Üzen haberr

Son dakika haberine göre… Koronavirüse yakalanan UFC dövüşçüsü Khabib Nurmagomedov’un 57 yaşındaki babası Abdülmanap Nurmagomedov hayatını kaybetti.

O İSİM DOĞRULANDI

RT.com’a göre, aile dostu ve Çeçen Cumhuriyeti lideri Ramzan Kadırov, 57 yaşındaki Abdulmanap Nurmagomedov’un yaşam savaşını kaybettiğini doğruladı.

HAYATA VEDA ETTİ

Abdülmanap’ın Dağıstan Cumhuriyeti’nde hastalandığı ve “özel bir uçuş” ile Moskova’daki bir askeri hastaneye götürüldüğü belirtildi. Haziran ayının sonuna doğru Abdülmanap’ın komadan uyandığı ve ‘duyarlı’ olduğu bildirilmişti. Ancak Khabib, Abdulmanap Nurmagomedov koronavirüse karşı verdiği mücadeleyi kaybetti ve 57 yaşında hayatını kaybetti.

ÖZEL UÇUŞLA MOSKOVA’YA GÖTÜRÜLMÜŞTÜ

Abdülmanap Nurmagomedov, corona virüs testinin pozitif çıkmasının ardından özel bir uçuş ile Dağıstan Cumhuriyeti’nden Moskova’daki bir askeri hastaneye götürülmüştü.

Haziran ayının sonuna doğru komadan uyanan Abdülmanap Nurmagomedov’un bilinci açılmıştı.

Chp bitmek üzere

Vay be..Sözcü yazarı Bekir Coşkun, ‘Baba, kusura bakma’ başlıklı yazısında CHP’yi eleştirdi. Bugüne kadar CHP’den başka bir partiye oy vermediğini belirten Coşkun, CHP’lilerin yerel seçimlerde elde kalmış bir kaç il ve ilçeye kendini oturtmak için birbirlerini yediğini belirterek bu haliyle CHP’ye artık oy vermeyeceğini söyledi. İşte Coşkun’un o yazısı; Babam hep CHP’ye oy verirdi…“Atatürk’ün partisidir” derdi…
Bu yüzden sık sık sürgün edildi memur babam, bizim çocukluğumuzun çoğu babasız geçti…Babamdan sonra ben de CHP’den başka partiye hiç oy vermedim…


Geçenlerde “Islak imzanız batsın” başlıklı bir yazı yazdım, beni seven ve yazdıklarıma katılan okurlarım sosyal medyada paylaştılar…Paylaşanlardan birisi de Ali Uluşahin, Bursa’da yılların CHP’lisi, bir ara milletvekili aday adayı…Yazımı paylaştığı için önceki gün ihraç istemi ile disipline verdiler…
Yani partiden atacaklar…Yazarın yazısını TIK’lamak, seçimde partiye oy vermek gibidir…Birisini dört yılda bir TIK’larsınız, öbürünü okuyup beğendikçe…Ben kırk yıldır CHP’yi TIK’ladım, CHP bir okurumun TIK’lamasına katlanamadı…Onu atıyorlar…


Seçimden sonra bizler cumhuriyet adına dizlerimize vururken, CHP’yi yönetenler koltuk kavgasına düşmüşlerdi, o yazımın bir bölümü şöyleydi: “Gerçekten de yazarken üzülüyorum…Ama bu son rezalet açıkça gösteriyor; Nasılsa bu adamların eline geçti CHP, bilincini ve izanını yitirdi…

Köprü yıkılsa elin adamı istifa ediyor…Cumhuriyet yıkıldı, tınmıyorlar…”Özgürlükleri savunduğunu söyleyen CHP’nin, partiden adam atmasına neden olan yazı bu…İktidarda olsalardı, Ali kardeşimle hapisteydik…Dikkat edin; CHP’de iç savaş başladı… Türkiye’yi saltanata teslim edenler, elde kalmış birkaç il ve ilçeye kendi adamlarını oturtmak için birbirlerini yiyorlar…Bu haliyle CHP’ye benden artık TIK yok…Bağışla baba…

itiraf ettiLer

FE’TÖ soruşturması kapsamında tutuklanan Yusuf Bekmezci’nin İzmir 2. A’ğır Ce’za Mahkemesi’nde görülen davasında Zaman k’od adlı bir giz’li tanık FE’TÖ’ye ilişkin birçok itirafta bulundu. Yusuf Bekmezci’nin hakkındaki suç’lam’aları reddetmesi karşısında Mahkemede SEGBİS (Sesli ve Görüntülü Bilişim Sistemi) aracılığıyla gizli tanık olarak dinlenen ‘Zaman’ kod adlı kişi Bekmezci’nin, FE’TÖ’nün cemaat ismiyle kurulduğu ilk günden beri Fethullah Gülen’in yanında olduğunu söyledi.
O zamanlar cem’aatin çok güçsüz olduğunu ve toplantılara 6 kişi civarında katılım olduğunu söyleyen giz’li ta’nık ‘Zaman’, “Yusuf Bekmezci bu toplantılardan birinde kendi göğsüne vurarak ‘Kimse yoksa ben varım’ dedi. Kendisi Kazakistan’da FE’TÖ’nün ilk yapısını kuran insandır.


Fethullah Gülen onun için ‘Onu üzen, beni üzmüş sayılır’ ifadesini kullanmıştır. Cemaat içinde kararları Yusuf Bekmezci verirdi” dedi.2003’te yaşanan Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Cihan adlı atın üstünden düşme olayına ilişkin de konuşan Zaman ko’d adlı gi’zli tanık şu ifadelere yer verdi;

“Erdoğan’ın İstanbul’daki evinin karşısındaki bir evde su’ika’st hazırlığı yaptığı sırada korum’alar ay ışığının yansımasıyla kes’kin niş’ancı tüf’eğini fark ettiler, ‘Bu olayı DHKP-C’ye yı’ktılar.

Hablemitoğlu su’ikas’tını da cemaat yaptı. Erdoğan’ın attan düştüğü gün, o ata çeşitli il’açlar verdiler. Amaçları Erdoğan’ı attan düşürüp boy’nunun kır’ılma’sıydı. Erdoğan için sır’alı ze’hir kullandıklarını da biliyorum”

Büyük itiraf Geldi

Sonunda anladılar.Türkiye’nin, Doğu Akdeniz’deki uluslararası hukuktan doğan haklarını engelleyemeyeceğini anlayan AB, yağmacı Yunan ve Rumların gazını almak’ için, göstermelik yaptırım paketi hazırladı. AB’li bir diplomatsa, Türkiye’nin elindeki kozlar karşısında pozisyonlarının zayıf olduğunu itiraf etti. Doğu Akdeniz’de enerji kaynaklarını yağmalamak isteyen Yunan ve Rumlar, ABD, AB, İsrail ve Mısır’la anlaşarak, Türkiye’nin uluslararası hukuktan doğan hakkını gas’p etmeye çalıştı.
Ancak Türkiye, şantaj ve baskılara boyun eğmeyerek bölgeye Barbaros Hayreddin Paşa sismik araştırma gemisiyle, Fatih ve Yavuz sondaj gemilerini gönderdi.


Yunanistan fıkrateynlerinin, Türk gemilerine yönelik tacizleri ise donanma tarafından engellendi. Yunanlar her seferinde, arkalarına bile bakmadan kaçtı. Son olarak, Yavuz sondaj gemisinin bölgeye gönderilmesinin ardından, Yunanistan ve Rum kesimi AB’ye yalvararak ‘Türkiye’yi durdurun’ çağrısı yaptı.
BM’DEN SKANDAL TEKLİF Türkiye’nin uluslararası hukuktan doğan hakkını kullanmasını ”yasadışı” olarak nitelendiren AB, birçok kez yaptırım tehdidi de savurdu. Brüksel, dün skandal bir adım daha attı. Doğu Akdeniz’deki sondaj faaliyetleri nedeniyle Türkiye’ye yaptırım uygulanmasını öngören teklif, AB Komisyonu’na sunuldu. Ancak Türkiye’nin haklarını engelleyemeyeceğini gören AB’nin yaptırımlarının ”göstermelik” olduğu dikkati çekti. Söz konusu yaptırımların Rum-Yunan ikilisinin ‘gazını almaktan’ öteye geçemeyeceği de itiraf edildi.AB diplomatlarından biri,

Türkiye’nin elindeki kozlar karşısında pozisyonlarının zayıf olduğunu açıkça dile getirdi. İsmini vermeden Reuters’a konuşan diplomat, ”Hassas bir denge tutturmaya çalışıyoruz. Çünkü göç, NATO ve terörle mücadelede Türkiye’nin işbirliğine ihtiyacımız var. Bazı üye ülkeler Türkiye’den geçen enerji nakil hatlarına muhtaç, bu yüzden adımlarımızı dikkatli hesaplıyoruz. Daha geniş ekonomik yaptırımlar beklemeyin” diye konuştu. Söz konusu teklifin, pazartesi günkü AB Dışişleri Bakanları toplantısından sonra açıklanmasının hedeflendiği kaydedildi.
EKONOMiYi ETKİLEMEZ AB Komisyonu’na sunulan teklif metninde; Ankara’yla üst düzey temasların askıya alınması, Türkiye’yle AB arasında yürütülen Kapsamlı Hava Taşımacılık Anlaşması müzakerelerinin durdurulması, üyelik öncesi fonların 2020’den itibaren azaltılması, kredilerin kısıtlanması gibi, ekonomiyi etkilemeyecek ‘sembolik’ yaptırımlara yer verildi.

SOSYAL MEDYA MECRALARI KALDIRILIYOR!

Cumhurbaşkanı az önce yapılan açıklamada meclisten geçecek yeni bir tasarının haberini verdi. Sosyal medya mecraları kaldırılacak dedi.
Son dakika: Cumhurbaşkanı Erdoğan partisinin il başkanları toplantısında, sosyal medyada kızına ilişkin yapılan çirkin saldırıya ilişkin ifadeler kullandı.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, AK Parti İl Başkanları Toplantısı’nda gündeme göre değerlendirmelerde bulundu.

Erdoğan, dün sosyal medyada, kızı Esra Albayrak hakkında çirkin paylaşımlarda bulunanlar için sert ifadeler kullandı ve sosyal medya düzenlemelerinin getirdiği duyurdu.

“BAZİ ALÇAKLAR BU İKLİMİ KİRLETMEYE ÇALIŞTI”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Aile olarak birkaç gündür işte böyle can atıcı bir meseleyle karşı karşıyayız. Biliyorsunuz önceki gece 8. torunum dünyaya geldi. Berat Bey evladının doğumunun sevincini bir sosyal medya mesajıyla kamuoyuyla paylaştı. On binlerce kişi tebriklerini ifade eden yorumlar yazdı. Ancak sayıca az da olsa bırakınız ahlakı namusu haysiyeti insanlıktan dahi nasibini almamız bazı alçaklar hakaretlerle bu iklimi kirletmeye çalıştı.
“BU ALÇAKLARIN PEŞİNİ BIRAKMAYACAĞIZ”

Yargı ve emniyet teşkilatlarımız bu haysiyetsizlerin kimliklerini tespit etmeye başladı. Dünyaya gözlerini yeni açmış bir bebek üzerinden ailesine ve onların temsil ettiklerini düşündükleri değerlere saldıran bu alçakların peşini bırakmayacağız. Hukuk önünde işledikleri suçun hesabını soracağız. Benzer saldırıları daha önce de yaşamıştık. Son yıllarda bu tür ahlaksızlıkların artmasında hem mecraların kontrolsüzlüğünün, hem de organize saldırıların kolaylaşmasının rolü vardır.

“SOSYAL MEDYA MECRALARININ TAMAMEN KALDIRILMASINI İSTİYORUZ”
Niçin YouTube, Niçin Twitter, niçin Netflix şu sosyal medyalara karşı olduğumuzun ne demek olduğunu anlıyor musunuz. İşte bu ahlaksızlıkları ortadan kaldıracağım için. Yalanın, iftiranın kişilik haklarına saldırının itibar suikastlerinin alıp başını gittiği bu mecraların bir düzene sokulması şarttır.Bir an önce biz parlamentomuza getirip, bu tür sosyal medya mecralarının tamamen kaldırılması kontrol edilmesini istiyoruz. ” ifadelerini kullandı.

 

Memur vede Emeklilere Güzel Haber

Memur ve Emeklilerin Beklediği Müjdeli Haber Az Önce Açıklandı…
Memur ve emeklilerin beklediği haber az önce açıklandı. Memur ve emeklinin gözü 3 Temmuz’da açıklanacak haziran ayı enflasyon rakamlarına çevrildi. TÜİK tarafından açıklanacak veri milyonların maaş zammını belirleyecek.
Devlet memurları, sözleşmeliler, memur emeklileri, SSK ve Bağ-Kur emeklileri maaş zammı için 3 Temmuz’da açıklanacak haziran ayı enflasyon rakamlarını bekliyor. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), haziran ayı enflasyon hükümeti 3 Temmuz’da saat 10.00’da duyuracak.
ENFLASYON FARKI ALACAKLAR TÜİK’in açıkladığı enflasyon verilerine göre, memur maaşlarına baz teşkil eden Tüketici Fiyat Endeksi (TÜFE) mayısta yüzde 1,36 yükselirken, ocak-mayıs döneminde tüketici fiyatlarında yüzde 4,57 artış meydana geldi. Böylece 5 aylık dönemde, maaşlara yapılan yüzde 4’lük zam oranı aşılırken enflasyon farkı verilmesi durumu ortaya çıktı.
Toplu sözleşmeden kaynaklı olarak yılın ilk yarısında yüzde 4’lük zam alan devlet memurları, haziran ayında TÜFE’nin sabit kalması veya aylık enflasyonun yüzde 0,57’den fazla düşmemesi halinde enflasyon farkı alacak.

ZAMLI MAAŞLAR 15 TEMMUZ’DA VERİLECEK

Memurlara toplu sözleşme gereği, yılın ikinci yarısı için, temmuzda yüzde 4 zam verilecek. Devlet memurları, sözleşmeliler, geçici personel ve memur emeklileri, zamlı maaşlarını ve enflasyon farkını 15 Temmuz’da alacak. OCAKTA YÜZDE 5,49 ZAM YAPILMIŞTI Toplu sözleşme gereğince, enflasyon farkı 6 aylık dilimler halinde hesaplanıyor. Geçen yılın ikinci 6 aylık döneminde enflasyon yüzde 6,50 seviyesinde gerçekleşti. Bu enflasyon oranından kaynaklı olarak ilave yüzde 1,49 artışla birlikte kamu görevlileri ve memur emeklilerinin aylık ve ücretlerinde ocak ayından geçerli olmak üzere toplamda yüzde 5,49 artış yapılmıştı.
EMEKLİLER DE ZAMLI MAAŞ ALACAK Öte yandan, SSK ve Bağ-Kur emeklileri de maaşlarını bu yılın ilk 6 aylık enflasyonu içerir zamlı alacak. Bu arada, TÜFE’nin AA Finans Enflasyon Beklenti Anketi’ne dahil ekonomistler, yüzde 0,70 artmayı öngörüyor.

Neden evlenmedi

1948 yılında Osmaniye’de doğan Devlet Bahçeli, Türkmen kökenlidir. Babası Salih Bahçeli, Osmaniye’nin tanınmış çiftçi ve tüccarlarındandı. Bahçeli’nin annesinin adı ise Samiye’dir. Fettahoğulları olarak bilinen geniş ve köklü bir Türkmen ailesine mensup olan Bahçeli, ailenin 4 çocuğundan biriydi. Babasının ilk evliliğinden olan 2 kardeşi vardır.

Hiç evlenmeyen Devlet Bahçeli, kendisi gibi hiç evlilik yapmayan kız kardeşi Serpil Bahçeli ile birlikte oturuyor.

Bahçeli neden evlenmemiş

Bahçeli hakkında yazılan bir kitapta neden evlenmediği sorulunca şunu söylemiştir: – “Bu bir kader meselesidir, üzerinde tartışma da yapılmaz, keşke demek de olmaz. Pişmanlık demeyelim ama aile kurulsaydı olurdu”. Bahçeli’nin bir kaç kez evlenmeye niyet ettiği ancak bunun kısmet olmadığı söyleniyor. İlk evlilik teşebbüsü 1987 yılında olmuş. Annesi beğendiği kızı istemee gidemeden vefat edince Bahçeli bu mevzuyu rafa kaldırmış. Sonrasında bir kaç kez daha gündeme gelmiş ancak bir türlü kısmet olmamış. Bahçeli’de bekarlıkta karar kılmış.
Babası solcuydu
Sol ideolojiye sahip bir ailede yetişen Bahçeli’nin babası Cumhuriyet Halk Partili ve İsmet İnönü hayranıdır. Devlet Bahçeli hiç evlenmemiştir.

Eğitimi
İlk öğrenimini memleketi Osmaniye’de 7 Ocak İlkokulu’nda tamamladı. Ortaokulu kendisinden üç yaş büyük Servet adındaki abisiyle Adana’da Özel Çukurova Koleji’nde yatılı okudu. Lise eğitimi için İstanbul’a akrabalarının yanına gitti ve Emirgan Akgün Koleji’ne yazıldı. Lise ikinci sınıfta Etiler’deki Özel Ata Koleji’ne geçti ve lise diplomasını da yine bu okuldan aldı. 1967 yılında Ankara İktisadi ve Ticari İlimler Akademisi’ni (şimdiki adıyla Gazi Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi) kazandı ve dış ticaret bölümünü 1971’de bitirerek mezun oldu.

Asistanlık kariyeri
Mezun oluşunun ardından Bahçeli, 1972 yılında Ankara İktisadi ve Ticari İlimler Akademisi ve bağlı yüksek okullarda İktisat Bölümü asistanı olarak görev aldı. Öğrencilerle yakından ilgilenen bir akademisyendi. Aynı zamanda Ülkücü Maliyeciler ve İktisatçılar Derneği’nin kurucularından, Üniversite Akademi ve Yüksekokullar Asistanları Derneği’nin (ÜMİD-BİR) kurucularından ve genel başkanlarındandır. Ayrıca kısaca ÜNAY denilen Üniversite Akademi ve Yüksekokulları asistanlığı kurdu ve başkanlık görevini üstlendi. Gazi Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü’nde iktisat doktorası yaptı ve aynı üniversitenin İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi İktisat Politikasında Ana Bilim Dalı’nda 1987 yılına kadar öğretim üyeliği görevini sürdürdü. Dr. Bahçeli yine bu süre içerisinde Türkiye ve Dünya Ekonomisi, Türk Tarihi ve Dış Politika konularıyla ilgilendi ve bu alanlarda çalışmalar yaptı.

Ülkücülük dönemi
Bahçeli, gençlik dönemlerinde Cumhuriyetçi Köylü Millet Partisi genel başkanı Alparslan Türkeş’in seminerlerine gitmeye başladı. 1967 yılında Ankara İktisadi ve Ticari İlimler Akademisinde öğrenci iken Ülkü Ocakları Kurucusu ve yöneticisi olarak görev aldı. 1970-1971 yıllarında Türkiye Millî Talebe Federasyonu Genel Sekreterliği görevlerinde bulundu. Bir yandan aktif olarak siyasi faaliyetleri yürütürken, diğer yandan da akademik çalışmalarını devam ettirdi.

Siyaset kariyeri

1980 Darbesi’nden sonra cezaevine giren Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) ve Ülkücü kuruluşların yöneticileri ile mensuplarının davalarının her platformda savunulmasına dair çalışmalarda bulundu. MHP Genel Başkanı Alparslan Türkeş tarafından göreve çağrılması üzerine, 17 Nisan 1987 tarihinde üniversitesindeki öğretim üyeliği görevinden istifa eden Bahçeli, 19 Nisan 1987 tarihinde yapılan Milliyetçi Çalışma Partisi (MÇP) Büyük Kurultayı’nda parti yönetimine seçildi ve Genel Sekreterlik görevine getirildi. MÇP ve MHP’nin yönetim kadrolarındaki görevi uzun yıllardır sürdüren Bahçeli, çeşitli zamanlarda Genel Sekreterlik, Genel Başkan Yardımcılığı, Merkez Yürütme Kurulu Üyeliği, Merkez Karar Kurulu Üyeliği, Genel Başkan Başdanışmanlığı görevlerinde bulundu.

O b’akın kimmiş

Bakan Albayrak’ın şahsına ve ailesine yönelik olarak 30 Haziran itibarıyla sosyal medya üzerinden hakaret içerikli paylaşımlar yaparak kişi ya da kurumları hedef gösteren hesaplara ilişkin Emniyet Genel Müdürlüğünce yürütülen çalışmalar sürüyor.

Bu kapsamda sosyal medya hesabı Twitter’dan Albayrak ve ailesine hakaret içeren paylaşımda bulunduğu tespit edilen Onur İ’nin (36), Konya’da 2017’de 9. Ağır Ceza Mahkemesinde 527 sanığın yargılandığı ve 342’sinin hapis cezası aldığı FETÖ çatı davasında firari sanık olduğu belirlendi.

Kararla birlikte firari olduğu gerekçesiyle dosyası ayrılanlar arasında yer alan ve Almanya’da olduğu değerlendirilen sanık hakkında Konya Cumhuriyet Başsavcılığının, önce iade talebinde bulunacağı, bu talebin karşılanmaması halinde ise “kırmızı bülten” talepnamesi düzenleyeceği öğrenildi.

İddianamede “bölge imamı” olduğu belirtiliyor

Konya’daki FETÖ çatı davasının iddianamesinde Onur İ’nin “si’lahlı te’rör örgütü üyesi” olduğu ve FETÖ içinde aktif şekilde faaliyet yürüttüğü belirtiliyor.

İddianamede, örgütün Konya il yapılanmasında oluşturulan sözde Selçuklu eyaletinde Onur İ’nin “küçük ve büyük bölge imamlığı” yaptığı, örgüte finans sağladığı, örgütle ilgili faaliyetlerde bulunduğu ve FETÖ’nün 15 Temmuz 2016’daki darbe girişiminden yaklaşık bir ay sonra hakkında yakalama kararı çıkarıldığı ifade ediliyor.

Kullandığı iki hatta da ByLock çıkmış

Hakaret edenin kişinin iki hattında da Bylock çıktı. İçişleri Bakanı Süleyman Soylu da Bakan Albayrak ve yeni doğan çocuğuyla ilgili sosyal medyadan hakaret içerikli paylaşım yapanlarla ilgili Twitter hesabından “Sosyal medya hesaplarının bir bölümünün yurt dışından ve FETÖ’cü olması yine tespitimiz. Söz, çocuklara böyle kirli bir dünya bırakmayacağız.” açıklaması yapmıştı.

nediyor bu

Yeni bir dönem başladı. Yani sesini çıkarmayan, ilgilenilmeyen değil, yeni bir dönem başladı. O bakımdan biz, 2019 23 Haziran itibarıyla İstanbul’un konularına başka bir gözle bakıyoruz. Toplumun faydasını mı, bu şehrin faydasına mı? O gözle baktığımızda da Kanal İstanbul ile ilgili fikrimiz nettir. Bu netliğimizi Sayın Bakan 16 milyon insan nezdinde hala hissedememiş diye anlıyorum. Anlayacaktır.
Hiçbir hukuki geçerliliği olmayan anlaşmalar. Örnek X yılında, 2014’te 2015’te neyse, bütün anlaşmalar var. ‘Şu planını sizin Bimtaş şirketiniz yapsın. Şu plan sürecini kurumununuz şu birimi tamamlasın’ diye karşılıklı protokoller…


Onlar öyle bağlayıcılığı ve geçerliliği olan işler değildir. Bakanlık yazar ama o tebliği alan ve yorumlayan buradaki kurumlar var.Arkadaşlarım zaten gerekli cevapları yazacaklar. Niçin geçersiz olduğu ya da hangi işlemin yapılması gerektiği konusunda. Ki altını çiziyorum bakın bu tür meseleler protokol ile olmaz. Yani sanki İBB olarak bir yeri sattık, bakanlık da aldı, iş bitti… Böyle bir şey değil ki. 16 milyon insanın yaşamından bahsediyoruz. Yani bu şehri tehdit eden unsurlardan bahsediyoruz. Yine söylüyorum. İçeriği boş, talihsiz bir Ulaştırma Bakanı açıklaması daha.”

“İÇERİĞİ BOŞ BİR AÇIKLAMA” “2012, 2014, 2015, 2016 hatta 2018’de de o dönemin yetkilileri ile aralarında yapılmış protokoller var kurum içinde. Ama protokol deyince Sayın Bakan, zannedersiniz ki, imzayı attık iş bitti. Eğer Sayın Bakan’ı bir imza kurtaracaksa ya da İstanbul’u bir imza mahvedecekse, hiç kusura bakmasın yani bu konuda da araştırma yapmamış.

Sayın Bakan’ı hep uyarıyorum, araştırarak ve süreci derinlemesine analiz ederek beyanatta bulunması konusunda. Yine uyarımı yapmış olayım. Ama ne yazık ki talihsiz bir açıklama. Kaldı ki 23 Haziran 2019’da geçmişe dönük bu ve bu tür bütün anlaşmaları halk iptal etti zaten.

Rakip oluyor

Uzun zaman sonra dün sessizliğini bozan ve ekonomiye ilişkin yoğun eleştirilerde bulunan 11. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ile ilgili çarpıcı bir iddia ortaya atıldı. Gül’ün Millet İttifakı’nın Cumhurbaşkanı adayı olmayı amaçladığı iddia edildi.

Uzun zaman sonra dün sessizliğini bozan ve ekonomiye ilişkin yoğun eleştirilerde bulunan 11. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ile ilgili çarpıcı bir iddia ortaya atıldı. Gül’ün Millet İttifakı’nın Cumhurbaşkanı adayı olmayı amaçladığı iddia edildi.

11. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, uzun süren sessizliğini dün bozarak gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulunmuştu. Karar’a konuşan Gül, “Ekonomideki göstergeler geriye gidişi gösteriyor. Bu durum kaygı verici” ifadelerini kullanmıştı. Bugün ise Hürriyet Gazetesi yazarı Ahmet Hakan’dan Gül ile ilgili çarpıcı bir iddia ortaya atıldı.

CUMHURBAŞKANI ADAYI MI OLMAK İSTİYOR?

Ahmet Hakan Hürriyet Gazetesi’nde bugün yayımlanan yazısında, 11. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün Millet İttifakı’nın adayı olmayı amaçladığını iddia etti. Hakan, Gül’ün bu sebeple Ali Babacan’ın partisinde kendisini öne çıkarmadığını, geri planda tuttuğunu belirtti.