Vaka sayısı

Sağlık Bakanlığı, 31 Mart tarihli yeni koronavirüs tablosunu açıkladı. Türkiye’deki güncel durumun aktarıldığı tabloya göre, ölü sayısı 214’e, toplam vaka sayısı ise 13 bin 531’e yükseldi. Ülkemizdeki koronavirüs hastalarının 243’ü ise iyileşerek taburcu oldu.

Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, Türkiye ‘de yeni tip koronavirüs nedeniyle hayatını kaybedenlerin sayısı 214’e, toplam vaka sayısı ise 13 bin 531’e yükseldi.Bakan Koca, Twitter hesabından yaptığı açıklamada, Sağlık Bakanlığı’nın Türkiye’deki koronavirüs vaka ve ölü sayısı ile ilgili güncel verilerini paylaştı. Bakanlığın verilerine göre, son 24 saatte 15 bin 422 test yapıldı ve 2 bin 704 yeni tanı kondu, 46 kişi ise hayatını kaybetti. Açıklanan son rakamlarla birlikte Türkiye koronavirüs nedeniyle hayatını kaybedenlerin sayısı 214’e, toplam vaka sayısı ise 13 bin 531’e yükseldi.

847 HASTA YOĞUN BAKIMDA

Fahrettin Koca’nın paylaştığı tablodaki verilere göre koronavirüs salgını nedeniyle ülkemizde 847 hasta yoğun bakımda tedavi görürken entübe hasta sayısı ise 622.

İYİLEŞEN HASTA SAYISI

Bakanlığın açıkladığı verilerde sevindirici sayılarda var. Buna göre ülkemizdeki koronavirüs hastalarının 243’ü ise iyileşerek taburcu oldu.

TOPLAM TEST SAYISI

Salgınla ilgili en çok merak edilen konulardan biri de test sayısı. Ülkemizde koronavirüs hastalarına bugüne kadar yapılan test sayısı ise 92 bin 403 olarak açıklandı.
Son Dakika: Türkiye’de koronavirüs vaka sayısı 13 bin 531’e, can kaybı ise 214’e yükseldi

TÜRKİYE EN ÇOK VAKA GÖRÜLEN 10. ÜLKE OLDU

Açıklanan verilere göre bugün Türkiye, dünya genelinde en çok vaka görülen 10. ülke oldu. Türkiye’yi 12 bin 775 vaka sayısı ile Belçika takip ediyor. Dünya genelinde toplam vaka sayısı 828 bin 116 olurken ölü sayısı 40 bini aştı. En çok vaka 176 bin 518 ile ABD’de görülürken en çok ölüm 12 bin 428 ile İtalya’da görüldü.

Türkiye başlıyor

Sağlık Bakanlığı ve Kızılay’ın ortak çalışmasıyla birlikte koronavirüsün tedavisine Türkiye’de başlanıyor. İyileşmiş hastalardan alınacak plazma kan ürünü ile kritik durumda olan hastaların tedavisine başlanacak.

Sağlık Bakanlığı ve Kızılay harekete geçti, üniversiteler destek verdi. Yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgınıyla mücadelede iyileşmiş hastalardan alınacak plazma kan ürünü ile kritik durumda olan hastaların tedavisine başlanacak. Sağlık Bakanlığı koordinasyonunda, Kızılay ve Hacettepe Tıp Fakültesi başta olmak üzere çeşitli üniversitelerin desteği ile çok yakın bir tarihte Kovid-19 geçirip sağlığına kavuşmuş ve testleri negatif sonuç vermiş gönüllü donörlerden alınacak kandan, hastalığa karşı gelişen antikorların bolca bulunduğu plazma ayrılarak ağır durumdaki hastalara nakledilecek.

Koronavirüs salgınında ağır durumdaki hastalar için çare olabileceği düşünülen pasif antikor tedavisine Türkiye’de de start veriliyor. Sağlık Bakanlığı koordinasyonunda, Kızılay ve Hacettepe Tıp Fakültesi başta olmak üzere çeşitli üniversitelerin desteği ile çok yakın bir tarihte Kovid-19 geçirip sağlığına kavuşmuş ve testleri negatif sonuç vermiş gönüllü donörlerden alınacak kandan, hastalığa karşı gelişen antikorların bolca bulunduğu plazma ayrılarak ağır durumdaki hastalara nakledilecek.

HABERİ İLK KIZILAY BAŞKANI VERDİKovid-19 salgınında dünyanın gündeminde olan plazma naklinin ülkemizde de başlatılacağının işaretini ilk olarak, Türk Kızılayı Başkanı Dr. Kerem Kınık, sosyal medya hesabından verdi ve “Bugün önemli bir proje üzerinde çalıştık ve hastalarımız için ümit veren bir noktaya geldik Hacettepe, Kızılay Kan/BioBanka ve Sağlık Bakanlığı Korona Bilim Kurulundan Hocalarımız, Plazma Transfüzyon Tedavisinin etkinliği konusunda görüş birliğindeler” dedi.Bu tedavinin Türkiye’de uygulanabilmesinin en önemli destekçilerden biri olan Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Hematoloji Bilim Dalı Öğretim Üyesi ve Hacettepe Hastaneleri Kan Merkezi ve Aferez Ünitesi Direktörü Prof. Dr. Osman Özcebe, tüm detaylarını anlattı.

SAĞLIK BAKANLIĞI KOORDİNASYONUNDA KIZILAY ELİYLE YAPILACAKÖzcebe, “Kızılay ve sağlık kurumlarımızın katkısı ile bu organizasyon ülkemizde de kolaylıkla yapılabilir. Bütün dünyada olduğu gibi Sağlık Bakanlığımız da bu işin farkında ve artık elimizde iyileşmekte olan hastalarımız da var. Dolayısıyla bir hafta 10 gün gibi bir süre daha geçtikten sonra, bu kişilerden plazma toplanmasına başlanacak, diye düşünüyorum. Bu projede Sağlık Bakanlığının destekleyenlerin başında ise kan tedariğinin en büyük başrol oyuncusu olan Kızılay, üniversitelerimiz ki benim de mensubu bulunduğum Hacettepe Üniversitesi de dahil, her türlü bilgi ve ‘Know How’larını bu sistemin kurulması için ortaya koyacak. Sağlık Bakanlığı ve bakanlığa bağlı idari ve sağlık birimleri de bu organizasyonun içinde olacak. Bütün Avrupa ülkelerinde de bu iş bu şekilde yürütülüyor. Bu tedavi, tek başına, küçük ölçekli laboratuvarlarda yürütülebilecek bir organizasyon değil” dedi.

PLAZMALAR İKİNCİ SALGIN DALGASINDA DA KULLANILABİLİRSistem uygulanmaya başlandığında toplanan plazmaların ihtiyaçtan fazla temin edilmesi durumunda, olası bir ikinci dalga koronavirüs salgınında da kullanılabileceğini vurgulayan Özcebe, “Bu plazmalar uygun şartlarda dondurularak saklanabilirse, ileride muhtemelen eritilerek tekrar kullanılabilir. Ayrıca özel sanayi tipi ilaç ve kan ürünü üreten fabrikalarda, bu plazmaların işlenerek konsantre hale getirilip hazır ticari preparatlar haline de dönüştürülmesi de mümkün. Virüs bu arada bariz bir mutasyon geçirmez ve elimizdeki antikorlara hala duyarlı kalabilirse, yani hedef tahtasında kalmaya devam ederse, böyle bir avantajı da söz konusu olabilir” diye konuştu.

ELDEKİ TÜM TEDAVİLERE RAĞMEN HASTALAR KAYBEDİLEBİLİYORVücudun kendi bağışıklık sisteminin geliştirdiği veya çocukluk çağından itibaren aşı ile oluşturulan antikorları, ‘mikroplar vücudumuza girdiği zaman onları tanıyarak anında yok eden sihirli mermicikler’ olarak tanımlayan Özcebe, şu bilgileri verdi:”Hedefe yönelik tanımlanmış silahlar diyebiliriz bunlara. Bir enfeksiyon geçirdiğiniz zaman, genellikle buna karşı bağışıklığınızın kalıcı olmasını sağlayan bu antikorlardır. Aşı ile antikorları oluşturduğumuz zaman da olası etkenlere karşı koruma sağlamış olursunuz. İyileşmiş olan kişinin kanından bu antikorları elde edip, enfeksiyonla savaşan ve bağışıklık sistemi zayıf olduğu için hastalığı ağır geçiren başka bir hastaya verdiğimiz zaman ise hastanın iyileşme sürecine önemli boyutta katkılarda bulunur. Buna pasif immünizasyon (bağışıklık) diyoruz.”

“YENİ BİR YÖNTEMMİŞ GİBİ SUNULMASI YANLIŞ”Bu yöntemin yeni bir yöntemmiş gibi sunulmasının da doğru olmadığının altını çizen Özcebe, “Daha önce de pandemi (küresel salgın) ve endemi (bölgesel salgın) şeklinde seyretmiş olan pekçok enfeksiyonda bu yöntem kullanıldı. Bunun tipik örnekleri 2009 influenza (H1N1) endemisi, 2014’de Ebola ve 2015’te MERS, bütün bu salgınlar sırasında bu antikor transferi yani pasif immünizasyon kullanılmıştır. Kovid-19 salgınında niye tekrar gündeme geldi? Çünkü yüzde 5’lik bir hastada, hastalık ağır seyrediyor; hastaların yaklaşık yüzde 1’ini de kaybediyoruz. Bu, yüzde 5’lik hastanın ise bir kısmı, yoğun bakımlarda solunum desteğine ihtiyaç duyuyor. Yani elimizdeki denenmiş ve kısmi olarak etkinliği gösterilmiş tüm tedavi yaklaşımlarına rağmen kesin çözümü yok.Hastalarımızın bir kısmını kaybediyoruz bu nedenle. Uygun bir organizasyonla, yapılması zor bir işlem değil plazma nakli ile pasif antikor tedavisi aslında. Türkiye’de de Sağlık Bakanlığı önderliğinde bu tedavi yapılabilir” dedi.

Fotoğraf açıklaması yok.

“AVRUPA STANDARTLARINDA KAN BANKACILIĞI SİSTEMİMİZ VAR”Türkiye’nin bu iş için alt yapısının hazır ve Avrupa standartlarında çok kuvvetli bir kan bankacılığı sistemi olduğunu vurgulayan Özcebe, “Avrupa Birliği direktiflerine tamamen uygun, son derece eğitimli, donanımlı yeterli teknik altyapısı olan kan bankacılığı sistemimiz var. Kızılay bu sistemi büyük oranda kontrol edip işletiyor hali hazırda. Dolayısıyla Türkiye’de bu yöntemin uygulanmaması için hiçbir neden yok. Etkili olacağı hasta grupları ise tanımlanmış durumda:
Yoğun bakımda destek tedavisine ihtiyaç duyan hastalar. Ayrıca, kan transferi yaptığımız kişiye de aldığımız kan ürünün zarar vermemesi için katı kurallarımız var. Bağış yapacak kişilerin de evrensel kan bankacılığı donör kriterlerine uygun olması lazım. Enfeksiyonu geçirdikten, semptomları bittikten en az 2 hafta sonra hem boğazdan alınan sürüntü, hem de alınan kan örneğinin PCR testlerinde negatif çıkmış olması gerekiyor. Donörden alınacak serumun ne şekilde işleneceği, hangi testlerin yapılacağı, bütün bunlar tanımlandı. Bu plazma naklinin çok fazla riski de yok” şeklinde konuştu.

DÜNYADA DA BAĞIŞÇI ÇAĞRILARI BAŞLADIKoronavirüs salgınında pasif antikor tedavisinin ilk olarak Çin’deki meslektaşları tarafından küçük ölçekli çalışmalarla denendiğini hatırlatan Özcebe, sözlerini şöyle noktaladı:”Daha sonrasında Batı dünyasında yapılan 5 hastalık bir çalışmada, pasif antikor transferinin ağır hastaların yoğun bakımdan, solunum desteğinden kurtulma ve taburcu olma şansını artırdığı gösterildi. Buna binaen dünyanın önde gelen büyük sağlık kuruluşlarından WHO (Dünya Sağlık Örgütü) ile Amerikan Gıda ve İlaç Dairesi FDA, bu ayın 24’ü itibariyle bu salgında bu yöntemin kullanılabileceğini resmi olarak açıkladı ve ABD başta olmak üzere kamuoyuna da ilanlar verilip Kovid-19 geçirip iyileşmiş kişilere plazma bağışında bulunma çağrısı yapıldı.”

Bakan koca müjdeyi duyurdu

Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, Mayıs ve Eylül ayında iki şehir hastanesinin hizmete gireceğini duyurdu. Koca, iki hastanenin açılmasıyla İstanbul’da yatak kapasitesinin 5 bin 462 artacağını söyledi.

Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, İstanbul’da mayısta İkitelli, eylül ayında Göztepe şehir hastanelerinin açılacağını belirterek, “Yeni şehir hastanelerimizle İstanbul’da yatak kapasitemiz toplamda 5 bin 452 artıyor” ifadelerini kullandı.

İstanbul’da 2 şehir hastanesi daha hizmete girecek.

Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, Twitter hesabından yaptığı paylaşımda, dün İstanbul Okmeydanı Şehir Hastanesi’nin ilk etabını hizmete açtıklarını belirtti.

Kartal Şehir Hastanesi’nin de daha önce hizmete girdiğini hatırlatan Koca, mesajında, “Mayısta İkitelli, eylülde ise Göztepe Şehir Hastanelerimiz açılıyor. Yeni şehir hastanelerimizle İstanbul’da yatak kapasitemiz toplamda 5 bin 452 artıyor” bilgisini verdi.

“İlacı bulduk”

Rusya, dünya çapında 650 binden fazla kişiyi etkileyen, 30 binden fazla kişinin de ölümüne yol açan Corona virüs için bir tedavi geliştirdiklerini açıkladı. Sıtma için kullanılan bir ilaç baz alınarak geliştirilen yeni ilacın virüsün çoğalmasını önlediği öne sürüldü

Rusya, dünya genelinde yüzbinlerce kişiyi etkileyen binlercesinin de ölümüne yol açan coronavirüsü tedavi edecek ilaç geliştirdiklerini duyurdu. Açıklama Rusya Federal Biyomedikal Kurumu’ndan geldi.

Bu tedavinin 1970’li yıllardan beri sıtma için kullanılan bir ilaç baz alınarak geliştirildiği” belirtildi. Yeni formüle edilen ilacın sadece hastalığın semptomlarını azaltmakla kalmadığı, ayni zamanda virüsün çoğalmasını da önlediği öne sürüldü.

İlacın ayrıca Covid-19’un hücreler üzerindeki yozlaştırıcı etkisini engellediği ve farklı seviyelerdeki Covid-19 hastalarının iyileşmesini sağlayacağı vurgulandı.

Rus yetkililerin “kolay ve güvenli” bir yöntem olarak tanımladığı tedavinin, Corona virüs hastaları üzerinde testlerine başlanacağı bildirildi. Dünyanın birçok laboratuvarında virüse karşı sıtma ilaçları ile yapılan deneyler sürüyor.

Geçtiğimiz hafta ABD Başkanı Donald Trump’ın “Corona virüse iyi geliyor” dediği benzer bir sıtma ilacını alan kişi hayatını kaybetmişti.”

Hemşireden vasiyet

Koronavirüs belası ülkemize geldiğinden beri hem vatandaşların hem de sağlık çalışanlarının psikolojisi yerle bir olmuş vaziyette…

Olmaması mümkün mü?

Ülkece, milletçe zor günlerden geçiyoruz…

Görüntünün olası içeriği: bir veya daha fazla kişi, oturan insanlar ve iç mekan

Kaygı, endişe had safhalarda…

Ama geçecek bu kara, acı günler geçecek, hem de delip geçecek…

Bazı vatandaşlar “Evde kal!” uyarısına her nedense inat ve ısrarla uymazken, bazı sağlıkçılar da vasiyetlerini sesli olarak dillendirmeye başladı bile…

Paylaşımlarında evlerinden çıkarken helalleşip ayrılıyorlar sevdiklerinden…
Okuyunca insanın içi ürperiyor…

Kimi çocuğunu koklayıp öpemeden iki metre uzaktan hasretle bakıyor…

Kimi yavuklusunun yüzünü özlüyor…

Görüntünün olası içeriği: bir veya daha fazla kişi, oturan insanlar ve iç mekan

Zor çok zor!
İlimiz kamu hastaneleri yöneticileri eylem planlarını hazırladı. Evlerine gitmek istemeyen sağlık emekçileri için hastanelere yakın mesafede olan sosyal tesis, otel ve yurtlar ayarlanmaya, tahsis edilmeye başlandı…

Hastane yöneticileri evlerinde kalmak istemeyen sağlıkçıların taleplerini almaya başladıklarını söylediler…
***
Şimdi sizlere daha birkaç gün önce ilimizdeki bir kamu hastanesinde yoğun bakım ünitesinde çalışan bir kahraman hemşirenin vasiyetini paylaşacağım…
Buyurun…

“Ben yoğun bakım hemşiresiyim. Yaklaşık 20 yıldır çalışıyorum. 20 yıl daha çalışırım eyvallah. Bir gün ‘of’ demedim. Bundan sonra da demem. Hastalarımdan çok kereler çeşitli hastalıklar kaptığım oldu. Saldırıya maruz kaldığım da oldu takdir edildiğim de. İlk defa korkuyorum… Ailemin tek çalışanıyım. 17 yaşında bir oğlum var. Onu babasız büyüttüm. Alın terimle, emeğimle. Kimseye minnetim olmadı. Şimdi korkuyorum çünkü ona temiz adımdan başka bırakacak bir şeyim yok. Eğer bu işten yenik düşersem, ülkeme vasiyetimdir… Evladımı okutun lütfen. Çok iyi bir çocuktur. Dersleri de iyidir. Hayvanları sever, gözetir. Tarihçi olmak istiyor. Okuyor, araştırıyor. Öğretmenleri de değer veriyor ona… Siz de emanetime değer verin. Yavrumu okutun!”

Gelecekten umudu kesmek, geleceğe kaygı ile bakmak ne acı…

İnanın yürek atmakta tereddüt ediyor…

***
Evet, sağlıkçılar gerçekten korkuyorlar ve tedirginler…

Hem kendileri hem aileleri hem de sevdikleri için…

Bu yüzden birçok sağlıkçı, “Aileme virüs bulaştırabilirim!” endişesiyle bavullarını toplayıp evlerinden ayrılmaya başladılar bile…

Çünkü, bizlerin uzak durduğu, durmaya çalıştığı koronavirüsüyle burun burunalar. İşlerini gururla yaptıkları gibi bir insan olarak da korkuları var elbet…

Üstüne basa basa hem kendinizi hem ailenizi hem de bizleri düşünerek “Evlerinizden çıkmayın lütfen!” diye bağırıyorlar…

***

Bakın bir hemşire haklı olarak bizlere nasıl sitem ediyor:

“Siz evinizde oturmazken sağlık camiası evinden helalleşip çıkıyor…

Siz parkta gezerken sağlık camiası vaziyetini hazırlayıp ailesine bırakıyor…

Siz karantinadan kaçarken, sağlık camiası virüsten kaçışı olmadığını bilerek, solunum cihazına bağlanmadan hastalığı atlatabilmek için dua ediyor…

Siz maske eldiven bırakmazken, sağlık camiası hastalarına virüs taşımasın diye dört katı parayla maske alıyor…

Siz umarsızca “Kaderde varsa…” deyip virüs saçarken sağlık camiası siz yaşayın diye ölüyor…

Haydi Türkiye devam et evde kalmaya!

Ama sokaklarda gezerken düşün! Günü geldiğinde bu vebali nasıl ödersin?”

***
Ve daha neler neler…

Onlar ölümü göze aldı da bizler evde kalmaya bir türlü dayanamıyoruz, kabul edemiyoruz…

Evde camdan dışarıyı seyretmek, yoğun bakımın tavanını seyretmekten daha iyi değil midir acaba?

Biraz empati ve biraz sabır lütfen…

Çok mu zor!

Sebebi başka çıktı

Gece yarısı sürpriz bir karara imza atılmış, Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Cahit Turhan görevinden alınmıştı. Cumhurbaşkanı Erdoğan yayımladığı kararname ile beklenmedik bir adım atmıştı. Çeşitli iddialar akabinde geldi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın beklenmedik bu hamlesi 2018 senesinde kurmuş olduğu Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nde ki ilk değişiklik olarak da tarihe geçmiş durumdayken herkesçe kararın gerekçesi merak edilmekteydi.

Tabi kamuoyu çalkalanmaya başlamış çeşitli iddialar da beraberinde gelmişti. Kimileri Kanal İstanbul Projesi’nin ihalesini ertelemediği için görevden alındığını iddia ederken, Sözcü Gazetesi’nden Veli Toprak’ın haberi ise bambaşka çıktı. Habere göre olayın aslı çok farklı.

Öncelikle Adalet ve Kalkınma Partisi Kulislerinde kararın ardında, Cahit Turhan’ın yenitip koronavirüsü tedbirlerinde pasif kaldığı düşüncesi ortaya çıktı. Kanal İstanbul ile alakalı olarak ihalenin nihai takvime göre yapıldığı ve bakanın herhangi bir rolü olmadığı belirtildi.

Sözcü’den Turhan’ın haberine göre ise: Koronavirüs sebebi ile, havayolu, karayolu, denizyolu ulaşımlarında erken tedbir ve önlem alınmadığı, yetersiz kalındığı belirtiliyor.

Erdoğan tarafından açıklanan son 7 tedbirin içerisinde yer alan “Yurtdışı uçuşların yasaklanması” kararı bile, Cahit Turhan’a rağmen alınan bir karar olarak da belirtiliyor.

Bu gece başlıyor

İçişleri Bakanlığı’ndan yapılan açıklamada, “Bu gece yarısı saat 00.01’den itibaren İstanbul, Ankara, İzmir’de ticari taksilerin trafiğe çıkışlarında plakasının son hanesine göre sınırlamaya gidilecek. Buna göre, yarın saat 24.00’e kadar plakasının son rakamı ‘tek’ olan ticari taksiler trafiğe çıkabilecek. Belirtilen saatten sonra plakasının son rakamı çift olan ticari taksiler trafiğe çıkabilecek. Belirlenen bu sistem takip eden günler için ardışık olarak devam edecek” ifadelerine yer verildi.

İçişleri Bakanlığı 81 İl Valiliğine corona virüsü tedbirleri kapsamında “Ticari Taksilerle” ilgili yeni bir genelge daha gönderdi. Genelgeye göre; Bu gece yarısı saat 00.01’den itibaren İstanbul, Ankara, İzmir’de ticari taksilerin trafiğe çıkışlarında plakasının son hanesine göre sınırlamaya gidilecek.

Buna göre, yarın saat 24.00’e kadar plakasının son rakamı “tek” olan ticari taksiler trafiğe çıkabilecek. Belirtilen saatten sonra plakasının son rakamı çift olan ticari taksiler trafiğe çıkabilecek. Belirlenen bu sistem takip eden günler için ardışık olarak devam edecek.

İSTANBUL, ANKARA VE İZMİR DIŞINDA KARAR VALİLERE BAĞLI
İstanbul, Ankara ve İzmir dışındaki illerimizde de konu Valiler tarafından değerlendirilecek, alınan kararlar doğrultusunda uygulanabilecek
Bakanlığın illere gönderdiği genelgede, tüm Dünya’yı etkisi altına alan corona virüsü (Covid-19) salgınının en temel özelliği, fiziksel temas, hava yolu vb. yollarla çok hızlı bulaşması ve enfekte insan sayısının çok hızlı artırdığına dikkat çekildi.

Genelgede, virüsün yayılmasını engellenmenin en etkili yolunun ise sosyal hareketliliği ve insanlar arası teması azaltarak, sosyal izolasyonun sağlanması olduğuna vurgu yapıldı.

Sosyal izolasyonun sağlanmadığı hallerde virüsün yayılımı hızlanarak vaka sayısı ve tedavi gereksinimi artırdığına değinilen genelgede, bunun da vatandaşların hayatlarını kaybetme riski ile toplum sağlığı ve kamu düzeninin ciddi şekilde bozulabileceğine sebep olduğuna dikkat çekildi.

TAKSİ PLAKASINA GÖRE SINIRLAMA
Gelinen bu aşamada Sağlık Bakanlığı ve Bilim Kurulunun tavsiyeleri doğrultusunda alınan kararların etkinliğinin arttırılarak virüsün yayılmasını engellemek, toplum sağlığı ve kamu düzeni korumak için aşağıdaki ek tedbirlerin alınmasına karar verildiği ifade edilen genelgede alınan tedbirler şu şekilde sıralandı:

* 30 Mart 2020 tarihi Pazartesi saat 00.01’den itibaren İstanbul, Ankara ve İzmir illerinde kayıtlı ticari taksilerin trafiğe çıkışlarında plakasının son hanesine göre sınırlamaya gidilecek.

* Birinci gün olan 30 Mart 2020 tarihi Pazartesi saat 00.01′ den 30 Mart 2020 tarihi pazartesi saat 24.00’a kadar plakasının son rakamı tek olan ticari taksiler trafiğe çıkabilecek.

* Belirtilen saatten sonra plakasının son rakamı çift olan ticari taksiler trafiğe çıkabilecek. Belirlenen bu sistem takip eden günler için ardışık olarak devam edecek.

*İstanbul, Ankara ve İzmir dışındaki illerimizde de konu Valiler tarafından değerlendirilerek ihtiyaç duyulması halinde belirtilen kapsamda kararlar alınarak uygulanabilecek.

Bakanlık genelgede söz konusu kararlar kapsamında, valiler ve kaymakamlar tarafından, Umumi Hıfzıssıhha Kanunun ilgili maddeleri uyarınca gerekli kararların ivedilikle alınması, belediyeler ve ilgili meslek odalarını bilgilendirerek konunun koordine edilmesi, tedbirlerin planlanması/uygulanması ve kolluk birimleri tarafından konunun takip edilerek uygulamada herhangi bir aksaklığa meydan verilmemesi istendi. (İHA)

Yasak geliyor mu?

Gazeteci Cüneyt Özdemir’in YouTube canlı yayınına konuk olan İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, corona virüsüne yakalanan polisin olup olmadığı sorusuna “Hem semptomları olanlar var hem de birtakım temaslardan dolayı oluşan teşkilatımızın mensupları var. Şu anda sayısı 20 civarında ve bunlardan iyileşenler var” yanıtını verdi. Sokağa çıkma yasağı sorusunu cevaplayan Bakan Soylu, “Bizim almayacağız hiçbir tedbir yoktur” dedi.

Bakan Soylu, Özdemir’in corona virüsüne yakalanan polisin olup olmadığı sorusuna verdiği yanıtta şu ifadeleri kullandı:

* Hem semptomları olanlar var hem de birtakım temaslardan dolayı oluşan teşkilatımızın mensupları var.

* Şu anda sayısı 20 civarında ve bunlardan iyileşenler var.

* Ama arkadaşlarımızın özellikle hem sahada olması hem de bunun yanı sıra görevlerini tam anlamıyla yapabilmeleri ve sağlıklarını devam ettirebilmeleri bizim açımızdan çok önemli.

* Ülke açısından da çok önemli.

“SOSYAL İZOLASYONU SAĞLAMIŞ DURUMDAYIZ”
Bakan Soylu, sokağa çıkma yasağı konusunda açıklama yaptı.

Soylu, şunları söyledi:

* Bizim almayacağız hiçbir tedbir yoktur.

* Sabahleyin valilerimizle tekrar bir değerlendirme yaptık. Ne noktada olduğumuzu ve bu değerlendirmeyi de sayın Cumhurbaşkanımıza arz ettik.

* Güvenliğe sokağa çıkma yasağı koyacak mıyız? Elbette hayır.

* Sağlığa sokağa çıkma yasağı koyacak mıyız? Elbette hayır.

* Peki onun dışında gıda tedariği yapana sokağa çıkma yasağı koyacak mıyız? Gıdayı bir taraftan bir tarafa taşımaya çalışana sokağa çıkma yasağı koyacak mıyız?

* Şu anda neredeyse üretim ve tedarik zincirinin dışında güvenlik ve sağlığın dışında hemen hemen belki yüzde 2’ler, yüzde 3’ler olabilir, şu anda bir sosyal izolasyonu sağlamış durumdayız.

* Bugün Türkiye caddelerini, sokaklarını gördünüz. Televizyonlar sabahtan veriyor. Türkiye’nin cıvıl cıvıl meydanlarının tamamı boş.

* İstanbul’da, Ankara’da, İzmir’de, Antalya’da tamamen boş.

* Eğer vatandaşımızı sosyal izolasyona, evde kal, evde hayat var ve eve hayat sığar çağrılarıyla birlikte evde tutabiliyorsak ve zorunlu olanlar ki 65 yaşla ilgili bir sınırlandırma getirdik.

* 65 yaşın üzerindeki onları da evlerinde yalnız bırakmadık.

* Bu konuda biz hiçbir tedbiri almaktan çekinmeyiz.

* Bütün bu parametreleri takip ediyoruz, izliyoruz ve yönetmeye çalışıyoruz.

* Şu andaki durumda yaklaşık yüzde 95 civarında hayat bugün cumartesi pazar itibariyle söylüyorum, eve çekildi.

* Yarını, öbür günü izleyeceğiz.

* Bakın sabahleyin benim valilerimize söylediğim şudur.

* Bir, şehir içi giriş ve çıkışların kontrolünü daha fazla.

* Hiçbir özel aracı sekmeyin. Muhakkak otobüsler zaten kontrol edilecek.

* İki, şehir için özel taşımada ister belediye otobüsü olsun, ister özel halk otobüsü olsun, ister minibüs olsun.

* Her birini tek tek kontrol edin, sosyal mesafe diyebileceğimiz mesafeyi ihlal edebilecek ne varsa araba bağlanması gerekiyorsa kamu tüzel beni ilgilendirmiyor hepsini bağlayın.

* Bir şehirden başka bir şehre giden kimi tespit ediyorsanız ona 14 gün evde kalmasını söyleyin ve gerekli tüm tedbirleri alın.

Vaka sayısını açıkladı

Son dakika: Türkiye’de yeni tip koronavirüs salgını nedeniyle hayatını kaybedenlerin sayısı 131’e, vaka sayısı ise 9 bin 217’e yükseldi.

Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, Türkiye ‘de yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgını nedeniyle yaşamını yitirenlerin sayısının 131’e, vaka sayısının ise 9 bin 217’ye yükseldiğini açıkladı.Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, Twitter hesabından yaptığı açıklamada, Türkiye’deki koronavirüs vaka ve ölüm sayısına ilişkin son bilgileri paylaştı. Son 24 saatte 9 bin 982 test yapıldığını ve bin 815 yeni tanı konduğunu belirten Bakan Koca, toplam 23 kişinin hayatını kaybettiğini ifade etti.

TOPLAM ÖLÜ SAYISI 131’E, VAKA SAYISI İSE 9 BİNİ AŞTI

Bakan Koca’nın açıkladığı son verilerin ardından Türkiye’de Kovid-19 salgını nedeniyle hayatını kaybedenlerin sayısı 131’e, toplam vaka sayısı ise 9 bin 217’ye yükseldi.

568 HASTA YOĞUN BAKIMDA

Bakanlığın paylaştığı verilere göre, yoğun bakımda yatan hasta sayısı 123 artarak 568’e yükseldi. Dün açıklanana verilerde bu sayı 445 idi.

İYİLEŞEN HASTA SAYISI 105’E YÜKSELDİ

Bakanlığın açıkladığı verilerde sevindirici sayılarda var. Buna göre ülkemizdeki koronavirüs hastalarının 105’i ise iyileşerek taburcu oldu.

TOPLAM TEST SAYISI 65 BİNİ AŞTI

En çok merak edilen konulardan birisi de Türkiye’de yapılan koronavirüs test sayısı. Ülkemizde koronavirüs hastalarına bugüne kadar yapılan test sayısı ise 65 bin 446 olarak açıklandı.

3 Şehirde Karantina

Türkiye’de coronavirüsü nedeniyle bir köy daha karantinaya alındı. Gümüşhane’nin Yukarı Kuluca köyü coronavirüs tedbirleri kapsamında karantinaya alındı. Bir son dakika haberi de Sivas’tan geldi. Sivas’ın Akıncılar, Koyulhisar ve Suşehri ilçelerine bağlı 5 köyün karantinaya alındığı duyuruldu. Daha önce de Çankırı, Kütahya, Yozgat ve Rize’de bazı köyler karantina altına alınmıştı. Son dakika gelişmesinin detayları şu şekilde…

Coronavirüsü tedbirleri Türkiye genelinde uygulanmaya devam ediyor. Gümüşhane’nin Şiran ilçesine bağlı Yukarı Kulaca köyü, yeni tip koronavirüs tedbirleri kapsamında karantinaya alındı.

GÜMÜŞHANE VALİLİĞİNDEN AÇIKLAMA

Valilikten yapılan yazılı açıklamada, koronavirüs önlemleri kapsamında şehir dışından gelen vatandaşlara yönelik tedbirlerin artırıldığı belirtildi.

Kent giriş ve çıkışlarıyla köylerde önemli tedbirler alındığına işaret edilen açıklamada, “Kocaeli’den Şiran ilçesine geldiği belirlenen bir kişinin, Kocaeli’de koronavirüs pozitif bulgusu bulunan bir kişiyle teması tespit edildiğinden Şiran ilçesinin Yukarı Kulaca köyünde karantina tedbiri alınmıştır.” ifadesine yer verildi.

SİVAS’TA 5 KÖY KARANTİNAYA ALINDI

Sivas Valiliğinden yapılan açıklamada, “Şehir dışı çok fazla hemşehrimizi ağırladığı için her türlü olasılığa karşı, tedbir amaçlı, koronavirüs salgınının yayılarak vatandaşlarımızın hayatını tehdit etmesini engellemek ve köylerimizin sosyal izolasyona geçmelerini sağlamak üzere Akıncılar ilçesi Şenbağlar, Koyulhisar ilçesi Boyalı ve Dilekli, Suşehri ilçesi Boyalıca ve Gökçekaş köylerimizde karantina kararı alınmıştır.” ifadelerine yer verildi.

Açıklamada, karantinaya alınan köylere, giriş ve çıkışların yasaklandığı bildirildi.