Gerçek çıktı

Fatih Sultan Mehmed’in Gentile Bellini tarafından yapıldığı iddia edilen özel koleksiyondaki portresi geçtiğimiz hafta İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) tarafından yaklaşık 7 milyon TL’ye satın alındı. Eser, Türkiye’ye getirildikten sonra açılacak bir müzede sergilenecek. Ancak portre hakkında tartışmalar devam ediyor. Bellini ve talebeleri tarafından yapılmayıp “kopya” olduğu belirtilen eserin, kim tarafından yapıldığı ve resimdeki ikinci figürün kimi tasvir ettiği esrarengizliğini koruyor.

15. asırda İstanbul’a gelen Gentile Belli’nin 16 ay kaldığı Topkapı Sarayında meşhur Fatih portresinin yanında başka çizimler de yaptığını söyleyen ressam Prof. Dr. Rifat Şahiner, ressamın yaptığı eskizleri beraberinde Venedik’e geri götürdüğünü ifade etti.

“Bellini’nin elinden çıkmadığını kesin olarak söyleyebiliriz”

İBB tarafından satın alınan resmin Bellini veya öğrencileri tarafından yapılmış olma ihtimalinin düşüklüğüne vurgu yapan Prof. Dr. Şahiner “Yeni satın alınan resimdeki Fatih’in yüzü ve kavuğun ele alınış şekli de bana ustaca gelmedi. Özellikle Fatih’in yüzüne baktığımızda figürün Bellini’nin elinden çıkmadığını kesin olarak söyleyebiliriz. Çünkü İtalyan ressamın tarzına ve fırçasına hiç uymuyor. Beni birinci derece şüpheye sevk eden şey ise kavukların ele alınış biçimi oldu. Sanatçının hiçbir resminde de bu şekilde üç boyutlu algılanan bir kavuk yok. O atölyeden çıkan diğer ressamların eserlerinde de böyle bir üslup göremiyoruz” ifadelerini kullandı.

“Kesin bir şey söylemek zor ama ben bu resmin Bellini ve öğrenciler tarafından değil de sanatçının resimlerinden etkilenenler tarafından sonradan yapıldığını düşünüyorum” diyen Prof. Dr. Şahiner şöyle konuştu: Bellini’nin yetiştirdiği Giorgione, Tiziano ve Carpaccio gibi büyük sanatçıların bu şekilde bir eser üreteceğini düşünmüyorum. Bu resim birkaç eskize bakılarak yapılmış potpuri (harmanlama) bir kopyadır. Tablo, usta işi değil.”

kapandı

Radyo ve Televizyon Üst Kurulu bugünkü toplantısında izleme raporlarını değerlendirerek yayın ilkelerini ihlal eden yayıncılara yaptırım uyguladı.Üst Kurul’un görüştüğü raporlar arasında dikkat çeken üçü Tele 1 televizyonuna ilişkindi. Kanalın 30 Nisan tarihli ana haber bülteninde ve 24 Mayıs 2020 tarihinde ekrana gelen “Karanlıktan Aydınlığa” isimli programda Diyanet İşleri Başkanlığı’na yönelik maksadını aşan suçlamalar izleme uzmanları tarafından raporlaştırıldı.ELEŞTİRİ SINIRINI AŞAN İFADELER CEZA GETİRDİ
Program konuğu Cemil Kılıç’ın Diyanet İşleri Başkanlığının tüzel kişiliğini hedef alan ” bugün Türkiye’de öyle anlaşılıyor ki öyle bir rejim kurulmaya yani teokratik bir rejim kurulmaya çalışılıyor Türkiye’de kurulmak istenen teokratik halife sultan rejimi.


Ben Diyanet’i Müslüman dairesi içinde görmüyorum mesela. Belki aynı şekilde Cumhurbaşkanının inanç dünyasını da İslam’ın içerisinde görmüyorum Muaviye gibi bir sultan mı olmaya çalışıyor mesela Cumhurbaşkanı? ” şeklindeki sözleri halkı kin ve düşmanlığa sevk eden ayrıştırıcı dil kullanımı olarak değerlendirildi.Yayında eleştiri sınırları aşılarak toplumun ve kurumların dini inançlarının sorgulanması ve Cumhurbaşkanı ile Diyanet İşleri Başkanlığına suçlayıcı ifadelerin kullanılması 6112 sayılı Kanunun 8/1/b maddesindeki yayın ilkelerinin ihlali olarak tespit edildi.Daha önce 23.03.2020 tarihinde de aynı ihlali yapan Tele 1’e RTÜK tarafından 5 gün geçici yayın durdurma yaptırımı uygulandı.SUNUCUNUN, 2. ABDULHAMİD HAN’A HAKARETİ CEZA GETİRDİTele 1’de yayınlanan

“18 Dakika” programında sunucu Merdan Yanardağ’ın Osmanlı Padişahı 2. Abdulhamid Han hakkında sarf ettiği ” zalim, halkına ve aydınlara zulmeden, despot, emperyalizm uşağı ve gerici ” şeklindeki cümleler yayın ihlali olarak tespit edilerek yayıncı televizyona üst sınırdan idari para cezası müeyyidesi uygulandı.Yine aynı programın sunucusunun RTÜK Üyelerini cahillikle, bilgisizlikle ve düşmanlıkla suçlaması ve hakaret etmesi yaptırım sebebi sayıldı. Hem RTÜK’ün tüzel kişiliği hem de RTÜK Başkanı, Üyeleri ve uzmanları hakkında eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü, aşağılayıcı ve iftira niteliğinde ifadeler nedeniyle Tele 1 hakkında idari para cezası kararı verildi.
HALK TV’YE DE CEZA VERİLDİ Üst Kurul’da bir ceza da Halk Tv’de yayınlanan Medya Mahallesi’ne kesildi. 16 Haziran tarihinde yayınlanan programda konuk Hüsnü Mahalli’nin “Türkiye’nin derdi ne biliyor musun? Mısır’ı karıştırmak, Libya üzerinden Sudan’ı karıştırmak şeklindeki ifadelerinin nesnel ve gerçek olmayan bilgilerle Türkiye Cumhuriyeti devletini ağır ithamlara maruz bıraktığı ve devletin varlığına yönelik ciddi tehditleri barındırdığı gerekçesiyle yayıncının daha önce yıl içinde aynı ihlali yaptığından dolayı Halk TV’ye 5 gün geçici yayın durdurma cezası verildi.

Asker cevapladı

Askeri birliklerimizi denetlemeye çıkan Milli savunma bakanımız Hulusi Akar Bölgedeki birlikleri denetimi esnasında tank içerisinde nöbet tutan bir askerle de sohbet etti. Akar, yeni doğmuş bir bebeği olduğunu anlatan askere, “Gözün aydın. Gece uyutmuyor değil mi? ‘Nöbetim var’ diye evden kaçıyorsun.” esprisini yaptı. Malatyalı olduğunu öğrendiği askere “Malatya’daki en büyük Türk kim?” diye soran Akar, “İsmet İnönü” karşılığını aldı. Bunun üzerinde askere Malatya’daki ikinci büyük Türk’ün kim olduğunu soran Akar’a asker “Turgut Özal” olduğunu söyledi.
Asker, Malatya’daki üçüncü büyük Türk’ün de Battal Gazi olduğunu ifade etti. “Peki dördüncüsü kim?” diyen Akar, askerden yanıt alamayınca, 2. Ordu Komutanı Korgeneral Metin Temel olduğunu belirtti.

Akar, daha sonra “Entegre Sınır Güvenliği Sistemi”ne ilişkin bilgi aldı. Akar’a ziyaretlerinde Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba, Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Yaşar Güler,

Deniz Kuvvetleri Komutanı Koramiral Adnan Özbal, Hava Kuvvetleri Komutanı Orgeneral HASAN Küçükakyüz ile 2. Ordu Komutanı Korgeneral Metin Temel de eşlik etti.

“Geçecek”

Rusya Federasyonu Federal Askeri-Teknik İş Birliği Servisi (FSMTC) Başkanı Dmitry Shugayev, Rus muhabere uçağı Su-57 ile Türk m’uhabere uçağı MMU’nun rakip olma ihtimalini açıkladı.Shugayev doğrulusunda uygulanan açıklamada, “Türk ortaklarımız Milli Muharip Uçak (MMU)’ı ürettiklerinde, bu u’çağın küresel silah pazarına girmesi ihtimalini göz ardı edemeyiz. Potansiyel olarak Su-57 ile r’akip olabilirler.

Kuralları adil olan bir oyunda, her vakit sağlıklı r’ekabete hazırız.” ifadelerine yer verildi. Sukhoi Su-57 Rus Sukhoi firması doğrulusunda geliştirilen Su-57, hava-hava ve hava-yer yer hedeflerini imha etmek üzere tasarlanmış çok hedefli bir avcı uçağıdır.

5’inci kuşak muhabere uçağı olarak geliştirilen ve bu kapsamda; iç silah istasyonları, RAM boyası ve stealth karakteristikleri gereği sivri tasarımları tespit edilen Su-57’nin, şimdilik motorları sebebiyle 4++ kuşak bulunduğu bilinmekte. Şu ana kadar Suriye’de detaylı muharebe şartlarında test edilen Su-57’nin, Saturn Izdeliye 30 motorlarına kavuşmasının sonrasında tam manasıyla stealth ve 5’inci kuşak olarak nitelendirilebileceği değerlendirilmektedir.

TUSAŞ Milli Muharip Uçak (MMU) Türk Silahlı Kuvvetleri greksinimlerini karşılamak üzere başlatılan Milli Muharip Uçak (MMU) Projesi ile Türk Hava Kuvvetleri Komutanlığı envanterinde tespit edilen ve 2030’lu yıllardan itibaren kademeli olarak devreden çıkartılması fikir edinilen F-16 uçaklarının konumunu alabilecek, vatan içi imkân ve kabiliyetler ile geliştirilen çağdaş uçakların üretilmesi amaçlanmaktadır.

MMU’nun, 2070’lere kadar Türk Hava Kuvvetleri Komutanlığı envanterinde yer alması öngörülmektedir. Bu kapsamda MMU, 2023 senesinde hangardan çıkacak, 2026 senesinde ilk uçuşunu yapacak ve 2030’dan itibaren envantere alınacaktır. Temel olarak 5’inci kuşak olarak geliştirilen MMU, ilk bloklarında 4++ kuşak performans gösterecektir.

O ili uyardı

Elazığ’da 24 Ocak’ta meydana gelen depremi 6 Ekim 2019’da bilen Prof. Dr. Naci Görür, İstanbul için korkutucu uyarılarda bulundu. “Minimum 7,3 deprem geliyor, şakası

yok” diyen Prof. Dr. Görür, bir an önce tedbirlerin alınması çağrısında bulundu. Son günlerde birçok bölgede yaşanan depremler, Türkiye’nin deprem gerçeğini bir kez daha hatırlattı. Bilim Akademisi Üyesi Prof. Dr. Naci Görür, son depremler ve beklenen büyük depreme ilişkin önemli açıklamalarda bulundu. Cumhuriyet’ten İpek Özbey’in sorularını yanıtlayan Görür, “Ülkemiz bir deprem ülkesi olarak, dünyada ilk 10’un içinde. Endişe etmek yerine olaya bilimsel baktığımızda tecrübemiz de artıyor. Ama tabii bir de afet boyutu var. O zaman da elbette tedirgin oluyoruz. Bu tedirginlikten dolayı da mümkün mertebe topluma, insanlarımıza yararlı olmaya, deprem konusunda bilinçlendirmeye çalışıyoruz. Merkezi yönetimi ve yerel yönetimi harekete geçirme konusunda uğraş veriyoruz.” ifadelerini kullandı.

“MİNİMUM 7,3’LÜK DEPREM GELİYOR, ŞAKASI YOK”

“Dünyadaki bütün örgütlerin gündeminde İstanbul’un beklediği deprem var” diyen Görür, şöyle devam etti: “Bütün devlet büyükleri İstanbul’a geldiğinde bunun farkında gelirler. Önlemleriyle gelirler. Bunu NATO da, BM de bilir. Çünkü uluslararası projelerle bu ortaya konuldu. Dünyanın birçok yerine gittik, konferanslar verdik, anlattık. Herkes biliyor. Alarm verilmiş, depremini bekleyen bir yerde ‘Ayasofya ibadete açılsın mı’ tartışmasını yapan insanların önce gelecek olan depremde “Ayasofya da dahil tarihi eserlerimiz ayakta kalır mı kalmaz mı” onu tartışmalarını istiyorum. Biz konunun içindeyiz, bilmiyoruz mesela. Bunlar gizli işler midir? Hiçbir yetkili çıkıp, halka “Deprem geliyor, biz önlemlerimizi aldık, tarihi eserleri şu yöntemlerle deprem güvenilir hale getirdik” demiyor. Neden, gizli bir şey mi? Demek ki yapmadıkları için söylemiyorlar. Yaptıkları da göstermelik oluyor. Nitekim, bize “Devlet dairelerinin, okulların tümü deprem güvenli hale geldi” dediler. Ne oldu? 5 küsurluk depremde ‘güvenilir’ dedikleri binaların çoğu haşat oldu. Minimum 7,3 deprem geliyor, şakası yok. İstanbul gibi yapı stoğunun yüzde 60’ının zafiyet içinde olduğu bir yerde bunun sonuçları çok büyük olacak.”

“DEPREM, KANALIN HER YERİNİ TARUMAR EDER” Beklenen depremin Kanal İstanbul projesine etkisi hakkındaki tartışmalara da değinen Görür, şunları söyledi: “Kanal İstanbul ile ilgili bir kitap yazıldı. İBB basıyor, bugünlerde çıkar. Çok disiplinli bir kitap. Değişik bilim adamlarının bir araya gelerek yazdığı kitabın editörlerinden biri de benim. Bir kere depremden bağımsız Kanal İstanbul yapılmamalı. Jeolojik açıdan son derece sakıncalı, tehlikeli, İstanbul’un başında Demokles’in Kılıcı gibi problem çıkartacak, korku içinde yaşamamıza neden olacak bir proje. Bu kanalın güzergâhı özellikle Çekmece Gölü’nün kuzeyinde Sazlıdere’den başlayıp, Marmara’nın kıta sahanlığına açıldığı yere kadar olan bölge jeolojik olarak tam anlamıyla anormal tehlikeli ve riskli yerler. Deprem olmamasına rağmen kaymalar, heyelanlar oluyor. O bölgedeki arazi stabil değil, şu anda bile kayıyor. Depremde haşat olur buralar. İkincisi bu Kanal İstanbul’un Marmara’ya açıldığı kıta sahanlığında deniz araştırmalarında gördük.

Bizden önce de arkadaşlarımız yaptıkları araştırmalarda canlı faylar olduğunu gördüler. Bu fayların boyutlarını tam olarak araştıramadık ama canlı oldukları kesin. Olası bir depremde bu faylar harekete geçmek suretiyle kanalın Küçükçekmece’ye kadar olan her yerini tarumar eder. Bundan kaçış yok. Heyelanlar, bu faylar tarafından aşırı tetiklenebilir. Kaldı ki büyük bir tsunami tehlikesi var. Tsunami bu kanala girdiği zaman, o sırada kanalın içinde gemi falan varsa onu da sürükler götürür ve bir yerlerde taşıdığı malzemelerle kanalı tıkadığı an orada bir barajlanma olur. Bütün kanalın etrafını deniz basar. Bir daha da orayı kurtaramazsın.”

Vekilde koronaçıktı

çıktıSon dakika: AK Parti Grup Başkanvekili Muhammet Emin Akbaşoğlu’nun koronavirüs testi pozitif çıktı. Bugün Meclis’te oy kullanan Akbaşoğlu’nun durumunun iyi olduğu öğrenildi. Çevresinde olan ve temas kurduğu personele yapılan koronavirüs testleri ise negatif çıktı.
Son Dakika: AK Parti Grup Başkanvekili Muhammet Emin Akbaşoğlu’nun yeni tip koronavirüs testi pozitif çıktı

AK Parti Grup Başkanvekili Muhammet Emin Akbaşoğlu’nun yeni tip koronavirüs (Kovid-19) testi pozitif çıktı. Akbaşoğlu bugün TBMM’ye gelip oyunu kullandı. Habertürk’ün aktardığına göre, tedavisine başlanan Akbaşoğlu’nun sağlık durumunun iyi olduğu ve AK Parti Genel Merkezi tarafından sürecin takip edildiği bildirildi.

CHP’Lİ ÖZEL’DEN GEÇMİŞ OLSUN MESAJICHP Grup Başkanvekili Özgür Özel genel kurulda yaptığı açıklamada “Sayın Akbaşoğlu’nun sağlık durumuyla ilgili olumsuz bir haber aldık geçmiş olsun diyoruz, acil şifalar diliyoruz yakından takip ediyoruz ” diye konuştu.

5 GÜN ÖNCE BAKAN KASAPOĞLU’YLA GÖRÜŞTÜ

Öte yandan Emin Akbaşoğlu, 5 gün önce Gençlik ve Spor Bakanı Mehmet Muharrem Kasaoğlu’yla görüşmüştü. Akbaşoğlu, görüşmeye dair fotoğrafları da Twitter hesabından paylaşmıştı.

İşlem başladı

Uzun zamandır bir hayal olarak düşünülmekteydi. Lakin somut adımlar atılmaya başlandı ki bu adımlar dengeleri çok büyük oranda değiştirebilir. Türki Cumhuriyetler birleşim yapacak. Ve 4 Türki Cumhuriyet beraber bir oldu ordu oluşturdu bu teşkilatın en büyük gayesi ise Türk Cumhuriyet’lerini daima yan yana bir tutup askeri gücünü ve birliğini güçlendirmek olacak. Ana karargahı ise başkent Ankara seçilecek. Ve en sonundatam 4 ülkeden oluşan Türk ordusu kuruldu. Bu oluşumun temelleri ta 2011 yılına kadar uzanmakta fakat engellemelerle karşılaşıldı.
4 TÜRK ÜLKESİ KURDU Ülkeler arasında Türkiye Azerbaycan Kırgızistan ve Moğolistan bulunmakta. Engellenirken bunların daha sonra iç sorunları olmadığını özellikle fe’tö’cülerin bu kuruluşu engellemek adına çıkardıkları


fitneler artı bürokrasi olarak yapılan zorluklar ve daha birçok Ha’in hamle yüzünden bu birliktelik uzun süre bu zamana kadar ertelemek durumunda idi. Ve şu an ise Er’doğan tarafından tekrar hızlı bir şekilde başlatılan bu birlikteliğin sembolü bir at ve 4 ok sembolü olacak ki bununla da kalmayıp Zaman geçtikçe diğer

Türk ülkeleride birleşecek ve bu şu an Avrupa birliği gibi gerçekten büyük bir birlik olacak. çünkü asya’daki en büyük devletler arasında bulunan ülkelerin bulunduğu bir birliktelik olacak ki bunların içinde petrol zengini olan ülkeler, gaz zengin olan ülkeler enerji zengin olan ülkeler
Ülkemiz gibi coğrafi konumda önemli olan ülkeler askeri gücü olan ülkeler ve daha birçok gücün bir araya gelmesi demek olacak. Bu şimdi ve özellikle ileride denge güçlerini alt üst edecek bir durum. Ve aynı zamanda ileride Ru’sya’nın ve Çi’n’in güçlenmesi karşısında Bizim de yalnız kalmayıp ek güç elde etmemiz demek olacaktır. kısacası Türkiye artık planlarını bir iki yıllık değil onlarca öteye kuruyor. İşte buna büyük Türkiye aklı denilmektedir.

2 yıl sonra

Deniz Baykal, uzun süren sessizliğinin ardından Ekrem İmamoğlu hakkındaki yorumu ile gündeme geldiHalk TV ekranlarına çıkan Deniz Baykal, ‘İmamoğlu bir proje midir?’ sorusu için, “Geçenlerde bir vatandaş sordu bu soruyu. Evet dedim şaşırdı. Devamında Halk TV ekranlarına çıkan Deniz Baykal, ‘İmamoğlu bir proje midir?’ sorusu için, “Geçenlerde bir vatandaş sordu bu soruyu. Evet dedim şaşırdı. Ekrem İmamoğlu bir projesidir. Türkiye’nin en ücra köşesindeki en uzak yerleşkesindeki evladını alıp yetiştirip Türkiye’nin önüne dünyanın önüne ihtiyaç olduğunda sunan anlayış projesidir.
Ekrem İmamoğlu da bir Karadeniz köyünden çıkmış. Güçlükler karşısında yılmamış. Devlet kurumlarında eğitilmiş. Bu anlamda Cumhuriyetin bir ürünüdür. Arkasında bir Cumhuriyet var. Cumhuriyet aldığı bir çocuğu Nobel Ödülü almaya kadar da götürüyor.


Ekrem İmamoğlu da bir Karadeniz köyünden çıkmış. Güçlükler karşısında yılmamış. Devlet kurumlarında eğitilmiş. Bu anlamda Cumhuriyetin bir ürünüdür. Arkasında bir Cumhuriyet var. Cumhuriyet aldığı bir çocuğu Nobel Ödülü almaya kadar da götürüyor. İBB Başkanlığına da götürüyor. Başbakanlığa da götürüyor” dedi.Baykal, İmamoğlu’nun sloganıyla ilgili olarak, “Her şey çok güzel olacak sloganını bulan arkadaşları yürekten kutluyorum. İnsanlar çıkış yolu arıyor. Bir çıkış yolu arayan kişilere söylüyorum her şey çok güzel olacak” ifadelerini kullandı.

Baykal, “Demokrasilerde seçimle geldim ama gitmem demek yok” diyerek 31 Mart’taki İstanbul seçim sonuçlarının ardından yaşananları eleştirdi.YSK’nın Ekrem İmamoğlu’nun mazbatasını elinden almasıyla ilgili Baykal, “YSK hukuka akrobasi yaptırdı” dedi.Baykal, Serhan Asker’in “İstanbul’da fark daha da açılır mı?” sorusuna ise “Görünüş o yönde, fark açılacak gibi” cevabını verdi.

Reisin idolü

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a, katıldığı bir programda siyasi hayatında örnek aldığı, idol kabul ettiği liderlerin olup olmadığı soruldu. Erdoğan, “Bizim tek liderimiz, peygamberimiz Hz. Muhammed’dir” dedi. Erdoğan’ın cevabı salonda büyük alkış aldı.Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Dünya İnsan Hakları Günü kapsamında Ankara’da düzenlenen bir programa katıldı. Programda bir konuşma gerçekleştiren ve gündeme dair önemli açıklamalarda bulunan Cumhurbaşkanı Erdoğan, ardından programın soru cevap kısmına geçti.

ERDOĞAN’A İDOLÜ SORULDU Programda Erdoğan’a “Öğrencilerden size gelen soruda, ‘Türkiye’nin yakın tarihinde beğendiğiniz liderler kimlerdir’ diye soruyorlar. Ben bu soruya müsaadenizle bir ek yapayım.


Acaba sizin zihin dünyanızı şekillendiren, sizin zihin dünyanızı inşa etmenize yardım eden, örnek aldığınız düşünürler veya liderler kimlerdir?” sorusu yöneltildi.

“BİZİM TEK LİDERİMİZ HZ. MUHAMMED’DİR” Erdoğan, “Çok zor bir soru sordun. Bunların altından kalkmak kolay değil. Tabi geçmişten bugüne bakmak gerekir. Her şeyden önce bizim için önder, rehber diye baktığımız zaman, tek önderimiz ve tek rehberimiz sevgili peygamberimiz Hz. Muhammed Mustafa’dır” cevabını verdi. Erdoğan’ın yanıtı salonda alkış aldı. Erdoğan, alkışın ardından şu şekilde devam etti:

“Çünkü; hak, hukuk, adalet dediğimiz zaman her şey onda var. Ardından tabi adaletin de timsali olarak 40’ıncı Müslüman Hz. Ömer çok çok önemli. O da adaletiyle timsal olmuş ve Hz. Ömer bu yönüyle çok büyük önem arz ediyor.
Ve tabii çağımıza doğru yaklaştığımız zaman, Osmanlı’da Selçuklu’da örnek aldığımız liderlerimiz var. Tabi geliyoruz, Cumhuriyet’in kuruluşunda aynı şekilde Gazi’nin (Mustafa Kemal Atatürk) önemi var. Yani bunlar dönemlerin adeta inşasını temin etmişler. Dönemlere damgalarını vurmuşlar. Bu bakımdan büyük önem arz ediyor.”

 

İsmi şaşırttı

Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak, “Rabbimize şükürler olsun, bu gece 4. evladımız Hamza Salih ailemize, dünyamıza sefalar getirdi” diyerek, 4’üncü kez baba olduğunu duyurdu. Cumhurbaşkanı Erdoğan da 8’inci torunun sevincini yaşadı. Twitter’da tebrik mesajları paylaşılırken Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın, “Hoş geldin Hamza Salih. Rabbim salih kullarından eylesin, yolunu her daim açık tutsun” dedi.

Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak sosyal medya hesabından 4’üncü kez baba olduğunu duyurdu.

Bakan Albayrak yaptığı paylaşımda, “Rabbimize şükürler olsun, bu gece 4. evladımız Hamza Salih ailemize, dünyamıza sefalar getirdi. Sevgili eşim Esra’ya bize bu mutluluğu yeniden yaşattığı için sevgi ve minnetlerimi sunuyorum. Dualarınızı bekleriz” ifadelerini kullandı.

ALBAYRAK ÇİFTİ VE ÇOCUKLARI

Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak, 11 Temmuz 2004’te Recep Tayyip Erdoğan’ın büyük kızı Esra Erdoğan ile Lütfi Kırdar Uluslararası Kongre Merkezi’nde evlendi. Çiftin önceki 3 çocuğunun ismi Ahmet Akif, Sadık Eymen, Emine Mahinur.

ERDOĞAN’IN 8’İNCİ TORUNU

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan da Hamza Salih’in doğumuyla birlikte 8’inci kez dede olmanın mutluluğunu yaşadı. Erdoğan’ın diğer kızı Sümeyye Erdoğan’ın 2016 yılında evlendiği Selçuk Bayraktar ile Canan Aybüke adında bir çocuğu bulunuyor. 2003 yılında Reyyan Uzuner ile ile evlenen Erdoğan’ın oğlu Bilal Erdoğan’ın da Ömer Tayyip ve Ali Tahir adlı iki oğlu, Fatıma Serra adında bir kızı bulunuyor.

TWITTER’DA TEBRİK MESAJLARI

Albayrak’ın çocuk sevincini paylaştığı Twitter mesajına kısa sürede tebrik mesajları ile yanıt verildi. Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın, “Hoş geldin Hamza Salih. Rabbim salih kullarından eylesin, yolunu her daim açık tutsun” dedi.