirten Pakdemirli, şunları kaydetti: Dağıtılan topraklar bölünemez ve halk yararı dış tarımsal istihsal dışında kullanılamaz. Bu araziler başkalarına devredilemez.

İstanbul parsel parsel satılıyor

CHP’li İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun, belediyeye değin taşınmazları teker teker satışa koyduğu ortaya çıktı. intihap kampanyasını ‘rant’ iftirası üzerinden yürüten CHP’li İmamoğlu’nun, değeri milyonlarca lirayı bulan arsaların satışı için düğmeye bastığı öğrenildi.

İstanbullunun emeğinin hiç pahasına satıldığı araziler arasında, Pendik’teki 31 bin 460 metrekarelik, Arnavutköy’deki bin 330 metrekarelik ve Tuzla’daki 6 bin 168 metrekarelik arsaların da olduğu öğrenildi. Öte yandan; Bağcılar, Kağıthane, Sultanbeyli ve Fatih’teki İBB taşınmazlarının da satış için ihaleye çıkarıldığı kaydedildi.

Vizyonsuzluk

intihap kampanyası sürecinde ne dediyse tersini yapan CHP’nin İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, paradokslarla örülü Politika anlayışını sürdürmeye sürek ediyor. ‘Herkesi kucaklayacağız’ demesine Karşın, İBB personeli arasında Fark yapan, ‘israf’ söylemleriyle yürüttüğü pis intihap propagandasına Karşın belediye imkanlarını yandaşlarına peşkeş çeken İmamoğlu, şimdi de İstanbullunun hakkını sermayedarlarına yedirmek için ihale üstüne ihale düzenliyor. Vizyonsuzluğunu ‘Temel Atmama’ törenleri gibi ucuz şovlarla kapamaya çalışan İmamoğlu, finansal yetersizliğini de halk arsalarını satarak gizlemeye çalışıyor. İstanbul’un Muhtelif kazalarında bulunan belediyeye değin taşınmazlar yok pahasına satışa çıkarılıyor. Bağcılar’da İBB’ye değin 20 bin 590 metrekarelik devasa arazi, İBB tarafından 20 milyon 215 bin liraya satışa çıkarıldı.

Sata sata bitiremedi

Pendik’teki 31 bin 460 metrekarelik arazinin de, 180 milyon 898 bin liraya satılması için İmamoğlu tarafından talimat verildi. Arnavutköy’de bin 330 metrekarelik arazi ise 30 milyon 390 bin lira bedelle elden çıkarılması için düğmeye basıldı. İstanbul’da CHP’li İmamoğlu eliyle gerçekleştirilen talan bu kadarla da sınırlı kalmadı. İstanbul’un kapısı sayılan Sultanbeyli’de ise 296 metrekarelik belediye arazisi 503 bin liraya satılmak için ihaleye çıkarıldı. 3 saatlik konserlere milyonlarca lira harcayan İmamoğlu’nun, 296 metrekarelik bir araziyi dahi satışa çıkarması, İstanbul’un nasıl bir zihniyetin elinde talan edildiğini gözler önüne serdi.

Bir şey bırakmadı

Tuzla’da bulunan 6 bin 168 metrekarelik gayrimenkul de satış listesindeki taşınmazlar arasında. Laf konusu arazi 16 milyon 37 bin 710 liraya satışa konurken, tarihi yarımada Fatih’teki 40 metrekarelik arazi de 646 bin lira bedelle ihaleye çıkarıldı. Kağıthane’deki 97 metrekarelik alanın da 105 bin lira fiyatla satılması için kendi İmamoğlu tarafından talimat verildi. Yepyeni Akit

Doğalgaz rezervi bulundu

Türkiye, Doğu Akdeniz’de uzun zamandır sondaj faaliyetlerine aralıksız bir şekilde sürek ediyor. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın ortaya koyduğu kararlılıkla sürek eden çalışmalar; Rumlar, Yunanistan ve bütün Avrupa tarafından tepkiyle karşılandı.

Türkiye’nin bölgedeki çalışmalarını sona erdirmesi istense de bölgede Arka ismim yok. KKTC erk Bakanı, bölgedeki doğalgaz rezervlerine ilişkin Mühim bir bilgi paylaştı.

ULAŞILMAMIŞ REZERV MİKTARI

Şimdiye kadar şark Akdeniz’de 107 trilyon feet küplük rezerve ulaşıldığını açıklayan KKTC erk Bakanı Hasan Taçoy, “Bu da şu demektir, ortada keşfedilmemiş, ulaşılmamış 3.9 katrilyon feet küplük bir rezerv Mevcut.” açıklamasını yaptı.

TÜRKİYE DENGE UNSURU

Taçoy, “Birçok ülke bölgede konuşlanmaya çalışmaktadır. Türkiye’nin bölgede denge unsuru olması kaçınılmaz bir gerçekliktir. Türkiye, bölgede denge unsuru olmazsa, bu Cenup şark Akdeniz havzası bir Yunan gölüne dönecektir.” diye konuştu.

ORTAMI GEREN ANLAŞMALAR..

Taçoy Kıbrıs Rum tarafının şark Akdeniz için yaptığı anlaşmalara da dikkat çekerek şunları söyledi; “Rumların, İsrail’le Yunanistan ile yapmış olduğu anlaşmalar, bunu çekim olarak gören Fransa ve İtalya’nın Kıbrıs adasına lazım askeri olarak gerekse tutumsal varlıklara sahip çıkmak için gelmeleri olayı çok henüz ayrımlı noktalara götürecektir ve ortamı gerecektir.”  konuştu.

şimal Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) iktisat ve erk Bakanı Hasan Taçoy, şark Akdeniz bölgesinde 4 katrilyon feet (fit) küplük natürel gaz rezervi saptandığını açıkladı.

Bölgede şu anne kadar yalnızca 107 trilyon feet küplük rezerve ulaşıldığını kaydeden Taçoy, “Bu da şu demektir, ortada keşfedilmemiş, ulaşılmamış 3,9 trilyon feet küplük bir rezerv Mevcut. Bölgede Türkiye’siz bir ismim atılamayacak.” diye konuştu.

Kıbrıs Rum tarafının şark Akdeniz için yaptığı anlaşmalara da değinen Taçoy, “Rumların, İsrail’le Yunanistan ile yapmış olduğu anlaşmalar, bunu çekim olarak gören Fransa ve İtalya’nın Kıbrıs adasına lazım askeri olarak gerekse tutumsal varlıklara sahip çıkmak için gelmeleri olayı çok henüz ayrımlı noktalara götürecektir ve ortamı gerecektir.” ifadelerini kullandı.

Süleyman Soylu’ya tepki çeken gönderme

Ucuza mâl ettiği sanatsal hiçbir niteliği olmayan; estetikten, alt metinden, senaryo ve öykücülük ilkelerinden bihaber, basmakalıp Cazibe teknikleriyle yalap şalap tamamlanan ve bel altı espriler dışında akılda kalıcı, etkileyici diyalogları dahi olmayan filmleriyle milyonları cebe indiren Şahan Gökbakar, sosyal medya hesabından tam da kendisine yakışan pespayelikte bir paylaşım yaptı.

Şahan Gökbakar, Adana Valiliği tarafından iptal edilen, ilk olarak “Dünya Rakı Festivali” adı verilen ve sonrasın da “Kebap ve Şalgam Festivali” olarak değiştirilen etkinlikle alakadar paylaşımda bulundu, İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’ya gönderme yaptı.

Arkadaşlarıyla rakı içerlem çektiği bir fotoğrafı paylaşan Gökbakar, “Rakı festivali, dostlarımla… Not: İçkinin fazlası ziyan gençler, keyfince için fakat dozunda ve adabıyla… Adam gibi…” notunu düştü.

Gökbakar’a, “Adamlığı senden mi öğreneceğiz!” şeklinde eleştiriler yapıldığı görüldü.

İşte o fotoğraf:

Süleyman Soylu’nun açıklaması

Adana’da yapılan “Rakı Festivali” tepki çekip yasaklanınca “Kebap ve Şalgam Festivali” isimiyle servis edilmek istendi. Bunun üzerine İçişleri Bakanı Süleyman Asil, “Kebap ve Şalgam Festivali” diye bir festivalin Laf konusu olmadığını belirterek 2015 ve 2019 yıllarına değin günce kupürlerini gösterdi. Asil sözlerini şöyle sürdürdü:

“Bahsettiğiniz festival bu olsa gerek: Adana Dünya Rakı Festivali. Bu konuda Valiliğin bu festivale yönelik bir yasağı Laf konusu. Zannediyorum rakı festivaline yasağı koyduktan sonra meseleyi, kebap ve şalgam festivaline döndürmüş olabilirler. Kısa bir müddet Evvel Adana’da, Türkiye’den herkesin katıldığı, bir kültür durağı olan, ‘Adana Lezzet Festivali’ düzenlendi. Zannediyorum bilgide eksiklik Laf konusu. şayet bahsedilen rakı festivali ise bu rakı festivaline Adana Valiliği geçen Sene da bu Sene da yasak koydu. Ne geleneklerimizde ne de rastgele bir durumla bu, örtüşebilir değildir.” Yepyeni Akit

Diyanetten Muhateşem Karar

Diyanet İşleri Başkanlığı (DİB) Din İşleri Yüksek Kurulu’nca, cami ve mescitlerde tabure ve sandalyede anıştırma ile namaz kılanlar için yer ayrılması uygulaması kaldırıldı. Diyanet İşleri Başkanı Prof.Dr. Ali Erbaş’ın imzasıyla 81 ilin müftülüğüne gönderilen genelgeyle, cami ve mescitlerde tabure ve İskemle ile namaz kılınması ile alakadar Din İşleri Yüksek Kurulu’nun Yepyeni kararı bildirildi. Genelgede değişikliğin gerekçesi şöyle açıklandı:

‘TEKRAR DEĞERLENDİRİLİP YENİ BİR KARAR ALINMIŞTIR’

“Geçen müddet zarfında tabure-sandalye üzerinde namazlarını kılan vatandaşlarımız için cami içinde cemaat ve saf düzeninin dışında Veyahut gerisinde belirli mekanlar oluşturulması, cami adabına ve cemaat ruhuna Müsait olmamıştır. Bu vaziyet bir taraftan cami cemaati arasında birtakım huzursuzluklara ve tartışmalara Neden olurken başka taraftan da cami içi estetiğe Müsait olmayan görüntüler ortaya çıkarmıştır.

Özellikle cami içinde sabit oturaklardan müteşekkil bağımsız mekanların oluşturulması cami doku ve kültürüyle bağdaşmamıştır. başka taraftan anıştırma ile namaz kılma şekli de tartışmalara Neden olmuştur. Tüm bu hususlar dikkate alınarak tabure-sandalye üzerinde anıştırma ile namaz kılınması hususu Din İşleri Yüksek Kurulu’nca tekrar değerlendirilerek Yepyeni bir karar alınmıştır.”

NORMAL KILAMAYAN NE YAPACAK?

– Genelgede yer Meydan Din İşleri Yüksek Kurulu’nun Yepyeni kararına göre, namazı normal şekli ile ayakta kılmaya gücü yetmeyen kimse namazı oturarak kılacak.

– Böyle kişiler bizzat durumlarına göre namazı diz çökerek veya bağdaş kurarak yahut ayaklarını yana Veyahut kıbleye doğru uzatarak kılacak.

– Ayakta durabilen ve yere oturabildiği halde secde edemeyen kimse namaza ayakta başlayacak, rükudan sonra yere oturarak secdeleri anıştırma ile yapacak.

– Ayakta durabildiği halde oturduktan sonra ayağa kalkamayan kişiler namaza ayakta başlayacak, secdeden sonra namazı oturarak tamamlayacak.

– Ayakta durmaya ve rükû yapmaya gücü yettiği halde yere oturamayan kimseler ise namaza ayakta başlayıp rükûdan sonra secdeyi tabure ve benzeri bir şey üzerine oturarak anıştırma ile verme edecek.

KİM TABUREDE KILABİLİR?

Ayakta durmaya gücü yetmeyen, yere de oturamayan kimseler namazı tabure, İskemle ve benzeri bir şey üzerine oturarak kılacak, rükû ve secdeleri anıştırma ile adına getirecek.

Din İşleri Yüksek Kurulu kararında mazereti sebebiyle namazı tabure ve İskemle üzerinde kılanlar için ‘vicdan’ vurgusu yapılarak, ‘Namazını tabure, İskemle ve benzeri şeyler üzerinde kılan müminin ileri sürdüğü mazeretlerin kendisini vicdanen rahatlatacak boyutta olması gerektiği, namazı aslî şekline Müsait olarak kılmaya Mani olmayacak yeğni bedeni rahatsızlıkların bu konuda meşru mazeret olarak görülmemesi’ kaidesi getirildi.

SABİT OTURAKLAR YERİNE KATLANABİLİR TABURE

Genelgede tabure ve sandalyede anıştırma ile namaz kılanlar için yer ayrılması uygulamasının kaldırıldığı belirtilerek, camilerde kullanılan sabit oturakların kaldırılıp, adına katlanabilir taburelerin kullanılmaya başlanacağı kaydedildi. Genelgede şöyle denildi:

“Dinî açıdan Mecbur ve meşru bir Neden bulunmadıkça namaz kılmak emeli ile camilerde sıralar halinde sabit oturakların yapılmasının, cami doku ve kültürüyle bağdaşmadığı, bu sebeple sayrılık ve özürlülük gibi rastgele bir rahatsızlığı bulunan kimselerin, Mecbur olmadıkça namazlarını sandalyede değil, yere oturarak kılmalarının Müsait olduğu hususlarında vatandaşlarımız bilgilendirilecektir.

İma ile namaz kılanlar için eski talimat uyarınca yer ayrılması uygulamasından vazgeçilmiştir. Caminin/mescidin içinde sabit oturaklardan müteşekkil bağımsız mekanlar oluşturulmayacaktır.

Cami ve mescitlerde anıştırma ile namaz kılanlar için hazırlanan sabit oturaklar kaldırılacaktır. Camilerde ihtiyaç olması halinde yalnızca katlanabilir tabure kullanılabilecektir.

Hiçbir şekilde oturması olası olmayacak tarzda mazereti olanlar katlanabilir taburesini alıp safların arasına girerek namazlarını kılacaklardır.

Cami görevlileri tarafından engelli, İhtiyar ve mazeret sahibi olan vatandaşlarımızın namazlarını oturarak veya tabure üzerinde nasıl kılacakları hususu titizlikle anlatılacaktır.”

Genelgede Ayrı olarak Din İşleri Yüksek Kurulu’nun konuya ilişkin görüşünün vaaz ve hutbelerde işlenmesi talimatı da verildi.

Ekrem İmamoğlu’ndan Yeni Kanal İstanbul Açıklaması

İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, Kanal İstanbul projesine ilişkin bir İzah henüz yaptı.

“FATİH SULTAN MEHMET DİRİLSE…”

Projenin durdurulması için bütün hukuki haklarını kullanacağını dile getiren İmamoğlu, “Bakın İstanbul, sağından solundan çekiştirilecek bir coğrafya değil. Bu coğrafya binlerce yılın bize emaneti. Bugün, şu hoş şehri fetheden Fatih Sultan Mehmet bugün ayağa kalksa, dirilse sen ne yapıyorsun der. Bize, hepimize hesap sorar Fatih Sultan Mehmet. Neyin etrafı? Çevre dediğiniz korunursa hoş olur. Hala kararlılıkla yapacağız diyor. Konuşalım diyen yok, tartışalım yok. Bu çok yanlış bir siyaset.” ifadelerini kullandı.

“BEN MÜTEAHHİTLİK YAPARKEN…”

İBB Başkanı İmamoğlu, “Ben müeatthitlik yaparken, bir daireyi satacaksam, onun yaşanılır haline göstererek insanlara proje başlamadan servis eder, müşterileri ikna etmeye çalışırdım. Burada hangi alıcı ikna ediliyor, bilemiyorum. Ben şöyle bakıyorum; İstanbul satılacak bir yer değil. İstanbul geleceğe taşınacak bir miras.” diyerek sözlerini noktaladı.

ERDOĞAN: ÇEVRECİ BİR KANAL

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Kanal İstanbul’a ilişkin yaptığı nihayet açıklamada projenin 7 Sene içerisinde tamamlanacağını söyledi. Erdoğan, “Boğaz bizim için hukuki haklarımızı dahi rahat kullanamadığımız bir hattır. Boğazda her Lahza bir sıkıntı yaşayabilir miyiz? vakit zaman yalılarımıza çarpan büyük tankerler, gemiler oluyor. Bizim Boğaz’ı bundan kurtarmamız gerek. Öyle bir kanal yapalım ki bu kanal bizi oldukça Çok sıkıntılardan kurtardığı gibi, İstanbul’umuza Yepyeni bir güzellik katsın. Çevreci bir kanal olsun. Çevreci bir kanal olmanın ötesinde burası bizim kontrolümüz altında olan bir kanal olsun. Bunun için bizi bağlayıcı rastgele bir şey Laf konusu olmasın. İşte bu güzellik İstanbul’umuza ayrı bir zenginlik katacaktır. Bunun için bu adımı attık, şu anda birilerini ağırbaşlı anlam da rahatsız ediyor. niçin rahatsız ediyor? Çünkü bunların bu ülkede bir dikili ağaçları dahi yok. Böyle güzellikler olunca da dayanamıyorlar.

MİLLİ BÜTÇEDEN YAPILABİLİR

Yap-işlet-devret ile alıcı bulduk bulduk, ters takdirde biz burayı ulusal bütçemiz ile yapacağız. Şu Lahza da hazırlıklar nihayet safhada, ihaleyi yapıp adımı atacağız. Görüşmeler Mevcut ayrımlı ülkelerle ona göre ismim atacağız.

EN AZ 7 YILI BULUR

En az 6-7 senesi bulur fakat her şeyiyle çok müstesna güzelliğe sahip, isminden Laf ettirecek olan bir proje. 22 kilometre Karadeniz’i Marmara’ya bağlayacak. Kısaltıyor tabii oldukça Çok şeyi o güzelliği de Mevcut.” ifadelerini kullanmıştı.