İşte yenisi

Dikey İniş-Kalkışlı İnsansız Hava Aracı Bayraktar DİHA’nın katılımcılarla buluşacağını duyuran BAYKAR’ın paylaşımı ise kısa sürede büyük beğeni topladı.

Yeni DİHA’nın TCG Anadolu Amfibi Çıkarma gemisi üzerinde konuşlandırılması planlanıyor.”ATATÜRK HAVALİMANI’NDA BULUŞALIM”
BAYKAR’ın sosyal medya hesabından yapılan yapılan açıklamada şu ifadeler kullanıldı:

Dikey İniş-Kalkışlı İnsansız Hava Aracı #BayraktarDİHA ilk kez #TEKNOFEST2021’de Baykar standında sizlerle buluşacak. Geleceğe tanıklık etmek istiyorsan, yarın Atatürk Havalimanı’nda buluşalım!

Bayraktar DİHA, keşif ve istihbarat görevlerinde faaliyetler yürütebilecek, Taktik İHA sınıfında bir hava aracı olarak geliştiriliyor.

Araç, otomatik seyir uçuşu, otonom kalkış, otonom iniş ve yarı otonom seyir uçuşu yapabilecek. Elektrik motorlarıyla kalkış yaptıktan sonra seyir uçuş moduna geçecek, seyir uçuş modunda sadece yakıt motoru aktif halde bulunacak.

İniş modu için dikey iniş, gövde üzerine iniş ve paraşütlü iniş olmak üzere üç farklı opsiyon bulunmakta. Hava aracı, otomatik rota takibi, hedef takibi, çember atma ve eve dönüş modlarını gerçekleştirebilen uçuş kontrol sistemine sahip.

Tek kelime

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, dün Abd’de Türk Amerikan Ulusal Yönlendirme Komitesi (TASC) tarafından “Daha Adil Bir Dünya Mümkün”

konferansında konuştu.Erdoğan, gerek sivil toplum kuruluşları aracılığıyla gerekse de bireysel olarak İslam düşmanlığıyla mücadele edildiğini gördüğünü ve bundan da memnuniyet duyduğunu belirterek,

“Sahip olduğunuz bu engin tecrübeyle nefret suçları ve kültürel ırkçılıkla mücadeleye daha fazla katkı vermeniz çok önemlidir.

Türkiye olarak biz de uluslararası platformlarda İslam düşmanlığı ve hoşgörüsüzlükle mücadelede öncü rol üstleniyoruz” dedi.”İSLAM DÜŞMANLIĞIYLA MÜCADELENİN GÜNDEM OLMASI İÇİN ÇABALIYORUZ”

İslam İşbirliği Teşkilatı’nda bu yöndeki çabaların başını çektiklerine işaret eden Erdoğan, “Dinimize ve Müslüman kardeşlerimize yönelen tüm tehditleri ortadan kaldırmaya dair her türlü girişimi destekliyoruz. İslam düşmanlığıyla mücadele konusunun Birleşmiş Milletler başta olmak üzere tüm kuruluşların gündeminde tutulması için çaba sarf ediyoruz. Yürüttüğümüz tüm mücadeleye siz Amerikalı Müslüman kardeşlerimizden de güçlü destek ve katkı bekliyoruz” diye konuştu.”Amerika’da elde ettiğiniz başarılar en az sizler kadar bizi de milletimizi de gururlandırmaktadır” ifadesini kullanan Erdoğan, Amerika’daki başarılı iş ve bilim insanlarının sayısının daha da artacağına inandığını söyledi.

“TÜM MÜSLÜMAN DÜNYASININ LİDERİSİNİZ”New York’ta Erdoğan’ın katıldığı programda bir Müslüman kanaat önderi konuşmasında sadece tek bir şey söyleyip kürsüden indi. O kişi çıkan New York Brooklyn Takva Mescidi kurucu İmamı Siraj Wahhaj’dı. Siraj Wahhaj, “83 milyonluk ülkenin liderisiniz. Bu çok büyük bir iş. Ama bence siz tüm Müslüman dünyasının liderisiniz” ifadelerini kullandı. Bu sözler sonrası salondaki katılımcılar alkışlamaya başladı.

Paşa açıkladı

Birleşik Devletler Senato Dış İ’lişkiler Komisyonu’nda düzenlenen A’BD’nin Türkiye P’olitikası başlıklı oturumda Türkiye’nin Rusya’dan satın aldığı S400 hava s’avunma sistemi Suriye p’olitikası,

Doğu Akdeniz’deki Türkiye’nin Yunanistan ve Kıbrıs Rum kesiminin çıkarlarına ters düşen eylemleri Kapalı Maraş açılımı ve insan hakları sicili gibi konular gündeme gelmiş Komisyon Başkanı Robert Menendez Nato üyesi Türkiye’nin Rusya’dan #S400 satın almasının Nato’ya, A’BD’li pilotlara ve A’BD ortaklarına t’ehdit oluşturduğunu belirtti.

EMEKLİ PAŞA BEYAZIT KARATAŞ’TAN ÖNEMLİ AÇIKLAMALAR GELDİ

Birleşik Devletler Senato Dış İ’lişkiler toplantısında Türkiye’ye karşı hasmane bir tavır sergilendi A’BD yönetimleri ve uluslararası toplumun Türkiye’nin e’ylemlerine karşı yeterli yanıtı vermediğini söyledi

TÜRKİYE S400’LERİ AKTİF ETTİ AÇIKLAMASI GELDİ

Emekli T’ümgeneral g’ündemi sallayan bir açıklama yaptı Beyazıt Karataş ise S400 konusun Türkiye için kapandığı görüşünde S400’ler harbe hazır, yani aktif diyerek gündemi sallayan bir açıklama yaptı

S400 SİSTEMLERİ ARTIK H’ARBE HAZIR

S400 k’rizi hakkında da konuşan Karataş S400’ler harbe hazır. Sivil tabirle söylüyorum, aktif edilmiş durumda. 16 Ekim 2020 yılında üç f’üze atarak h’arbe hazırlıklarının birinci aşamasını tamamladılar. S400’ün test atışları yapıldı ve h’arbe hazırlığı bütün dünyaya ilan edildi. İstenildiği zaman kullanılır. S400 konusu Türkiye için kapanmıştır” ifadelerini kullandı.

Erdoğn’a sardı

Ümraniye-Ataşehir-Göztepe Metro Hattı’nda gerçekleştirilen TBM geçiş töreninin ardından gazetecilerin sorularını yanıtlayan İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu,

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın muhalefetin ellerindeki belediyeleri yönetemediği eleştirilerine de yanıt verdi.

ERDOĞAN NE DEMİŞTİ? Önceki gün Mersin Atatürk Kültür Merkezi’nde AK Parti Genişletilmiş İl Danışma Toplantısı’nda konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Muhalefetin ellerinin altındaki belediyeleri bile yönetemediğine şahit oluyoruz.

Hiçbir işi doğru düzgün yapamıyorlar. En temel hizmetleri bile yerine getiremiyorlar. Artık illerde sular akmıyor.” ifadelerini kullanmıştı.

GÜNDEM DEĞİŞTİRME ÇABASINA ALET OLMAYACAĞIM” Erdoğan’ın bu çıkışı sonrası muhalefet cephesinden ilk yorum İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’ndan geldi. Erdoğan’ın eleştirilerini gündemi değiştirme çabası olarak yorumlayan İmamoğlu, “Öğrencilerimiz yurt bulamıyor. Böyle yoğun bir gündem varken birilerinin gündem değiştirme çabasına ben alet olmayacağım. Projelerimize emek veren bütün emekçi kardeşlerime teşekkür ediyorum. İstanbul’un her yerinde iş üretiyoruz” dedi.

“SAATLERCE KONUŞABİLİRİM” Vaatlerinin de tek tek gerçekleştiğini ifade eden İmamoğlu şunları söyledi: “İstanbul’da büyükşehir belediyesine ait yurt sayısı sıfırken şu an 1000 yatağa doğru gitmek üzere. İnşallah çok hızlı 5 bin yatağa ulaşacağız. Bugün 60’a doğru giden kreş sayımız var. Daha önce sıfırdı, hiç yoktu. Bütün metro inşaatları durmuşken şu an 10 metroda birden çalışır durumdayız.

Aynı zamanda İTÜ- İstinye Füniküler hattını hazırlıyoruz. Sefaköy- Beylikdüzü metro hattını hazırlıyoruz. Dolayısıyla 12 şantiye birden olmaya çok yakın İstanbul. Senede 22 kilometre metroyu İstanbul’a hizmete açıyoruz. Daha ne diyeyim? Saatlerce konuşabilirim. Bizden bilgi istediklerinde yollarız. Bu sadece İstanbul Büyükşehir Belediyesi için değil, 11 CHP’li belediye degöğsünü gere gere işlerini, projelerini anlatabilecek durumda.”

O kim çıktı

Kritik savunma projeleriyle ilgili bilgileri yabancılara pazarlayan çetenin iki asker üyesinin, “vatana ihanet” suçu olan casusluğu rutin bir işmiş gibi dalga geçerek, karşılıklı esprilerle yaptığı ortaya çıktı.

Savunma sanayiindeki kritik projelerin bilgilerini yabancılara satan casusluk çetesinin yazışma ve ses kayıtları dava dosyasına girdi. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı Terör Suçları Soruşturma Bürosu, devletin en kritik kurumlarından Savunma Sanayii Başkanlığı (SSB) ile Deniz Kuvvetleri Komutanlığı’ndaki (DKK) milli projelerin ihale bilgilerinin yabancı firmalara sızdırılmasıyla ilgili yürüttüğü soruşturmayı tamamladı. Denizci 3 emekli albay, 2 binbaşı, 1 SSB eski proje müdürü, 1 iş insanı ve 1 çalışanı ile 2 TUSAŞ çalışanı olmak üzere 11 sanık hakkında dava açıldı. 397 sayfalık iddianamede sanıkların, TSK envanterinde bulunan bazı cihaz ve materyaller, alınması planlanan helikopterler ve özellikleri ile nerelerde kullanılacağı hakkındaki gizli bilgileri para karşılığı yurt dışında savunma alanında faaliyet gösteren firmalara sattığı vurgulandı

İhbar mektuplarıyla başlayan soruşturmada, sanıklar hakkında dinleme kararı çıkartılarak teknik ve fiziki takibe başlandı. Yabancı firma temsilciliği yapan şirket çalışanı sanık Emre Özlük ile dosyanın diğer sanığı emekli Albay Murat Ali Çömez’in sık sık telefon görüşmesi yaptığı tespit edildi. Bir görüşmede Çömez’in mevcut helikopterlerin bilgisi ve alınması planlanan helikopterlerin sayılarını Özlük’e aktardığı belirlendi.

İkili arasındaki konuşma şöyle:

E.Ö.: 12 adet yeni nesil helikopter alımı diye bir şey var, haberin var mı?

M.A.Ç.: Evet sonarlı helikopterler olacak.

E.Ö.: Bu çok uzun dönemli, o zaman en az 5-6 yıl var böyle bir şeyin alınması için.

M.A.Ç.: Tabii, tabii. Asıl önemli olan şu an orta yük nakliye helikopteri, genel maksat, bir de taarruz helikopteri. Bunlar ön planda.

Kritik savunma projeleriyle ilgili bilgileri yabancılara pazarlayan çetenin iki asker üyesi, “vatana ihanet” suçu olan casusluğu rutin bir işmiş gibi dalga geçerek, karşılıklı esprilerle yapmış. Çömez’in, dosyanın sanığı DKK’da görevli Binbaşı İbrahim Altın’a bazı projelerin TSK’nın On Yıllık Temin Tedarik Planı’na (OYTEP) girip girmediğini sorduğu da kayıtlara geçti.

İkili arasında WhatsApp’ta geçen diyalog şu şekilde:

M.A.Ç.: İbrahim merhaba. Bizim Helo Projeleri OYTEP’e girdi mi? OYTEP’de bizden başka proje var mıydı?

İ.A.: Efendim gizli bilgi kusura bakmayın. Daha OYTEP elimize geçmedi. CD ile gönderilecekmiş. Öğrenince size rapor ederim.

M.A.Ç.: Tamam gizli gizli bildir bana.

İ.A.: Efendim o iş bende.

Dinlemelere Emre Özlük’ün, SSB’de eski proje müdürü sanık Yusuf Hakan Özbilgin’den, yapılacak projeler ve pasif radarlarla ilgili Türkiye’de ne tür bir çalışmanın yapıldığını sorduğu görüşme de takıldı. Özlük’ün ASELSAN ve HAVELSAN’ın bu konu ile ilgili herhangi bir çalışmasının olup olmadığına dair bilgiler istediği, Özbilgin’in de kendi çalıştığı birim olmamasına rağmen bilgilere ulaşabileceğini belirttiği görülüyor.

İşte ikili arasındaki o diyalog:

E.Ö.: Pasif radarı konuşmuştuk ya seninle.
Y.H.Ö.: Sen onu teyit edeceksin.

E.Ö.: Biz onu teyit ederiz ama Türkiye’nin bununla ilgili şu ana kadar nasıl bir çalışma yapacağını, ASELSAN ve HAVELSAN bir şey yapıyor mu; öğrenebilir misin?
Y.H.Ö.: Tamam bilgilere ulaşmaya çalışacağım.

Emre Özlük’ün istediği başka bilgilere ulaşmada sıkıntı yaşayacağını söyleyen emekli Albay Murat Ali Çömez, şu ifadeleri kullanıyor:

M.A.Ç.: Sorabilirim ama onu verebileceklerini zannetmiyorum. Şimdi ben emekli oldum ya arkadaşlar tedirginlik gösterecekler.

E.Ö.: Seni sıkıntıya sokacaksa hiç sorma
M.A.Ç.: Sorarım ama hassasiyet gösterebilirler.

Yeni mujdeyi verdi

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Mersin Toplu Açılış Töreni’nde önemli açıklamalarda bulundu. Erdoğan, “Kendi alanında en son ve en güvenli teknoloji ile inşa edilen Türkiye’nin

ilk nükleer santralinin ilk ünitesini inşallah 2023’ün mayısına yetiştireceğiz. Bu projemizi 2023 hedeflerimizin önemli sembollerinden biri olarak görüyoruz” dedi.

Toplu açılış töreninde konuşan Erdoğan özetle şunları söyledi:

“Çeşitli eğitim yatırımlarımızı bugün burada resmen hizmete açıyoruz. Sağlıkta Anamur Devlet Hastanemizin açılışını yapıyoruz, ulaşımda bölünmüş yol ve kavşaklarıyla Mersin- Gözne yolunun açılışını gerçekleştiriyoruz. Erdemli Adalet Sarayı, emniyet müdürlüğü, çevik kuvvet, özel harekat hizmet binası gibi kamu yatırımlarını hizmete alıyoruz. Mersin’in önemli turizm alanlarından

;Cennet Cehennem Ören Yeri, Meryem Ana Kilisesi restorasyonu ile Bien Termal Oteli’n ve Cuma Namazını kıldığımız Emir Sultan Camii’nin resmi açılışlarını yapıyoruz. Özel sektörümüzün Mersin’de 1,2 milyar liralık yatırımla hayata geçirdiği 19 ayrı projenin açılışını da buradan gerçekleştiriyoruz. Tarsus Organize Sanayi bölgemizin 3. kısmı ile Modern Fabrika Yenilik Merkezimizi bugün resmen hizmete veriyoruz. Tüm eser ve hizmetlerin hayırlı olmasını diliyorum.”

AKKUYU NÜKLEER SANTRALİ

“Tüm eser ve hizmetlerin hayırlı olmasını diliyorum. Akkuyu Nükleer Güç Santralimizin inşaatında buraya gelmeden incelemelerde bulunduk. Mühendis ve işçilerimizin gayretleriyle santral inşaatımızın hızlı yükseldiğine şahit olduk. 13 bin mühendisin çalıştığı 10 bini Türk 3 bini Rus olmak üzere böyle bir eserin birinci ünitesi inşallah 2023’ün mayısına yetiştireceğiz.

Kendi alanında en son ve en güvenli teknoloji ile inşa edilen Türkiye’nin ilk nükleer santralinin ilk ünitesini inşallah 2023’ün mayısına yetiştireceğiz. Bu projemizi 2023 hedeflerimizin önemli sembollerinden biri olarak görüyoruz. Dünyada 32 ülkede 443 nükleer santral halen faaliyette. 19 ülkede 51 nükleer santral inşa safhasındayken Türkiye’yi mahrum bırakmak isteyenlerin derdi başkadır.

İklim değişikliği tartışmalarının arttığı dönemde bizim gibi ülkeler için en önemli enerji kaynağı nükleer santrallerdir. Amacımız Ülkemize en kısa sürede ikinci, üçüncü nükleer santralleri kazandıracağız. Burada 4 ünite yapacağız.”

Bim başkaldırdı

BİM de iktidara baş kaldırdı. Milli Gazete’de yer alan habere göre, Marketler zinciri BİM fiyat artışlarından dolayı kendilerine gelen tepkilere hükümeti hedef göstererek cevap verdi.

BİM yöneticisi Galip Aykaç, “Bizi töhmet altında bırakmasınlar…” dedi.

Özellikle et, süt ve yağ fiyatlarına BİM gibi ucuzluğuyla bilinen marketlerde bile dokunulamazken yaşanan bu fiyat artışının nedeni vatandaşlar tarafından merak edilir oldu.

Enflasyon TÜİK’in resmi rakamlarına göre yüzde 19.25 seviyelerinde seyrederken hükümet ekonomi iyi söylemleriyle vatandaşın karşısına çıkıyor. Beştepe’de işçilerle buluşma programında dün konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Milli gelirimiz Türk Lirası olarak yaklaşık 11 kat yükselirken, asgari ücretin 16 kata yakın artması bunun en somut örneklerindendir. Öyle ki 27 kat artan emekli maaşları vardır.” cümleleriyle vatandaşa seslendi.

BİM YETKİLİSİ FİYAT ARTIŞLARINDAN AKP’Yİ SORUMLU TUTTU

Durum böyleyken vatandaş da BİM gibi zincir marketlere gittiğinde raflardaki fiyat artışlarını şirketin üzerine yıkmaya başladı. Bu konu hakkında gelen şikayetleri paylaşan BİM yöneticisi Galip Aykaç ise topu tekrar AK Parti hükümetine attı.

BİM yöneticisi Galip Aykaç fiyat artışlarıyla ilgili yaptı açıklamada kendisine sorulan “ne oldu da peynir, süt fiyatları arttı?” sorusuna “Bilmiyorlar ki çiğ süt fiyatını devlet artırdı. Ne zaman sıkışılsa bir denetleme başlıyor” şeklinde karşılık verdi.

BİZİ TÖHMET ALTINDA BIRAKMASINLAR

Galip Aykaç katıldığı televizyon perakende sektörünün içinde bulunduğu durumu aktarırken “Merkez Bankası verilerine göre perakende sektöründe net kâr marjı 1.6’dan 1.2’ye düşmüş durumda. Eğer burada bu işler yapılıyorsa bu paralar nerede? Böyle bir dünya yok, lütfen bizi töhmet altında bırakmasınlar… Fahiş fiyatla perakendenin bir alakası yok” diye konuştu.

Bu açıklamasıyla BİM ve benzer marketlerdeki fiyat artışının sorumlusu olarak AK Parti hükümetini hedef gösteren Galip Aykaç “Bu fiyat artışlarıyla bu sektörün uzaktan yakından alakası yok. Bu tamamen bir algı yönetimi, bu algıya biz müsaade etmeyeceğiz” cümleleriyle konuşmasını bitirdi

Yasaklatıyorlar

Haber7 yazarı Prof. Dr. Ata Atun, Amerikan haber ajansı Associated Press tarafından servis edilen İHA haberine değinerek, “Maksatları KKTC ve Türkiye aleyhine dünyayı kışkırtmak ve Geçitkale’deki SİHA’ların kullanımını yasaklattırmak” dedi.

“İHA’lara Kara Propaganda Başladı” başlıklı köşe yazısında Ata Atun, Batı’nın ikiyüzlü tavırlarına dikkat çekerek, medya üzerinden nasıl bir algı operasyonu çektiğini anlattı.

Türk SİHA’larının başarısından bahseden Atun, Amerikan merkezli başlatılan algı operasyonuna değinerek, “Belli ki buradaki maksat, Geçitkale Havaalanında üslenmiş İHA ve SİHA’ları kötülemek, KKTC ve Türkiye aleyhine dünya medyasını kışkırtmak ve Geçitkale Havaalanının İHA ve SİHA’lar için kullanımını bir şekilde kamuoyu yaratıp yasaklattırmak” dedi.

İşte Ata Atun’un yazısının tamamı:

Batı dünyası ne vakit İHA’larımızı (Keşif kullanımlı İnsansız Hava Aracı), SİHA’larımızı (Silah taşıyabilen müdahale amaçlı Silahlı İnsansız Hava Aracı) ve TİHA’larımızı (Saldırı amaçlı Taarruzi İnsansız Hava Aracı) kötülemeye başlayacak diye merak ediyordum, beni utandırmadılar ve geçen hafta koro halinde kötüleme yayınları başladı.

Neredeyse son bir asırdır, dünyadaki Radyo, TV ve Gazetelere haber ulaştıran merkezlerin büyük yüzdeliği emperyalist Batı medyasının kontrolünde olduğu için işlerine gelen haberleri dünyaya servis ediyorlar, istemedikleri ve işlerine gelmeyen haberleri de servis etmeden tozlu raflara kaldırıyorlar.

Batılı ülkelerin Orta Doğu, Afrika ve Asya’da yaptıkları katliamları, bırakın ders kitaplarını, gazete ve dergilerde bile göremezsiniz. Belçika Kralı II. Leopold’un Kongo’da uygulattığı katliamlar sonucunda 1880-1920 yılları arasında Kongo nüfusunun yarısının yok edildiği hiçbir Batılı yayında yoktur. Emperyalizmin temsilcileri kendilerini açığa çıkarmazlar ama kendilerinden olmayanların yaptıkları ve işlerine gelmeyen çalışmalarını da bire bin katıp kötüleyerek dünya medyasına servis ederler.

Bu tek yönlü haber akışının, dezenformasyon ve manipülasyonun son örneği AP’den (Associated Press). AP’de yer alan bir habere göre ABD’nin başkenti Washington D. C. merkezli Uluslararası uçuş güvenliği Vakfı’na bağlı bir sivil toplum kuruluşu olan FSF-Med tam anlamıyla provokatif bir açıklama yapmış. Bu kuruluş talimatını, rüşvetini, hediyesini kimden aldıysa veya AİHM’deki Türkiye aleyhine kararlar alan Hakimlerin Kıbrıs Rum tarafındaki otellerde “her şey dahil” ağırlandığı gibi ağırlandılarsa karşılığını vermiş.

14 Eylül Salı günü yaptıkları basın açıklamasında, (anlamsal şekilde yaptığım çeviri ile) “etnik olarak bölünmüş Kıbrıs adasındaki, tek taraflı ilan edilmiş ayrılıkçı yönetimin idaresi altındaki Lefkoniko (Geçitkale) havaalanındaki İHA üssünün Doğu Akdeniz adası çevresindeki hava sahasını geçen binlerce ticari uçuş için güvenlik risklerini artırabilir” uyarısını yapıyor FSF-Med.

Belli ki buradaki maksat, Geçitkale Havaalanında üslenmiş İHA ve SİHA’ları kötülemek, KKTC ve Türkiye aleyhine dünya medyasını kışkırtmak ve Geçitkale Havaalanının İHA ve SİHA’lar için kullanımını bir şekilde kamuoyu yaratıp yasaklattırmak.

İnsanları aptal yerine koyan, “ben yaparsam mübah, sen yaparsan günah” merkezli komik bir açıklama. Kendine özel FIR hattı olan Geçitkale Havaalanının, Doğu Akdeniz’de Kıbrıs adası çevresindeki hava sahasından geçen sivil uçakların uçuş güvenliklerini nasıl olumsuz etkileyeceğini gerçekten çok merak ediyorum.

Güney Kıbrıs’ın güneyinde yer alan ve İngiliz toprağı olan Ağrotur (Akrotiri) Havaalanından kalkan, zamanında Libya’yı, Irak’ı ve Suriye’yi acımasızca bombalayan Amerikan ve İngiliz savaş uçakları uçuş güvenliğini tehdit etmez!

Güney Kıbrıs Rum Yönetimine ait olan Andreas Papandreu Havaalanına inip kalkan, Libya’yı acımasızca bombalayan Fransız savaş uçakları da Doğu Akdeniz hava sahasından geçen sivil uçakların uçuş güvenliklerini olumsuz etkilemez ama Geçitkale havaalanından kalkan İHA ve SİHA’lar olumsuz etkiler öyle mi?

Ben sadece Kıbrıs adasındakini yazdım ama siz aklınıza tüm dünyadaki Amerikan, Rus, Fransız, İngiliz vs. üslerini getirip örnekleri çoğaltabilirsiniz.

Özetle, bu kara propagandanın asıl amacı, Türk Silahlı Kuvvetlerinin -Rumları, Yunanları, AB’yi ve Batı dünyasını korkutan- bölgedeki Kara, Deniz ve Hava üstünlüğüne kendilerince engel olmak ve Türkiye’nin bölgesel üstünlüğüne son verebilmek zira İHA’ların uçuş yükseklikleri ile sivil uçakların uçuş yükseklikleri arasında en az 5 bin metrelik fark olduğunu, aynı düzlemde uçmadıklarını binlerce kilometre ötelerden gelip dünyayı kan gölüne çevirenler çok iyi biliyor.

Ama biz de şunu çok iyi biliyoruz ki emperyalistlerin tek hedefi, Türkleri Kıbrıs adasından atmak, Türkiye’yle Kıbrıs’ın bağını koparmak ve direkt olarak adayı, endirekt olarak da Doğu Akdeniz’in tümünü kendilerine bağlamak…

KAYNAK : Haber7

Yeni sliah

Türkiye her geçen gün S’avunma ile ilgili konularda önemli geliştirmeler yapıyor yerlilik oranını %90 lara çıkarmak için canla başla çalışıyor Türkiye’nin son dönemde geliştirdiği

ve dünyanın da üzerinde durduğu lazer sistemleri Birleşik Devletlerin gözünden kaçmadı Türkiye’yi yakından takip ediyorlar ve Lazer S’ilahımızı da gündemlerine aldılar İdef’te sergilenen Nazar sistemi, Amerikan Defence Blog’da incelendi.

TÜRKİYE DÜNYADA SAYILI ÜLKELERDEN BİRİ OLDU

Türkiye son dönemde yerli ve milli konseptte geliştirdiği savunma sanayii sistemleri ile göz dolduruyor. İnsansız sistemler ve akıllı, etkili mühimmatlar anlamında önemli bir pazar sağlarken, dünyanın son dönemde üzerinde durduğu lazer sistemleri ile ilgili Türkiye’de önemli çalışmalar yürütülüyor.

Tübitak’ın iştiraiyle gerçekleştirilen lazer silahlarına ilave olarak Türkiye Cumhuriyeti Savunma Sanayii Başkanlığı ile Meteksan S’avunma arasında geçtiğimiz yıllarda imzalanan NAZAR Projesi görücüye çıktı.

1. Faz kapsamında geliştirilen karada konuşlu Nazar Sistemi ilk kez Idef 2021 Fuarı sırasında Meteksan S’avunma standında sergileniyor. Sergilenen sistem A’BD medyasının da ilgisini çekti. Amerikan Defence Blog’da yer alan bir makalede Nazar sistemlerinden övgüyle bahsedildi.

F’ÜZELERİN K’ORKULU RÜYASI

NAZAR sistemine ilişkin değerlendirmelerin yer aldığı sayfada, f’üzelerin havada imha edilmesi adına uzun mesafede etkili bir s’avunma s’ilahı olduğuna dikkat çekildi. Nazar’a ilişkin şu değerlendirmeler yapıldı:

“Karada konuşlu Nazar Sistemi, kritik üsleri ve tesisleri korumak için Eo tr güdümlü f’üzelere karşı geniş bant teknoloji lazer v’urma yeteneği sağlıyor.

Dünyada birçok ülkenin üzerinde çalıştığı bir teknolojiyi içeren Nazar Projesi, lazer soft kill kabiliyeti ile Türkiye adına s’tratejik olarak kritik bir proje olarak kabul ediliyor. Sistem, EO ve IR güdümlü f’üzeleri tespit edebilecek ve bu f’üzelere yönelik lazerle soft k’ill tekniklerini uygulayabilecek şekilde geliştirilmiştir. Böylece EO/IR g’üdümlü f’üzelerin uzun mesafelerden etkisiz hale getirilmesi mümkün olacaktır.”

A’SKERİ GEMİLERDE DE YER ALACAK

Mobilize olmasının yanı sıra sistemin a’skeri gemilerde de kullanılmasının planlandığına değinilirken, Nazar’a i’lişkin şu bilgilere yer verildi:

“Verilen bilgilere göre; Nazar Projesi 1. Fazında geliştirilen Kara Sisteminin ardından s’avaş gemilerinin Anti Gemi F’üze S’avunma yeteneklerinin artırılması için gerekli modifikasyonlar yapılacak ve sistem a’skeri gemilere de konuşlandırılacak. ”

Bunasıl sözdür

Memleket Partisi Genel Başkanı Muharrem İnce, “Saray’ın şeyhülislamı” dediği Diyanet İşleri Bakanı Ali Erbaş ve laiklikle ilgili tartışmalar için

“Sayın Devlet Bahçeli ile pek anlaşamayız ama bugünkü açıklamalarını çok yerinde buldum. Bunlarla (laiklikle) oynamamak lazım. Diyanet İşleri Başkanı, çıkar cübbeni gir siyasete kardeşim.

Ya da yakana tak bir ampul, rozeti tak siyaset yap. Bir din adamının bu kadar siyaset arenasında görülmesinden rahatsızlık duyuyorum. Bu dinimize zarar verir, yıpratır” diye konuştu.

Muharrem İnce, Ankara’da bir otelde basın kuruluşlarının Ankara temsilcileri ile kahvaltıda bir araya geldi. İnce, şöyle konuştu:

“Büyük kurultayımızdan sonra yollara düşeceğiz, memleketin en uzak köşesinden başlayıp bir ucundan bir ucuna büyük ilçeler dahil karış karış dolaşacağız, seçime hazırlanacağız. Biz milletimize diyoruz ki ‘Ne cumhur ne millet, tek yol memleket’ diyoruz.Bir ilki başlatacağız, parti içi referandum. Tartışmalı konularda üyelerimize soracağız, şu partiyle ittifak kuracağız diyelim mesela, üyelere soracağız.

Tabana dayalı siyaset yapacağız.Bu iktidarın değişmesi lazım, yorgun Erdoğan’ın gitmesi lazım. Ama siyaset bir iddia ve ikna işidir. Biz iddiamızı ortaya koyuyoruz. Bir partinin genel başkanının mevcut sisteme göre cumhurbaşkanı adayı olması haber bile değildir. Olmuyorsa haberdir. Mutlaka olmalıdır. Memleket Partisi olarak partinin genel başkanı aday olmayacak da dışardan biri aday olacak hali yok. Bu partiyi kurmuşsak ben aday olmuyorsam ne diye duruyorum ki burada. O zaman anında partiyi bırakırım.

‘ADAY SAYISI NE KADAR ÇOK OLURSA KATILIM O KADAR YÜKSEK OLUR’ Aday sayısı ne kadar çok olursa katılım o kadar yüksek olur. Buna rağmen Erdoğan birinci turda 50+1’i alıyorsa zaten yapılacak bir şey yok. Ama bu adaylar topluma söz vermelidir. İkinci tura kalırsak kim ikinciyse onu desteklemek üzere söz vermelidir. Öyle yapılabilir. Ama çatı adayla gidilmesi katılımı düşürecektir.

Baskın bir seçim görmüyorum. Yani seçim olarak 2022’nin sonbaharından önce seçim öngörmüyorum. Yanılıyor olabilirim. Ama dediğim gibi Türkiye’de seçim olabilmesi iki şarta bağlı ya Sayın Cumhurbaşkanı’nın takdiri ya da 360 milletvekili. Muhalefetin 360 milletvekili olmadığına göre eğer Meclis bu kararı alacaksa ona da Sayın Cumhurbaşkanı karar verecek demektir. Hatta diyorum; son günlerdeki gelişmeleri görünce, Çanakkale Köprüsü’nü açmadan seçime gitmeyecektir diye düşünüyorum.

‘DİYANET İŞLERİ BAŞKANI, SARAYIN ŞEYHÜLİSLAMIDIR’ Diyanet İşleri Başkanı, Saray’ın şeyhülislamıdır.Bir rozeti eksik yakasında. Bu adam siyaset yapıyor, yollara düşmüş Saray’ın şeyhülislamı. Kimsiniz siz, dinin sahibi misiniz? Böyle bir şey olamaz. Fetvalara bakın; camiye alınacak cenazeler, alınmayacak cenazeler. Kendini bunlar ne zannediyor? Aman sesimizi çıkarmayalım, muhafazakarları kızdırmayalım, öyle yağma yok. Kim kızarsa kızsın, böyle bir mantık olabilir mi? Sistemin canına okuyorlar, muhalefete de kurdele tutturuyorlar. Fetvalar devrine mi döndük? Türkiye’yi hukuk devletiyle mi, fetvalarla mı yöneteceğiz? Gazetecinin cenazesini kılmayacaklarmış. Kılacak hoca vardır, sen de gelmezsin.

Elhamdülillah ben de Müslümanım. Buradan kim ne çıkarırsa çıkarsın, kızan kızsın. Laiklik can damarımızdır. Müslümanlar bilmelidir ki 2 milyarlık Müslüman alemine baksınlar, Türkiye’nin, Atatürk’ün, laikliğin farkını orada anlarlar. Asıl Müslümanlara lazım laiklik. Kadınlarımıza sesleniyorum. Bakın Afganistan’a, ibret alın. Bin sene daha bir Atatürk beklersiniz, gelsin bizi kurtarsın diye. Onun için bu sinir uçlarıyla oynamamak lazım. Sayın Devlet Bahçeli ile pek anlaşamayız ama bugünkü açıklamalarını çok yerinde buldum. Bunlarla (laiklikle) oynamamak lazım. Diyanet İşleri Başkanı, çıkar cübbeni gir siyasete kardeşim. Ya da yakana tak bir ampul, rozeti tak siyaset yap. Bir din adamının bu kadar siyaset arenasında görülmesinden rahatsızlık duyuyorum. Bu dinimize zarar verir, yıpratır.”